Feride Alkan: Kadın tüm dış saldırılara karşı örgütlenmelidir
08:59
Derşîn MÎRZA/JINHA
BEHDİNAN - YJA tarafından başlatılan ‘Özgür Kadınla Demokratik Ulusa’ kampanyasının öz savunma ayağını değerlendiren YJA Star komutanlarından Feride Alkan, “Demokratik toplumun oluşabilmesi için kadının hiçbir zaman baskı altında olmaması, iradesini her zaman kullanabilmesi, örgütlenmesini oluşturması şarttır. Gelişebilecek tüm dış saldırılara karşı kadın kendisini örgütleyebilmelidir. Ülke içinde de kadın, dilinde, kültüründe ısrar etmeli, yaşamın yürütülmesinde, toplumsallığın oluşturulmasında ve yönetilmesinde aktif rol oynayabilmelidir” dedi.
Yekitiyên Jinên Azad (YJA) tarafından başlatılan “Özgür Kadınla Demokratik Ulusa” kampanyasını değerlendiren YJA Star komutanlarından Feride Alkan kampanyanın öz savunma ayağını, bu kampanyanın kadınlar için ne anlam ifade ettiğini, hangi mücadele yöntemleri ile tam başarı sağlanabileceğini ve kadının öz savunmayı geliştirmedeki rolünün ne olduğunu anlattı.
YJA’nın startını verdiği bu kampanyada en çok ön plana çıkan konulardan bir tanesi kadının öz savunma konusunda daha fazla örgütlenmeye gitmesi oluyor. Bu temelde sizin öz savunmayı nasıl tanımladığınızı ve değerlendirdiğinizi kısaca bizlerle paylaşabilir misiniz?
Öncelikle YJA’nın başlattığı “Özgür Kadınla Demokratik Ulusa” kampanyasını ve kampanya çalışmasını yürüten tüm arkadaşları selamlıyorum. Kürt özgürlük mücadelesi 40 yıla yakındır, demokratik ulus mücadelesi yürütüyor. Bu mücadelenin kazanımlarıyla, demokratik ulusa doğru yani yeni bir döneme doğru yol almaktayız. Hiç kuşkusuz bu dönemde öz savuma çok önemli bir role sahiptir. O yüzden toplum inkar ve imha saldırılarına karşı demokratik ulus inşasını esas almaktadır. Hem de kendi içerisinde demokratik zihniyet ve özgür bir kültür ile yeni bir toplum örgütlemek istemektedir. Bundan dolayı da öz savunma çok etkili bir şekilde kullanılmalıdır. Egemen devlet güçleri hala Kürdistan’a ve Kürt halkına karşı imha amaçlı saldırmaktadır. Bu yüzden de Kürt halkı ve toplumunun en temel gereksinimi özgür ve insani haklarını kullanarak yaşamaktır. Kendi özgür toplumunu oluşturması için bu şarttır. Bu hakkını kullanması durumunda, statükocu dış güçler saldırmak isteyeceklerdir. Bu saldırılara karşı her köy, ilçe ve kent öz savunma sistemini oluşturmak zorundadır. Genel olarak demokratik ulusun kendisini yapılandırdığı her yerde kendi savunmasını oluşturması şarttır.
‘Bu mücadele öz savunma mücadelesidir’
Diğer yandan da demokratik ulusun kendisini demokratik değerler üzerinden şekillendirmesi gerekmektedir. Milliyetçilikle, dincilikle, cinsiyetçilikle demokratik bir toplum oluşturulamaz. Beş bin yıllık erkek egemen zihniyetle toplum içerisine dincilik, milliyetçilik ve cinsiyetçilik anlayışları yerleştirilmiştir. Bunlar toplumun demokratik yönlerini bozmakta ve geriye çekmektedir. Bu yönlerin toplum içerisinde yeniden ele alınmasına ve örgütlenmesine ihtiyaç vardır. Bundan dolayı toplum kendi içerisindeki bu anlayışlara karşı da kendisini savunabilmelidir. Dili, kültürü, ismi, kimliği, dili ve doğası için kendisini yeniden örgütlemeli ve yeniden inşa edebilmeli ve mücadele yürütebilmelidir. Bu mücadele, öz savuma mücadelesidir, yani özgürlük haklarına sahip çıkma ve özgür yaşamını oluşturarak ilerletmektir. Bu mücadelenin kendisi zaten öz savunma olarak kendisini ifade etmektedir. Şu anda demokratik ulus inşasında en fazla öz savunmanın gelişmesine ihtiyaç vardır. Demokratik ulus inşa edilene kadar Kürt halkı hem dış güçlerin saldırısına karşı hem de içeriden öz yaşam haklarını korumak amacıyla kendi öz savunma mücadelesini geliştirmek zorundadır. Bundan dolayı şu an içinde olduğumuz dönem tüm dönemlerden çok daha önemlidir. Kürdistan’da tüm dinler, diller, inançlar, kimlikler ve tüm demokratik değerler, kadınlar, erkekler, gençler, çocuklar esas alınarak, demokratik yaşam inşa edilmelidir. Ancak bu temel üzerinden özgür yaşam yeniden inşa edilebilinmelidir. Özgür yaşamın örgütlenmesi ve ilerletilmesi zaten öz savunmanın kendisini ifade etmektedir.
