Kadınların artık erkeğin soyadını almasına gerek yok!
09:20
Zehra Doğan /JINHA
ANKARA – AYM, kadının evlendikten sonra eski soyadını kullanmasının önünü açtı. Yerel mahkemede açtığı davayla kadınların artık evlendikten sonra aldığı soyadını kullanmamam hakkını almasının önünü açan BDP Kadın Meclisi Üyesi Avukat Pınar Akdemir, “Doğurganlık özelliğiyle asıl köklerin sahibi olan kadınların erkeğin soyadını kullanmasına gerek yok. Ne yazık ki Türkiye’de kadının erkeğin soyadını alması gerekiyordu. Fakat kazandığım dava sonucu artık kadınların erkeğin soyadını kullanmasına gerek kalmadı. Kazandığım dava, aynı zamanda kadın mücadelesi veren BDP’nin bir kazanımıdır” dedi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa’nın 90. maddesi, kadına soyadı özgürlüğünü getirdi. Anayasa Mahkemesi (AYM) kadının evlendikten sonra eski soyadını kullanmasının önünü açtı. Kararın önünü açan BDP Kadın Meclis Üyesi Avukat Pınar Akdemir, evlendikten sonra aldığı ikinci soyadını, Anayasa Mahkemesi’nin kararını örnek göstererek yerel bir mahkemeye açtığı davayla sildirmeye hak kazandı. Pınar, evlendikten sonra aldığı soyadını kullanmak istemediğini beyan ederek, Ankara 5’inci Aile Mahkemesi’nde dava açtı ve 17 Ocak’ta Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararını gerekçe göstererek evli kadının kızlık soyadını kullanması yönünde kararla birlikte davayı kazandı. AYM’nin hükmü üzerine ilk kez bir yerel mahkemenin böyle bir karara imza attığını söyleyen Pınar,
‘Türkiye kanunları erildir’
Soyadın ataerkil düşünce yapısının ürünü olduğunu söyleyen Pınar, “Bu eril düşünce Türkiye’de bir kanundu. Erkeğin soyadını alma kanunu erkek egemen sistemin eril düşünce yapısı üzerinden kadınlara karşı ayrımcılık yapmayı teşkil ediyor. Soyun erkek üzerinden gitmesi bunu gösteriyor” şeklinde konuştu. Türkiye’nin mevcut hukuk sisteminde kadınlara ayrımcı bir yaklaşımın söz konusu olduğunu kaydeden Pınar, erkeğin soyadını alma kanunun yine erkeğe verilen bir ayrıcalıktan olduğunu belirtti. Kendisinden önce İstanbul avukatlarından Gülizar Tuncer ve İzmir avukatlarından Ayten Tekeli Ünal’ın evlendikten sonra aldıkları soyadını istemedikleri için AİHM’ye başvuruda bulunduklarına dikkat çekerek, “Benden önce Gülizar ve Ayten AİHM’e başvuruda bulundu ve AİHM Türkiye’yi ayrımcılık yasağının ihlali üzerinden mahkum etti. Buna rağmen sadece davayı kazanan iki kadın yalnız kendi soyadlarını kullanabildi. Bu da her evli kadınların mevcut bir durumda tekrar AİHM’ye başvurması gerektiğini gösteriyor” ifadesinde bulundu. Son olarak kendisinin yerel bir mahkemeye açtığı davayla kendi soyadını kullanma hakkını kazandığını ifade eden Pınar, alınan kararla beraber, bundan sonra kadınların evlendikten sonra aldıkları soyadını kullanmak zorunda kalmayacağının altını çizdi.
‘Kadın, kültürünü devam ettirme hakkına sahiptir’
Türkiye kanunlarında yer alan “kişinin maddi ve manevi yapısını koruma” kanunu gereğince aslında bu tür konular için dava açmaya dahi gerek olmadığını dile getiren Pınar, kadının kendi kültürünü ve manevi bağını korumaya hakkı olduğundan kendi soyadını kullanması gerektiğini ifade etti. “Bütün bunlar için bu kadar mücadele etmeye gerek yok” diyen Pınar, kadınların mirasçısı olduğu kültürüne sahip çıkmak istediğinde kanunların buna engel olmamamsı gerektiğini vurguladı. Pınar, kadınların doğum yeteneğinden dolayı kendi kimliği olan ve kendinsin oluşturduğu bir kültürünün olmasından dolayı evlendikten sonra almak zorunda kaldığı eşinin soyadını reddetme hakkının olması gerektiğini vurguladı.
