'Güldünya, katledilen kadınlar arasında sembolleşti'

09:35

Sarya Gözüoğlu / JINHA
AMED – Akrabası tarafından tecavüze uğradıktan sonra abisi tarafından katledilen Güldünya’nın ölüm yıldönümünde, Güldünya ve onun gibi katledilen yüzlerce kadının olduğunu ifade eden Amida Kadın Merkezi Sosyologu Evin Güleker, toplumun "namus" algısında sadece kadın bedeninin yattığına işaret etti. Güldünya örneğini gösteren Evin, “Güldünya tecavüze uğramış, devlet tarafından korunmamış ve ailesi tarafından öldürülmüş genç bir kadın. Güldünya katledilen kadınlar arasında sembolleşti’ dedi.



Türkiye'de Kadın  katliamların  simgesi haline gelen Güldünya Tören’in hikayesi, Bitlis’in Budaklı köyünde başladı. 1982 yılında Budaklı'da doğan Güldünya, teyzesinin oğlu Servet Taş'ın tecavüzüne uğradı ve hamile kaldı. Karnındaki şişliği gizlemeye çalışsa da ailesi durumu kısa sürede fark etti. Aile meclisinde sorgulanan Güldünya, çocuğunun babasının Servet Taş olduğunu söyledi. Ancak Servet Taş, tecavüzü reddetti. Bir süre sonrası Servet Taş’ın da durumu kabullenmesi ile konu aşiret büyüklerine anlatıldı. Aşiretin kararı Servet Taş'ın Güldünya'yı kuma olarak alıp köyü terk etmesi yönünde oldu. Güldünya ise kendisi hakkında, kendi iradesi dışında verilen bu kararı reddedince; önce Servet Taş köyden kaçarak izini kaybettirdi, ardından Güldünya İstanbul’a gönderildi. Bir süre İstanbul’da yaşayan Güldünya’nın Bitlis’ten gelen abisi İrfan Tören, kardeşini öldürmek istedi ancak başarılı olamadı. Güldünya pencereden atlayarak kaçtı. Polise sığınan Güldünya, öldürülmekten korktuğunu söyledi. Sonrasında ise polis tarafından karakola getirilen Güldünya’nın amca ve abisi genç kadını öldürmeyecekleri yönünde söz verdi. Bitlis’te köyden tanıdığı arkadaşının babası Alaattin Ceylan'ın yanına yerleşen Güldünya, 1 Aralık 2003 günü ‘Umut’ adını verdiği bir bebek dünyaya getirdi. Bebeğinin öldürülmesinden korkan Güldünya, çok sevdiği yavrusunu evlatlık vermek zorunda kaldı.
Güldünya ölüme direndi ama ölüm onu bırakmadı
Güldünya hakkında aşiretin ölüm kararı, 2004 yılında çıktı. Baba Şerif Tören İstanbul’a geldi ve Güldünya’yı Bursa’daki teyzelerine götüreceğini söyledi. 1 Mart günü babası ve Güldünya birlikte otogara gitmek üzere evden çıktı ancak 100 metre uzakta Güldünya'nın kardeşi Ferit Tören ortaya çıktı ve silahını ateşledi. Yaralanan Güldünya, hastaneye kaldırıldı. Güldünya ilk tedavisinin ardından sevk edildiği Bakırköy Devlet Hastanesi'nde ameliyata alındı. İfadesinde kardeşlerinden şikâyetçi olmadığını söyleyen Güldünya, aynı gece Güldünya’nın kardeşi Ferit Tören, hastaneye geldi. 26 Şubat 2004 Perşembe günü saat 03.45 sıralarında hastaneye refakatçi olduğunu söyleyerek giren Ferit Tören, 22 yaşındaki Güldünya’nın başına iki el ateş etti. Katil, hastaneden kaçarken  Güldünya’nın beyin ölümü gerçekleşti. Ardından Güldünya'nın cenazesi Budaklı'da defnedildi.
Umut şimdi 10 yaşında
Güldünya Tören'in öldürülmesine ilişkin davada Yargıtay, mahkemenin kararını bozdu. İkinci kez yargılanan İrfan Tören müebbet, Ferit Tören ise 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. Güldünya'yı öldürdüğü için 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan Ferit Tören de cezaevinde 29 Şubat 2012'dekalp krizi geçirerek öldü. Güldünya’ya tecavüz eden teyzesinin oğlu Servet Taş, 7 yıl sonra 14 Ekim 2011’de Sultanbeyli’de sokak ortasında kurşunlanarak öldürüldü. Olayı soruşturan polis, Servet Taş’ı öldürenin Güldünya’nın babası Şerif Tören olduğunu ortaya çıkardı. Şerif Tören, kısa bir süre sonra yakalanarak cezaevine gönderildi. Güldünya’nın babası Şerif Tören’in kızına tecavüz eden Servet Taş’ı öldürmesi ile ilgili dava, iki aileyi birbirine düşürdü. İki aile, Güldünya’nın ölümünden 9 yıl sonra barıştı. "Töre" adıyla katledilen Güldünya’nın 1 Aralık 2003 tarihinde dünyaya getirdiği Umut şimdi 10 yaşında. Umut, güvenlik nedeniyle ismi açıklanmayan bir yuvada büyüyor.
