Kadınlar edindikleri tecrübeyi eyleme dönüştürecek

08:49

JINHA

HABER MERKEZİ  - Türkiye ve bölge illerindeki Siyahi, Kürt, Türk, Alevi , Roman vb. farklı kimliklerdeki ve meslek gruplarındaki kadınlar, hem kadın hem de etnik kimliklerinden dolayı yaşadıkları çifte ezilmişliğe dikkat çekti. Eşitlikçi ve barışçı bir toplumun kurulabilmesi için kadınların özgür ve eşit bireyler olması gerektiğine dikkat çeken kadınlar,8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde, günlük hayatlarını şekillendiren erkek egemen zihniyetinin yazılı ve sözlü yasalarına karşı, edindikleri tecrübeleri eyleme ve örgütlenmeye dönüştürme çağrısında bulunuyor.

Hediye Tekin:  Kadınlar kölelik zincirini kırdığında, köleliği geride bıraktığında ve özgür kadına doğru adım attığında toplum da onlarla birlikte özgürlüğe doğru gidecektir. Kadınlar özgür olmadan, demokrasi, eşitlik olmaz. Toplum kadınla özgür olur.

Yasemin Elvan: Kürt kadınları hem kadın olduğu hem de Kürt olduğu için eziliyor. Ancak Kürt kadınlar her alanda ilerledi. Siyasette de var Kürt kadınları. 8 Mart emekçi kadınların başkaldırdığı tarihtir. Bizler de artık her yerde kendimizi ifade edebiliyoruz. Gelecekte kadınlarımız fikirleriyle daha çok ilerlemelidirler. Erkek egemen zihniyetine karşı mücadelemizi sürdürmeliyiz.

Özge Aşık: Siyahilerin yoğun yaşadığı bir şehirdeyiz. Ancak tenimizin renginden dolayı ötekileştirildik.  Afrolar yaygın olmadığı için belli kesimler bizi tanımıyor. İzmirli olduğumuza inanmıyorlar. Üniversite öğrenimimde de insanların farklı tepkileriyle karşılaştım. Çok çalışıyorum, ileride iş kadını olmak istiyorum. Yazar olmak gibi hayalim de var.

Hatice Günel: Türkiye'de kadın olmak çok zor. Ten rengimiz siyah olduğu için çocukluğumdan beri hep aşağılandım. Çocukken sokaklarda arkamızdan 'köle' diye bağırırlardı. Öğretmenlerim bile 'kara böceğim, kara kızım' derdi. Üniversite  öğrenimimde ve iş hayatımda da benzer şeylerle karşılaştım.  Ben tenimin renginden dolayı hep öteki oldum. Ancak geleceğe dair umutlarımı  yitirmek istemiyorum. Ama kadınlar Türkiye'de hep öteki. Kadınların artık ölmemesini istiyorum."

Serpil Özkasap: İzmir Roman Kadınlar Dayanışma Başkanıyım. 8 Mart'ı geçen yıla kadar bilmiyordum. Kadınlar zulme başkaldırmanın onuruyla canlarını yanarak kaybeden ve asırlarca sürecek, anılacak bir eylem başlatmışlar. Roman kadınları hala sigortasız 11 saat çalışıyor.  Hakların gasp edilmediği, sömürünün ve zulmün olmadığı, barışın olduğu bir dünya dileğiyle 8 Mart kutlu olsun.

Aynur Ahir:  Hem okudum hem  de çalıştım. Deri sektöründe çalışıyorum. Sigortamız yarım yamalak yatırılıyor. Kendi ülkemizde kaçak gibi çalışıyoruz. Sağlık güvencemiz yok. Mücadelelerimiz sonucu sorunlarımız bitmese de azaldı. İşten geldikten sonra bu defa evde çalışmaya devam ediyorum. Çamaşır, bulaşık, yemek, çocuklar. Kadınlar her yerde eziliyor. Özgürce yaşamak istiyorum.

Ayfer Dilan Aktay (26): 8 Mart kadınların özgürlük günüdür. Kadın olarak eskiye nazaran çok fazla zorluklar ile karşılaşmıyoruz. Eskiden kadınların okutulmaması gibi durumlar söz konusuydu, baskılar daha fazlaydı. Ama şimdi kadınlar yürüttükleri mücadele sayesinde geniş bir katılımla 8 Mart'ı kutluyor. Bu yıl yapılacak olan 8 Mart etkinliklerine her kadının katılması ve kendi rengini yansıtmasını istiyorum. 

Suzan Filiz Varol: Kadınlar beş bin yıl öncesinden gelen bir ezme-ezilme kültürü ile toplum içinde yer almaya devam ediyor. Kadın sorunu sadece 8 Mart ile sınırlı kalmamalı. Kadınlar, eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşmada ve iş hayatında ayrımcılığa maruz kalmaya devam ediyor. Devletin en büyük ayıbıdır.