Demokratik ulus inşasında ve öz savunma sisteminin geliştirilmesi konusunda kadının oynadığı rol nedir?
Şu bir gerçekliktir, kadın özgürleşmeden demokratik ulus gerçekleşemez. Kadın özgürleşmediği sürece kimse demokratik ulusun gerçekleştiğini ya da özgürleştiğini iddia edemez. Kadının özgürleşebilmesi için de kadının kendini her yönlü savunması, özgürlük değerlerini her yönlü koruması gerekmektedir. Kendini koruyamayan, her zaman baskı altında olan, eve hapsolan ve kendisini yönetemeyen kadınlar olduğu sürece kadın özgürlüğünden bahsedemeyiz. Dolayısıyla demokratik ulustan da söz edemeyiz. Bundan dolayı kadın kendisini her yönlü savunmalı ve kendi kendisini yönetebilmelidir. Sadece biyolojik yaşamını, ev içindeki yaşamını sürdürmemeli, toplumu kendi etrafında şekillendirebilmeli, toplumsal yaşamı yürütebilmeli, öncülük yapabilmelidir.
‘Toplum kadın rengi ile örgütlenmelidir’
Şimdi Rojava Kürdistan’ında demokratik ulus temelli bir mücadele yürütülmektedir. Bu vesileyle Rojava’da özellikle Kobanî’de mücadele eden anaları ve tüm kadınları selamlıyor ve kutluyorum. Kadın orada ülkesini, toprağını savunmakta, demokratik bir şekilde toplumu yeniden örgütlemektedir. Hem askeri alanda sınırlarını savunmakta hem de meclisler oluşturarak; ekonomisini, kültürünü, yaşamını örgütlemektedir. Siyasi, kültürel, toplumsal kurumlarını oluşturarak kendisini her yönlü geliştirmekte, üretici kılmaktadır. Bu da bize gösteriyor ki kadının özgürlük mücadelesi üzerinden demokratik ulus inşası gelişmekte ve ilerleme göstermektedir. Sadece Rojava’da değil genel demokratik ulus inşasında kadın öncü güç olmak zorundadır. Ülkenin siyasi alandaki yürütmesinde öncü olmalıdır. Toplumsal, siyasal, kültürel, ekonomik ve diğer tüm alanların geliştirilmesinde kadın esas güç konumunu korumalıdır. Toplum kadın rengi ile örgütlenmelidir. Kadın kendisini hiçbir zaman sınırlandırmamalıdır. Kadın sonuna kadar inançlı, bilinçli, kendine güvenen olmalı ve özgür toplumsallığı kendi çevresinde örgütlemelidir.
‘Tüm dış saldırılara karşı kadın kendisini örgütleyebilmelidir’
Demokratik toplumun oluşabilmesi için kadının hiçbir zaman baskı altında olmaması, iradesini her zaman kullanabilmesi, örgütlenmesini oluşturması şarttır. Gelişebilecek tüm dış saldırılara karşı kadın kendisini örgütleyebilmelidir. 30 yıllık mücadele tarihimizde bunun birçok örneği mevcuttur. Kadın her yerde, her zaman kendi savunmasını geliştirebilmiştir. Asker karşısında da, çeteler karşısında da köyünü, kentini, ülkesini savunabilecek güçtedir. İkincisi ülke içinde de kadın dilinde, kültüründe ısrar etmeli, yaşamın yürütülmesinde, toplumsallığın oluşturulmasında ve yönetilmesinde aktif rol oynayabilmelidir. Kadının özgürlük ve yönetim düzeyi toplumun özgürlük düzeyini ve toplumun demokratikleşme düzeyini gösterecektir. Demokratik toplum ancak bu esas üzerinden kendisini geliştirebilir. Kadın özgürleşmediği, kenarda köşede kaldığı müddetçe, toplumsal gelişmelere katılım sağlamadığı sürece demokratik toplumun gelişiminden söz edilemez. Kürdistan’da bu gerçeklik 30 yıllık mücadelemizle değişmiştir. Önemli olan bu durumu daha da geliştirmek, kadını daha da etkin kılmaktır.
