Hevsel'in küçük doğa savaşçıları nöbette

11:09

Sarya Gözüoğlu- Zehra Doğan / JINHA


AMED - Hevsel bahçelerinde gerçekleştirilen ağaç ve doğa kıyımını nöbet tutarak, protesto eden Hevsel'in gerçek sahibi olan küçük doğa savaşçısı 11 yaşındaki Cuma İlhan, "Çocuk olabiliriz ama devletin ne yapmak istediğini çok iyi biliyoruz. Ağaçları keserek burada villa yapacaklar ve bizi gecekondularımızdan kovacaklar. Bu zenginler bizim evimizi yıkacak. Ağaçlarımız kesilince aç kalırız. Onları Allaha havale ediyoruz. Bizler devrimci özgürlükçü ve savaşan insanlarız. Bu yüzden evimi ve bahçemi korumak için burada nöbet eylemindeyim" dedi.


Diyarbakır denildiğinde akla gelen en önemli yerlerden olan Hevsel Bahçeleri, sermaye güçleri tarafından yok edilmeye yüz tutmuş durumda. Dicle Üniversitesi yönetimi ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nın ortaklaşa yürüttüğü proje ile "bataklık alan kurtarma" adı altında yapılaşmaya açılmak istenen Hevsel Bahçeleri’nde şu ana kadar 7 bin ağaç kesildi, 3 bin ağaç ise kesilmeyi bekliyor. Bunun üzerine çevreci yüzlerce genç ve Hevsel'in tapusuz gerçek sahipleri olan Fiskayalı yurttaşlar ve çocuklar günlerdir ağaçların kesildiği alanda nöbet tutuyor.


Çocuklardan ağaç kesimine tepki!


Fıskaya'da yaşayan çocuklar da yetişkinler kadar ağaç kıyımlarına tepkili. Bu bağlamda tepkisini dile getiren 11 yaşındaki Cuma İlhan, "Ağaçların kesilmesini istemiyoruz. Ailem bu topraklarda doğdu ben de bu topraklarda ölmek istiyorum. Eğer ağaçlarımız kesilirse buralara lüks evler yapılacak. Bu nedenle bizim köy evlerimiz de zamanla yıkılmak istenecek ve bizi buradan gönderecekler. Bizi, mahallemizden kovacaklar. Ben buradan gitmek istemiyorum" diye konuştu. Cuma, "Eğer Türkiye Cumhuriyeti benim ağaçlarımı keserse ben yaşayamam. Burada meyve ve sebze yiyoruz. Ağaçlarımız kesilince aç kalırız. Onları Allaha havale ediyoruz. Bizler devrimci özgürlükçü ve savaşan insanlarız. Bu yüzden evimi ve bahçemi korumak için nöbet eylemindeyim" sözlerini ifade etti.


‘Ağaç katliamı yeni değil’


"Burada uyuşturucu operasyonu adı altında bahçelerimiz her gün mahvediyorlar" diyen 11 yaşındaki Fiskayalı bir diğer çocuk Ferhat Kurt, ise, Fiskaya'da gerçekleşen ağaç katliamının yeni olmadığına dikkat çekerek, "Yıllardır burada her gece 'uyuşturucu ekiyorsunuz' diye polis, bahçelerimizi mahvediyor. Ektiğimiz bahçeleri kökünden söküyorlar. Bir uyuşturucu için tüm bahçe harap edilir mi? Burada esrar falan ekmiyoruz. Birkaç kişi ekiyor diye hepimizin bahçelerini mahvetmeye hakları yok. Biz burada ekmek peşindeyiz. Onların saldırıları yüzünden aç kalıyoruz" ifadesini kaydetti.  Sürdürülen ağaç katliamıyla beraber mahallelerinden de kovulacaklarının farkında olduklarının altını çizen Ferhat, "Çocuk olabiliriz ama kimin ne yaptığını çok iyi biliyoruz. Her gün televizyonlarda gecekonduların yıkıldığını görüyoruz. Bir gün bize de böyle yapacaklar. Bu zenginler, evimizi yıkacak. Eğer Başbakan halkını çok seviyorsa, ağaçları kesmek yerine iyileştirmek için uğraşsın" dedi.