Nevroz Canpolat (22):  Kadın erkek eşitliği yok. Eşitlik talebi için 8 Mart etkinliklerine katılım güçlü olmalı. Kadın deyince aklıma Paris'te katledilen Kürt siyasetçiler Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez geliyor. Kadın hayattır. Kadınsız hayat asla olmaz. Kadın topraktır, kadın sudur, kadın çiçektir, kadın renktir, hayatın tüm canlılığı aslında kadındır.

Gülsinem Tantekin (26): Kadın olduğumuz için sistem tarafından eziliyoruz.  Kadınlar 8 Mart etkinliklerinde sorunlarını dile getirmeli.  8 Mart etkinliklerine katılımın güçlü ve yoğun olacağını düşünüyorum.

Cahide Akbaş: Kadınlara en büyük değeri PKK Lideri Abdullah Öcalan veriyor.  Önderimiz Abdullah Öcalan ile kadın kendini tanıyıp mücadelenin içine girdi. Hala kadınların adına aileleri tarafından kararlar alınıyor.  Toplumun feodal zihniyetini geride bırakması gerekiyor.  Kadınlar fikirlerini her yerde ifade ettiği zaman özgür olabilir. Her şey kadınlar ile yaratılıyor. Kadınların olduğu yerde güzellik olur. Sadece 8 Mart değil tüm günler kadınların günü olmalı.

Hezar Türkan (25): Özgürlük yürüyüşünde kadınların el ele vererek mücadeleyi yükseltmesi gerekiyor. 8 Mart kadınların zulmü kabul etmediği gündür. O gün herkes bu zulme karşı alanlarda olmalı. Kadınlara buradan çağrım üzerimizdeki zulmü kabul etmeyelim ve alanlarda olalım.

Kezban Kumser (43):  Kadınların özgürlüğünü ve barışın olmasını istiyorum.
Kadınlar zulüm görmesin artık. Bunun için biz 8 Mart'ta alanlarda olacağız.

Enzile Özdemir (53): Kadınlar hem erkeğin hem de sistemin baskısı altında. Kadınlar namus adı altında öldürülüyor. Hiç bir yerden ses yükselmiyor. Cenazelerine bile sahip çıkılmıyor. Biz bunları dile getirmek için 8 Mart'ta mitinge katılıp sesimizi yükselteceğiz.

Ayten Kargın: 12 yıldır ev işçisi olarak çalıştım. Çalışırken meslek hastalığına yakalandım. Dizlerimde menüsküs oluştu.  'Performans düşüklüğü' nedeniyle  işten atıldım.  Çalıştığına dair resmi herhangi bir belgem olmadığı için tazminatımı alamadım. 8 Mart gelirken, buna benzer sorunlarının çözülmesini istiyorum.

Faika Yurtsever: 14 yıldır çocuk bakıcılığı yapıyorum. Hem evde hem de dışarıda aynı işi yapıyorum. Günlük 12 saatten fazla çalışıyorum. Ancak emeğimin karşılığını alamıyorum. Kendime ait bir zamanım yok. 8 Mart gününü bile kendime ayıramıyorum.

Nuray Akpınar : 4 buçuk yıldır ev işçisi olarak çalışıyorum. Gün boyu çalışmama rağmen sigortam yok. Emeğimiz sadece eşlerimiz, patronlarımız tarafından değil devlet yöneticileri tarafından da görülmüyor. 8 Mart'ta bu sorunlarımıza dikkat çekmek için sokaklarda olmak isterdik ama mitinglere gidebilmek için bile patrondan izin almamız gerekiyor. Bu da imkansız. Bu nedenle 8 Mart'ın tatil olmasını istiyorum.

Ajda Demir: İnşaat mühendisiyim. 8 Martlarda verilen mücadeleden dolayı kadınlar toplumda birey olduğunun farkına vardılar. Bununla birlikte toplumda bir anne, bir kardeş, bir bacının ötesinde 8 Martlarda verilen mücadele ile kadın bir birey, üreten, çalışan bir kimlik ortaya çıkartmıştır. Kadın toplumda erkeğin yapabileceği tüm işleri yapabilir. Kadın, toplumu şekillendirendir. Kürt toplumu olarak kadına değer veriyoruz. Ama şu anki iktidar kadının ötekileşmesi ve ikinci plana atılması için özel bir savaş vermektedir.

Makbule Malgaz: Geçimimi terzilik yaparak sağlıyorum.  Çalışan kadınlar bir nebze erkek egemenliğinden kurtulmuştur. Resmi kurumlarda anadilde hizmet alamadığım için zorlanıyorum. Anadilimi özgürce konuşmak istiyorum.  Kadınlar olarak hiçbir güce bağlı olmadan yaşamın her alanında özgürce yaşamak istiyorum. 

Naime Sinci:  Kadınlar olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz özgürlüktür. Kadın haklarıyla kadındır. Jin jiyan azadi. Gelecekteki beklentim özgürlüğümüzdür.

Sibel Bulgay: Kadın cinayetleri, kız çocuklarının erken evlendirilmesi sorunu devam ediyor. Kadın cinayetlerinin yaşanmadığı, çocuk evliliklerinin olmadığı bir toplum için kadınlar olarak çalışacağız.