Bu konuda görüşlerinizi dile getirirken; “Kadınlar Kürdistan’da demokratik ulusun inşasında öncülük yapmaktadır” dediniz. Demokratik ulusun inşasında kadının öz savunmasını geliştirmesi neden bu kadar büyük önem arz etmektedir?
Aslında öz savunma her insan ve canlı için büyük bir önem arz etmektedir. Çünkü öz savunma yaşama hakkını savunmayı ifade etmektedir. Tüm canlılar dünyaya özgür bir şekilde gelir ya da yaşama özgür bir şekilde başlar. İnsanın yaşamına, yaşam hakkına saldırı gerçekleşirse buna karşı başkaldırmak ya da savunma pozisyonuna geçmek öz savunmayı ifade eder. Bu her şey için, her canlı için geçerlidir. Bir gül de, kuş da kendisini dış saldırılara karşı savunur. Çünkü her canlının, insanların toplumların yaşam hakları vardır. İnsanlara kölelik, baskı ve sömürü dayatılıyorsa bunun karşısında insanın kendisini koruması en doğal hakkıdır. Tabii bu durum kadın için daha da önemlidir. Çünkü toplum kadın etrafında şekillenmektedir. Bu yüzden şunu söyleyebiliriz; kadının kendisini savunuyor olması esasında toplumu savunduğu anlamına gelir. Kadın kendini ne kadar güçlü savunursa toplumu da o derece savunur ve toplumsal yaşam daha güzel ve doğru ilerler.
‘Biz kadınlar kendi toplumumuzu yaratmalıyız’
Bin yıllardır kadın erkek egemen sistemin tehditleri altında yaşamaktadır. Şu an dünyanın hiçbir yerinde kadının yaşayabileceği güvenlikli bir yer bulunmamaktadır. Sokak ortasında bile her gün bin bir türlü tehlikeyle karşı karşıyadır. Bu durum ev içerisinde, okulda, işyerinde de geçerlidir. Şu anda kadın için hiçbir yer emniyetli değildir. Bundan dolayı da kadının hem kendi fiziki yaşamı için hem de içinde yaşadığı toplumun daha özgür yaşayabilmesi için öz savunmasını geliştirmesi gerekmektedir. Çünkü kadın gerçekten bu dünyadan dışlanmış ve hakkı yenmiştir. Evin içine hapsedilmiştir. Belki yüz yıllardır bu durumdan kurtulmanın mücadelesi verilmektedir ama görülüyor ki bu yeterli değildir. Öyle ise biz kadınlar kendi toplumumuzu yaratmalıyız. Bu toplum da demokratik toplumdur. Bizler ancak demokratik ulus ve konfederal sistem içerisinde özgür-eşit yaşam olanağını bulabiliriz. Bu nettir. Bundan dolayı da kendi yaşamını, toplum yaşamını yeniden oluşturabilmek ve bu sistemi her türlü saldırıya karşı koruyabilmek için kadının öz savunma sistemini oluşturması gerekmektedir. Çünkü kadın her alanda tehlikelerle yüz yüzedir. Bu tehlikelerden kendisini koruması da buna bağlıdır.
Demokratik ulus inşası geliştikten sonra kadın kendisini neye karşı savunacaktır?
Öncelikle şunu belirtmek gerekir; bu bir süreçtir. Demokratik ulus siyasi bir durumu ifade etmemektedir. Düşmanı, statüko güçleri ülke sınırından çıkarmakla demokratik ulus gelişmez. Bunun iki ayağı bulunmaktadır. Birincisi; kadınlar olarak bizler, statükocu egemen güçler karşısında mücadele vereceğiz. İkincisi ise; toplum içerisindeki erkek egemen zihniyete karşı mücadele edeceğiz. Diyelim ki Kürtler olarak sorunumuzu siyasi açıdan bir çözüme ulaştırdık, birçok hakkımızı elde ettik. Fakat kadının yaşam hakkı tam olarak elde edilmemişse, cinsiyetçi zihniyetle baskılar yapılmaya devam ediliyorsa burada hiçbir özgürlükten söz edilemez. Biz iki şeye karşı mücadele yürütmekteyiz. Bir; halkların üzerinde egemenlik kuran, halkları yok sayan, kimlik, kültür, inanç ve dil üzerinde baskı yürütenlere karşı savaşıyoruz. Diğer yandan da toplumun demokratikleşmesi için, toplumun özgürlük talebinde bulunması ve bunun arayışını geliştirmesi için mücadele yürütüyoruz.
