Dengbej kadınların isyanı 'Kezî'de can bulacak
10:22
Mizgin TABU - Zehra DOĞAN / JINHA
AMED - Erkekler tarafından seslendirilen dengbêjî eserlerin birçoğunun sahibi olan dengbêj kadınlara vefa borcu niteliğinde "Kezî" albümünü çıkardığını söyleyen Kürt sanatçı Rojda, "Yok olan kadın tarihini tekrar gün yüzüne çıkarmak adına, 'Kezî' albümünü çıkardım. Kendine sanatçıyım diyen her kadının yokluk politikalarına karşı mücadele veren kadınların direnişine kulak vermesi gerektiğini düşünerek dengbêj kadınlara olan borcumu bu albümle ödemek istedim" dedi.
Mezopotamya'da mitolojik öneme sahip "Kezî" (örgü) motifinden esinlenerek, erkekler tarafından seslendirilen stranların arka perdesindeki kadın sesini ortaya koyan Kürt sanatçı Rojda, günümüz sanatçı kadınların ölümsüz dengbêj kadınlarına vermesi gereken vefa borcunu ödemek adına dengbej albümünü çıkarıyor. Sektör haline gelen sanat alanında "sanata ilham veren kadın" algısı dışında "sanatla üreten kadın" motifini tekrar gün yüzüne çıkarmayı amaçlayan Rojda, albümde yer alan 14 stranıyla, dönemin baskıcı eril politikalarına rağmen ölümü pahasına dengbej sanatını yaşatan kadınların sessiz feryadına ses olmayı başardı. Albümde yer alan her bir stranın seslendiricisini ve hikayesini de kaleme alan Rojda, bu vesileyle 5 yıllık köklü çabaları sonucu, kaybolan kadın tarihine de ışık tutacak. "Kezî'yle beraber, kadının yok edilen yaşam hikayesine tekrar dikkat çekmek istedim" diyen Rojda, albümünde yer alan eserlerin gerçek sahiplerinin portreleriyle beraber stranların hikayesini Kürtçe, Türkçe ve İngilizce kağıda dökerek albümle beraber kadın tarihi için arşiv boyutunda çalışma yaptığını söyledi.
'Olmayan bir halkın sanatçısı da olamaz'
Kadınların dili tutulmuş bülbül misali, hayatla olan bağlarının kesildiğini dile getiren Rojda, "Olmayan bir halkın, kültürü sanatı olmadığı gibi sanatçısı da olmaz. Bu nedenle yıllarca kadınlar olarak adeta adressiz bir cennettin bahçıvanlığını yaptık" ifadesinde bulundu. Eril zihniyet tarafından verilen fetvalarla cennetin asıl sahibi olan kadınların cennete alınmayan cins haline geldiğinin altını çizen Rojda, "Bu nedenle, yıllarca sormayan sorgulamayan bir halkın sanatçı kadınları olmuştuk. Fakat bu anlayış 30 yıllık Kürt özgürlük mücadelesi sayesinde kırıldı. Stranlarımız şarkılarımız, her ne kadar acı keder ve isyan motifleri ile hala bezenmiş olsa da Kürt mücadelesi sayesinde sesimiz daha gür daha bir özgüvenle çıkmaya başladı" dedi.
'Adı konmamış acıların bestekârları olduk'
"Kadın müzikte Hicaz makamına benzer" diyen Rojda, dengbej sanatıyla beraber kadının mücadeleyi estetize etme kültürünü yaratıp, yaşamı "kezî" gibi ördüğünü dile getirerek kadının tüketenden ziyade değerlere değer katarak sanatta üreten kadın modelini yaratmayı başardığını söyledi. Tarihte kadın dengbejlerin erkekler tarafından cezalandırılarak toplum dışı edildiğine dikkat çeken Rojda, "Fakat şu bir gerçekliktir ki, kadın kadına ördüğümüz ortak bir yaşamı yaşadığımız bu coğrafyada dengbej kadınlarımız sayesinde derdimizi ve acılarımızı dillendirerek isyanımızı haykırdık. Tarihe bu ninniler ve stranlarımız şahitlik etmişken, biz de Kürt kadın sanatçıları olarak adı konmamış acıların bestekârları olduk. Ortak bir yaşamı yaratma adına inadına şarkılarımız-stranlarımızı söyledik. Bu süreçte kâh ağladık kâh güldük kâh da öfkelendik. Ama tüm bunları şarkılarımızın dizelerinde bir kadın hassasiyeti ile ördük. Biliyorduk ki bizi bize anlatacak sesimizdeki isyandır" dedi.