'İşgalci zihniyetin ürünü katliamdır'


Nöbet tutan üniversiteli öğrencilerden Burhan Atiz, Hevsel’de gerçekleşen ağaç katliamının sadece ağaç meselesi üzerinden yürütülmediğine dikkat çekerek, "Buradaki katliamın temel sebebi işgalci zihniyetin yaşam alanımıza girmek istemesidir" dedi. Hevsel'de gerçekleşen ağaç kıyımıyla beraber ekolojik yaşam sürdüren halka yönelik bir saldırı olduğunu dile getiren Burhan,  "Burada gerçekleşen katliamın sadece ağaç meselesi olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu katliam devletin yıllardan beri Kürt halkına yönelik yürüttüğü asimilasyon politikasının bir devamıdır. Bu yüzden Kürt halkına bir saldırı niteliğinde olan bu kıyım, halkı özünden ve doğasından uzaklaştırmak adına gerçekleşiyor" diye konuştu. Direniş sayesinde bazı ağaçların kesilmesinin önüne geçtiklerini kaydeden Burhan,  “Fakat alternatifsiz olduğumuz sürece buradan gittiğimiz gibi sermaye güçleri hiç gözünü kırpmadan gelip katliamlarına devam edecekler” ifadelerini kullandı.  


‘Ağaçlar var olduğu sürece yaşam daha güzeldir’


Bir diğer öğrencilerden Zeynep Yazar ise, insanların alışmış olduğu yaşam şekillerini değiştirmenin iktidarın en büyük politikalarından olduğunu belirterek, "Yıllardır burada yaşayan ve bu topraklardan aldıkları ürünlerle geçimini sağlayan halka yönelik güçlü bir saldırı gerekleşerek yaşam alanları daraltılıyor. 'yurttaşın dediklerine kulak veririm' diyen politikalardan ziyade yurttaşların şiddetle karşı olduğu politikaları değişmeye dönük hükümet yeni adımlar atmalı. Ağaçlar var olduğu sürece yaşam daha güzeldir" ifadesinde bulundu.


'Aşık olduğum Hevsel'imi tanıyamıyorum'


Ekolojist ve üniversite öğrencilerinin başlattığı çadır nöbetinden bu yana çadırda nöbet tutan Fiskayalı yurttaşlardan Mehdi Kartal, "Ben bu topraklarda doğdum. Tezeğin içindeki böceğin, toprağı delen karıncanın ayak ritmini, kelebeğin kanat çırpışını dahi ezbere bilirim. Bunları bana mirasçısı olduğum Hevsel'im öğretti. Ama şuan aşık olduğum Hevsel'imi tanıyamıyorum. Eskiden buralar düzlük bir alandı. Dicle altın bir yatakta süzülen berrak bir nehirdi. Fakat şu an çamur içinde. Bunun tek suçlusu, buraya kum ocakları kuran sermayeci güçlerdir. Kum ocakları nehri mahvetti. Yıllardır Dicle'nin sayesinde topraklarımızdan elde ettiğimiz qıti, marul, salatalık ve karpuz artık buralarda yetişmez oldu ve birçok balık çeşidi yok oldu. Bunu kimse görmüyor. Herkes kulaklarını kapamış durumda" şeklinde konuştu. Tadının meşhur olduğu Diyarbakır karpuzunun Hevsel sayesinde tanındığını ifade eden Mehdi, "Amed'i Amed yapan karpuzumuzun yıllardır yok olduğunu ve dışarıdan satın alındığını kimse bilmiyor. Artık Hevsel'de karpuz yetişmemesine rağmen sırf çıkar uğruna buna karşı kimse duyarlılık göstermiyor" dedi.


(sg/zd/mg)