‘Kadına namus gözüyle yaklaşan anlayışı parçalamalıyız’
Kadının kentte, köyde, sokakta, fabrikada, evde ve her yerde erkek egemen sistemin yarattığı zincirleri kırması için mücadele ediyoruz. Toplumun yönetimini erkeklerin eline bırakamayız. Şu anda Öndeliğimiz de bu durumun tedbirini aldı ve eş başkanlık sistemini geliştirdi. Şimdi bizler her yerde eş başkanlık sistemini esas alıyoruz. Eş başkanlık, erkek ve kadının köy yönetiminden tutalım kent, ülke yönetimine, ev yönetimine kadar her yerde eşit olmasını ifade etmektedir. Bu sürecin amaçlarına ulaşabilmesi için bizlerin erkek egemen zihniyet karşısında keskin bir mücadele yürütmemiz gerekmektedir. Kadına namus gözüyle yaklaşan, kadın dışında ne ülkesini, ne toprağını ne de özgürlüğü namus olarak görmeyen anlayışı parçalamalıyız. Bu yüzden de kendimize demokratik, ahlaki ve politik toplumu esas almalıyız. Toplum içerisindeki mücadeleyi de bu temelde geliştirmeli ve yükseltmeliyiz.
YJA Star yani kadının savunma gücü olarak, siz kadının toplum içerisindeki öz savunmasının nasıl gelişebileceğini düşünüyorsunuz?
Bunun yöntemi de iki yönlüdür. Birincisi kuşkusuz kadın, devletin inkar ve imha girişimlerine karşı mücadele edecektir. Ülkenin savunmasında da meşru savunma çizgisinde hareket edecektir. Rojava’daki halk direnişinde, Kuzey’deki serhildanlarda ve dağdaki özgür kadın ordusu olan YJA Star’da gerçekleşen savunma stratejisi aynı şekilde devam edecektir. İkincisi; toplum içerisinde kadının kendi örgütlenmesini yaratması şarttır. Kadın erkek egemen zihniyetin her türlü yönelimine karşı kendisini tüm boyutlarıyla örgütlemelidir. Kadın örgütlülüğü olmadan öz savunmadan söz edemeyiz. Öz savunma bireyler üzerinde geliştirilecek bir durum değildir. Öz savunma ancak örgütlülük üzerinden geliştirilebilinir. Kadınlar her türlü saldırıya karşı ortak refleks gösterebilmelidir. Güçlü bir dayanışma ortamı yaratılmalıdır. Nerede kadına karşı bir saldırı ve müdahale varsa, orada ortak bir refleks gösterilmelidir. Bu evde de olabilir, sokakta, işyerinde, okulda da olabilir. Nerede olursa olsun kadın mücadelesi ortak olmalıdır.
‘Kadınlar özgür yaşam alanlarını oluşturmak için mücadele etmelidir’
Kadın kendisine yaşam alanları oluşturmalıdır. Önderliğimiz de bunun büyük çaba ve mücadelesini verdi. Kadınlar da özgür yaşam alanlarını oluşturmak için mücadele etmelidir. Bu bir dernek, kooperatif, akademi, park, meclis her şey olabilir. Önemli olan kadının köyde, kentte her alanda sorunlarını paylaşabileceği, düşünce geliştirebileceği, devlet politikalarını tartışabileceği ve bu politikalara karşı daha ahlaki politikalar geliştirebileceği bir ortam yaratmasıdır. Salt tekil olaylar üzerinden mücadele yürütülmez. Mücadele ancak özgür yaşama olan inançla geliştirilebilinir. İnancın olmadığı yerde mücadele geliştirilemez. Bu inançla nerede problem varsa orada çözüm ortamı yaratılmalıdır. Yani mücadele anlık değil, daimi olmalıdır. Kadın yedi gün, yirmi dört saat mücadele içerisinde yer almalıdır. İnançla yürütülen bir mücadele özgür yaşamı yaratmak için daha fazla imkan sunmaktadır.
Son olarak geliştirilen bu kampanya için belirtmek istediğiniz bir şey var mı?
Şuna inanıyorum ki; Kürdistan halkı Önderliğimizin ve özgürlük hareketinin yarattığı mücadele ile demokratik ulusa daha da yakınlaşmaktadır. YJA’nın başlattığı ‘Özgür Kadınla Demokratik Ulusa’ kampanyasının demokratik ulus inşasına çok büyük katkıları olacağını düşünüyorum. Bu vesileyle kampanyada yer alan tüm kadınları, başta Rojava’da mücadelenin en ön cephesinde olan anaları, her gün dili, kültürü ve kimliği için mücadele yürüten kadınları selamlıyor, başarıya olan inancımı bir kere daha yeniliyorum.
(pk/zd/mg)