Güldünya, dört bir tarafta yaşatıldı, yaşatılıyor
Güldünya Tören’in ölümünün üzerinden on yıl geçti. Ancak, ismi Türkiye'de tecavüz ve cinayetlere karşı verilen mücadelede sembol oldu. Tecavüz ve cinayetlerin işlendiği tezlere konu olan Güldünya, 2007 Yılı İnsan Hakları İhlalleri Raporunda aile içi şiddet örneği olarak gösterildi. Gürsel Yaktıl Oğuz, “Toplumsal Yaşamda Kadın” adlı tezinde örnek olay olarak Güldünya'nın hikâyesine yer verdi. Sanatçı Aylin Aslım, Güldünya isminde bir şarkı yaparken 13 kadın şarkıcı, “Güldünya” adlı bir albüm hazırlayarak aile içi şiddete dikkat çekti. 9 Mart 2009'da Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’nın kullanma bilincinin arttırılması için, “Güldünya Şarkıları” albümünün konseri gerçekleşti. Zülfü Livaneli, "Hayata Dair" albümünde Güldünya isimli bir şarkıya yer verdi. Güldünya, şiddet gören kadınlara dair bir diziye adını verdi. Ankara Yenimahalle'de kurulan bir parka ve Bitlis'te kurulan kadın derneğine de Güldünya'nın ismi verildi.
‘Sözde namus algısı yine kadını hedef alıyor’
Güldünya ve onun gibi katledilen kadınlara yönelik konuşan Amida Kadın Danışmanlık Merkezi Sosyologu Evin Güleker, “Bugün toplumsal çürümüşlüğün, kadına yönelik tarif edemeyeceğimiz her türlü şiddetin en fazla yükseldiği noktadayız. Bu şiddetin nedeni de bizce mevcut toplumsal algının kadın üzerinden kurgulanmasıdır” dedi. Evin, günümüzde kadının “namus” algısı içinde yüceltilen bir yerde görüldüğünü fakat aynı zamanda kadına yönelik tecavüz, şiddetin de kadını çok rahat itibarsızlaştıran, onun bedeni üzerinden tüm yaşamı kurgulayan bir erkek algısının da geliştiğine işaret etti.
‘Toplum, namus algısını sorgulamalı’
Ailesi, eşi, abisi tarafından öldürülen yüzlerce kadının hikâyesiyle karşılaştıklarına dikkat çeken Evin, “Bu kadınları hiçbiri tanımadıkları insanlar tarafından öldürülmüyor. Yüceltilen, namuslaştırılan, kutsallaştırılan aile kurumu tarafından öldürülüyor” dedi. "Namus" kavramının toplum tarafından sorgulanması gerektiğini vurgulayan Evin, “Namus kadının bedeni midir? İnsanın zihniyeti, dürüstlüğü, iyi bir yaşam algısı olarak kurgulanabilirken namus, bugün sadece kadına atfettiriliyor, erkekle özdeşleştirilmiyor” ifadelerinde bulundu. Akrabası tarafından tecavüze uğradıktan sonra 2004 yılında abisi tarafından katledilen Güldünya’nın hikâyesine dikkat çeken Evin, “Güldünya, tecavüze uğramış, korunabilecekken devlet tarafından korunmamış ve ailesi tarafından öldürülmüş genç bir kadın. Güldünya katledilen kadınlar arasında sembolleşti. Bugün nice Güldünyalar var katledilen" dedi.
‘Kadının nasıl yaşaması gerektiğini kurgulayan eril bir iktidar var’
Toplumda kadının konumlandırıldığı algının çok sorunlu olduğuna dikkat çeken Evin, şöyle dedi:
“Elbette kadın mücadelesi çok ilerledi. Kadınlar toplumsal yaşamın çok daha fazla içinde ama bunun karşısında çok ciddi bir iktidar zihniyeti var. Her gün kadının nasıl yaşaması gerektiğini kurgulayan eril bir iktidar var” şeklinde konuştu. Bu zihniyet, kadın mücadelesinin aksine kadını evlere geri çağıran, iyi kadın, kötü kadın algısı yaratan bir zihniyet. İktidar erkekleri de bu zihniyet üzerinden besliyor. Başbakanın, kadının bütün yaşamına müdahale ettiği bir yerde bir baba, bir erkek ondan güç alacaktır mutlaka. Bunlar önemli ve kötü referanslardır. Bu konumda kadın İktidar için tehdit oluşturuyor. Kadının güçlendiği yerde toplumsal baskılar bu kadar yüksek olmayacaktır. Bizler kadın aktivistler olarak, kadın mücadelesi önünde hiçbir engel görmüyoruz. Kadının renginin olmadığı bir dünyanın güzel bir dünya olmayacağını biliyoruz” dedi.
(sg/gk)