'Dengbej eserlerin bir çoğu kadınlarındır'
Erkekler tarafından yıllardır söylenen dengbej sözlerinin birçoğunun aslında kadına ait olduğunu ortaya koymak adına "kezî" albümünde bilinmeyen kadın dengbejlerin eserlerine yer verdiğini dile getiren Rojda, "Xalê Cemîl", "Suwaro", "Sêva hacî" gibi birçok dengbej eserlerin kadına ait olduğunun altını çizerek, "Bu albümünde benim gibi sanatçı kadınlara miras bırakan dengbej kadınlara karşı borcumu ödemeye çalıştım" ifadesinde bulundu. Rojda, "Kêzî"nin Kürt kadınları için sadece saç örgüsü olmadığını belirterek, "Mitolojide de olduğu gibi kezî, kadın için aynı zamanda yaşamı ifade ediyor. Kadın için çok önemli bir anlamı olan kezîyle beraber kadınların yaşamını saçlarıyla beraber örmesiyle anlamlandırmak kadın için acı, sevinç ve hüznü ifade etmek istedim" dedi. Albümüyle beraber kadın cinayetleri, çocuk yaşta evlendirilenlere ve devam eden katliamlara da dikkat çektiğini söyleyen Rojda, "Çocuklarımızı hala evlendiriliyor ve kadılarımız her geçen gün öldürülüyor. Bu yaşananlara sırtımı dönemezdim. Bu yüzden bu acılara da dikkat çekmek istedim" dedi.
'Kadın tarihini sanatçılar ortaya çıkarmalı'
21 yılık sanat hayatı boyunca dengbej albümü çıkarma planın olduğunu ancak dengbej olmak için sanatta belirli bir seviyede olunması gerektiğini kaydeden Rojda, "Bu nedenle kendimi sanat hayatımdaki 21 yıl boyunca eğittim ve tam olarak hazır olduğum an 'kezî'ye başladım. Bu nedenle Ortadoğu kadının sesini gün yüzüne çıkarmam bir sanatçı kadın olarak benim için önemli bir tez çalışması oldu. Kürt kadını olarak benim de bir derdim ve amacım var ve bu yüzden bu albümümle beraber kadın sorunlarına kulaklarımı kapamamdan gün yüzüne çıkarmayı amaçladım" diye konuştu. Rojda, Kadın sanatçıların yok olan kadın tarihini tekrar kaleme alarak bunu resim, müzik ve edebiyatta var etmesi gerektirdiğini söyledi. "Bu denli çalışma tüm sanatçı kadınların borcudur" diyen Rojda, "21 yıllık sanat hayatımda heybemde topladığım ürünleri bir kadın olarak ortaya dökmek ve kadın özgürlük mücadelesinde bir kadın olarak yer almak boynumun borcu" dedi.
'Kürtlerin görkemli direnişini duyurmak zorundayım'
Her milletin farklı gırtlak ve kültürel müziği olduğuna dikkat çeken Rojda, "Şu an dünyada dengbej sanatı hayranlıkla dilleniyor. Dengbej sanatı dünyanın hiçbir yerinde dillendirilmez çünkü dengbej sanatı Kürtlerindir. Bu nedenle bu güzel sanata sahip çıkmalıyız" ifadesinde bulundu. Yok olma politikaları içinde varlık mücadelesi veren bir Kürt olarak politik bir duruşa sahip olduğunu söyleyen Rojda son olarak şöyle konuştu: "Kendimi politik bir sanatçı olarak nitelendiriyorum. Çünkü, kendine sanatçı diyen kişi öncelikle topluma yüzünü dönerek tıkadığı kulakları açması gerekiyor. Çünkü sanatı besleyen tolumdur ve bu nedenle sanat icra etmek için toplumun acı ve hak ihlallerine kulak vermelidir. Fakat günümüz sanatçıları ne yazık ki bunu duymak istemiyor. Bu nedenle icra ettikleri ürünün sanat olduğu konusu üzerinde tartışmalı olur. Türkiye topraklarında var olan bir Kürt mücadelesi söz konusu ve ben de bir sanatçı olarak Kürtlerin acı ve görkemli direnişini ortaya dünyaya yaymak zorundayım."
(na)