‘Yasalar kadını yine erkeğe bağlıyor’
Kazanılan davanın soyadı hakkını almayla kapsamlı olduğunun bilgisini veren Pınar, evlenen kadının sadece kendi soyadını kullanmaya hak kazandığını ve bunun yanında kütüğün yine erkek kütüğüne bağlı olduğunun altını çizdi. Kadının kütüğünün erkeğe bağlı olmasının cinsiyetçi bir yaklaşım olarak değerlendiren Pınar, kadınların haklarını tam olarak alabilmeleri için Türkiye Medeni Kanunu’nun 187’inci maddesinin değişmesi gerektiğini vurgulayarak kadının erkeğin kütüğüne bağlı olmasındaki amacın kadının tekrar kimliksizleştirmek olduğunu belirtti. Doğacak çocuğun da kütük zorunluluğu gibi babanın soyadını almak zorunda bırakıldığının altını çizen Pınar, “Tamamıyla eril yasaya sahip olan Türkiye’nin çocuğun da kadının soyadını alabilmesindeki özgürlüğünü vermesiyle anacıl döneme tekrar geçişe bir anlamda izin vermiş olur. İşte bu yüzden hem kadının kütüğü hem de çocuğun babaya kayıtlı olmasındaki yasa değiştirilmiyor. Kütüğün erkekte olması, devletin ‘seni soyadın hakkında özgür bırakıyorum fakat yine de erkeğe bağlısın’ anlamına geliyor. Tüm bunlar, 187’inci yasayla korunuyor.Bu nedenle değişmelidir” dedi.
‘187’nin değişmemesi kadına karşı ırkçı yaklaşımdır’
Pınar, “Bu kararla beraber kadınların artık kendi soyadlarını kullanmalarında herhangi bir engelin olması gerekirken yine dava açılması ve yerel mahkemelerin kararın beklenmesi gerekiyor. Medeni Kanun’unda geçen ‘kişinin dokunulmaz bütünlük hakkı’ içinde soyadının da olmasına rağmen buna uyulmuyor. Bu nedenle 187’inci madde değiştirilmeli. Erkeğin soyadını alan kadın evlendiği erkeğin soyadını almaya zorunlu bırakılarak tekrar kimliksizleştiriliyor. 187’inci madde değişmediği sürece kadının tekrar yok sayılma tutumunun devamı gelecektir. Bu da kadının hukuksal anamda görmezden gelinmesi anlamına geliyor. Kadının soyadının devamı ataerkil sisteminin kırılması ve har alanda kadın kimliğinin tanınması için kadın varlığının yasal anlamda tanınması gerekiyor. Anayasanın değişmemesi, doğurganlığı olan bir cinse karşı tariflenemeyen ırkçı bir yaklaşım anlamına geliyor” şeklinde belirtti.
“Kazandığım davanın ardından kadınların başvuruları çoğalacaktır” diyen Pınar, başvurulara rağmen erkek egemen sistemin mevcut değişikliği kırması yönünde engel oluşturacağını belirti. Pınar, “Kadınların kökleşmiş eril hukuk sistemini kırması için uzun vadeli bir sürç gerektiriyor. Çünkü çocuğun anne soyadını alması devletin anacıl sisteme geçişe izin verilmesi anlamına geliyor ki buna da mevcut erk zihniyetiyle yapılanan devlet sisteminin buna pek izin vermeyeceği aşikardır” ifadesini kaydetti .
‘Kazandığım dava, kadın mücadelesinin bir meyvesidir’
Pınar son olarak kazınılan davanın aynı zamanda yılarca kadın mücadelesi vererk 21’inci yüzyılı kadın yüzyılı yapan BDP’nin de kazanımı olduğunun altını çizerek, “Bizler BDP Kadın Meclisi olarak kadının her anlamda kendi kimliğini yaşatmasını ilke ediniyoruz. Kadın mücadelesinin köklü bir yapısı var. Kadının şu an kendi soyadını kullanma hakkını alması kadın mücadelesinin bir meyvesidir. Kadına karşı yapılan her türlü kimliksizleştirme ve irade olarak öne çıkmamsına dönük yapılan engellemelerin yer aldığı anayasadaki maddelerin kaldırılması için mücadele veriyoruz. Bu anlamda kazandığım dava aynı zamanda BDP Kadın Meclisi’nin bir kazanımıdır” dedi.
(zd)

