Uçan Süpürge, Meclis'te oluşturulan 'boşanma komisyonuna' gitmedi
16:43
JINHA
ANKARA - Uçan Süpürge Derneği, mecliste oluşturulan 'Boşanma Komisyonu'na sunacakları önerilerin yer aldığı raporu, feminist avukat Hülya Gülbahar'ın AKP'li vekil tarafından kovulması nedeniyle meclise sunmadı. Aynı zamanda kadın örgütleri ile beraber ortak karar alarak meclise gitmediklerini belirten Dernek, gidecekleri takdirde meclise boşanma ile ilgili sunacakları konuları ve önemli maddeleri açıkladı.
Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği, Meclis Boşanma Komisyonu'na ilişkin yazılı açıklama yaptı. Dernek, "boşanmaları araştırmak" üzere kurulan Meclis Komisyonu'na niçin gitmediklerini belirttikleri açıklamada, "'Aile Bütünlüğünün Korunması' adı verilen boşanmalarla ilgili TBMM komisyonuna geçtiğimiz hafta davet edilen feminist hukukçu ve kadının insan hakları savunucusu Hülya Gülbahar'ın maruz bırakıldığı saygısız ve şiddet yüklü dil kabul edilemez. Komisyonda görev alan, iktidar partisinden bir erkek milletvekilinin sarf ettiği sözler, arkadaşımızın komisyona sunacağı çok önemli bilgi ve deneyimlerini gündemden düşürerek görünmez kıldı" ifadelerine yer verdi.
'Evlenme gibi boşanma da bir haktır'
Ailenin korunması' ile 'boşanmaların engellenmesi' durumunun aynı olmadığı belirtilen açıklamada, boşanmalarla ilgili ilk yapılması gerekenin boşanma durumunu ortaya çıkaran nedenlerin iyileştirmesi olduğu belirtilirken, bunun mümkün olmadığı durumlarda evliliği sonlandırarak aile bireylerinin güvenliğinin ve sağlığının korunması olduğu vurgulandı. Derneğin, gidecekleri takdirde meclise boşanma ile ilgili sunacakları konulardan ve önemli maddelerden bazıları şöyle:
* Sosyal politikada öncelenmesi gereken, sağlıklı aile ve toplumdan önce, sağlıklı, güvenli ve mutlu bireyler olmalıdır. Sosyal devletlerin görevi budur. Aileyi kutsarken, ailesi olan ve olmayan kadınları güçsüzleştiren, çaresizleştiren ve şiddete açık hale getiren süreçler yeniden üretilmemelidir. Aile bir 'küçük devlet' olarak konumlandırılmamalı ve kadınlar için baskı ve şiddet ortamı oluşturmamalıdır. Bunun için de toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak gerekecektir.
* Boşanmaları 'aile'yi koruma motivasyonuyla engellemeye yönelik yaklaşımlar, boşanmanın bir statü kaybı, bir küçük düşürülme, bir yenilgi vb. olduğu ön yargısını güçlendirir. Basına da yansıyan, boşanma bahanesiyle işlenen kadın cinayetlerinin altında yatan da budur; eşleri boşanmak istediği için yenilmiş hisseden ve böylece 'öğrenilmiş erkekliği' zarar gören erkeklerin öç alma biçimi olarak okunmalıdır o haberler. Sırf bu haberlere bakarak bile, boşanmanın 'kötü' bir şey olarak öğretilmemesi gerektiğini görmeliyiz.
* Kadınlara yönelik şiddet davalarında mahkemeler, kadın 'boşanmak istediği için' öldürülmüş, yaralanmış ve/veya sakat bırakılmış ise, bu 'sebebi' ceza artırımına tabi tutmalı. Yani eşini öldüren erkek, eşi boşanmak istediği için öldürmüşse cezası ağırlaştırılmalı. Ağır cezalar caydırıcı olabilir ve potansiyel failleri vazgeçirebilir.
* Mahkemede hakimler 'babacan' davranarak çiftleri boşanma kararından vazgeçirmeye çalışırlar. Ancak, mahkeme heyetinin ve uzmanlarının kadınlara karşı suçlarla ilgili uzmanlaşması doğru karar vermeleri bakımından çok önemli. Kadınlar durduk yere şiddete uğradıklarını anlatmazlar ve boşanma kararı almak da o kadar kolay değildir. Mahkemenin bunun altında yatan nedenleri analiz edebiliyor olması gerekir. Bilirkişiler arasında şiddet konusunda uzman kadın örgütlerinin temsilcileri de bulunmalı, onlara da danışılmalı.
*Sosyal politikalar kurgulanırken kadınların eşleri üzerinden değil, yurttaş olmaları üzerinden erişebilecekleri destekleri yaratarak kadınların güçlenmesi sağlanmalı.
* Ve evlilikleri kötü giden şiddet gören kadınların boşanma kararlarını almalarının çok uzun sürmesine neden olan boşanmış kadın olarak yaşamanın zorluklarının önüne geçecek sosyal politikalar üretilmeli. Boşanmış kadınlar boşanma kararlarını aldıkları andan itibaren toplumdan soyutlanacak, kabahat işlemiş kadınlar gibi görülmemesi için bu kadınların evlilikleri sonlandıktan sonraki yaşamlarını da düzenleyen sosyal güvenlik yasalarının hazırlanması gerekmekte."
(he/sy)