Oyuncu Pelin Batu: 2013'ün kadınlar açısından çok kötü geçti. Güzel şeyler söylemek isterdim ama yaşananlar güzel değil. Her geçen gün kadına yönelik şiddet artıyor. İş yerinde de kadınlar yok sayılıyor. Kadınlar,  geçen 8 Mart'tan bu yana ikinci sınıf vatandaş olarak görülmeye devam etti.  Kız çocukları okula gönderilmiyor. Kadına yönelik şiddet arttı. İronik bir şekilde 'kadınları seviyoruz' diyenler, kadınları öldürüyor. O zaman keşke sevmeseydiniz diyorum.

Kent Hareketleri'nden yaşam savunucusu Cihan Uzunçarşılı Baysal: Kadına yönelik hak ihlallerine her zaman tanık oluyoruz. Kadını isminden çıkartan ve yerine aileyi koyan bir Bakanlığımız var ise hele orada bir de kadın oturmaktaysa varın vahameti anlayın. Tabii, bir de kadına kadın demekten korkan, 'Bayan' diye bir cins üreten yöneticilerimiz ile nereye yürünür bu da ayrı bir karamsarlık. Gezi, aynı zamanda bir kadın hareketiydi.  Her yaştan, inançtan, düşünceden, sosyal sınıftan kadının Gezi'yi var etmesi, Gezi ile var olmaları bize önemli şeyler de söylüyor.  Gezi'den gözünüzün önüne 2 kare getirin desem, biri ya da her 2'si 'Kırmızılı Kadın' ya da 'Sapanlı Teyze'dir.  Kadınlar yaşam alanlarının savunuculuğunda her zaman olduğu gibi en ön saflarında yer alıyor. Aklıma hemen Dikmen'in kadınları geliyor, Gökçek'e karşı en ön saflarda yürüyen Dikmen'in cesur kadınları. Başıbüyük'te biber gazına, tacize, polise karşı duran yine kadınlardı. Ezgideki gibi 'Kadınlar her yerde'  ama en çok yaşam alanlarının savunusunda galiba. Hepsine selam olsun. Başka bir Türkiye'yi yaratmak üzere, meydanlar da bizim kentler de kırsallar da.  Yaşasın kadın dayanışmamız.

Ankara Kadın Platformu Üyesi Döndü Taka Çınar: Kadına yönelik her türlü ayrımcılık devam ediyor. Taciz ve tecavüz vakaları arttı. Kadına yönelik şiddet cezasız kalıyor. Şiddeti önlemek için yasa çıkarılmasının bile kadınlara yönelik şiddeti durduramıyor. Çünkü kadınlar, yine AKP'nin izlediği muhafazakâr politikalar nedeni ile öldürülüyor, tacize uğruyor. Hükümetin etkisinde olan TRT, bile bu şiddeti tetikliyor. Üstelik TRT ısrarla bu şiddet içeren yayınlarını sürdürüyor. Kadınlar açısından emek sömürüsü de artmıştır. Esnek çalışma koşulları ve düşük maaş kadınlara dayatılıyor.

Kadın hakları savunucusu Birsen Kaya: AKP hükümetinin iktidara geldiği günden bu yana erkek egemen zihniyeti devletin her kurumunda daha da kurumsallaştı. Devlet hücrelerine kadar yeniden inşa ediliyor. AKP'nin bu erkek zihniyetini kurumsallaştırdığı sırada kadınlar da boş durmadı, kadın mücadelesini yükseltti. Kadının siyasetteki varlık hakkı da engelleniyor. Kadınlar Gezi direnişinde aktif rol oynayarak yok edilmek istendikleri siyaset alanında da var olacaklarını bir kez daha gösterdiler. Erkek egemen zihniyete karşı kadınlar her alanda direnişçi kararlı tutum tavır sergilediler.

Kadın hakları savunucusu Melek Özman: Film Mor'dan kadın hakları savunucusu Melek Özman: Geçen 8 Mart'tan bu yana deyince hepimizin aklına kaybettiğimiz kadınlar, geri almaya çalışılan haklar geliyor maalesef. Maalesef, kayıtlara göre bile 214 kadın öldürüldü geçen yıl. 214 kadın erkek egemenliğine itaat etmediği için en yakınındaki erkekler tarafından öldürüldü. Kadınların her şeye rağmen, bedenlerine, hayatlarına, haklarına, emeklerine yönelik ihalelere karşı mücadele ediyor, örgütleniyor, direniyor. Bu dayanışma ve mücadele zaten bu ihlallere izin vermeyecek ama bu arada çok bedel ödemek zorunda kalıyor kadınlar. Daha çok dayanışmaya, toplumun değişmesine ihtiyaç var, bu çabayı sürdürüyoruz. Daha az yorulmak, daha az bedel ödemek, daha kolay ayakta kalmak için hepimizin gerçekten kadın dayanışmasını yaşaması ve yaşatması gerek, sonrası daha kolay. Çok gülmekten korkmadığımız günlerimiz olsun, korkularımız az gülmelerimiz çok olsun.

(ekip/na)