Urfalı kadının hikayesi: Baskı, şiddet, zulüm ve yeniden diriliş
08:50
Gülsen Aslan - Semra Turan/JINHA
URFA- Dünyaya geldikleri andan itibaren eril zihniyetin yarattığı baskı ve şiddet nedeniyle yaşamı paramparça olan her kadın, hikayesinde bir de diriliş barındırıyor. Baba, eş, ağabey şiddeti gören Urfalı kadınlar, her kadının içinde taşıdığı güce dikkat çekerek, tüm kadınları 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mitingine çağırdı.
Doğduğu andan itibaren ayrımcılığa maruz kalan kadınlar, şiddete, taciz, tecavüze uğruyor, "evlilik'" adı altında satılıyor, katlediliyor. Türkiye'de kadına yönelik şiddet yaşamın her alanında kendini gösterirken, erkek egemen zihniyetin ürünü olan devletin politikaları da her gün 5 kadının katledilmesine neden oluyor. Kadın intiharlarının sık yaşandığı Urfa'da kadınlar, yaşadıkları baskı ve şiddete rağmen yaşam mücadelesi veriyor. Urfa'da konuştuğumuz kadınlar JINHA'ya yaşam hikayelerini anlattı.
'Sürekli baskı ve şiddete maruz kaldım'
1993 yılında baskılar nedeniyle ailesiyle birlikte Muş'un Malazgirt ilçesinden Urfa'ya göç eden 37 yaşındaki Türkan Suçlu evlendirildikten sonra sürekli baskı ve şiddete maruz kaldı. İlk evliğinde eşinin başka bir evliliği olduğunu ve 4 çocuğu olduğunu öğrendiğini söyleyen Türkan, evliliği süresince eşinden baskı gördüğünü dile getirdi. Evin dışına çıkamadığına dikkat çeken Türkan, "Eşim, abisini vurduktan sonra 9 yıl cezaevine girdi. Ben de o zaman 4 aylık hamileydim. Ailesinin baskıları bana karşı artınca ailemin yanına geçtim. Ailem de 'Biz çocuğunu istemiyoruz. Sen gel' dediler. Ama ben çocuğumu da aldım. Ailemden uzun süre baskı gördüm" diye konuştu.
'Kadın ne kadar korkarsa o kadar baskı oluşur'
Kadının eşinden ayrıldığında bu kez de yanına döndüğü ailesi tarafından baskıların başladığını belirten Türkan, "Ailem dışarı bırakmıyordu. Sürekli baskılarıyla karşı karşıya kaldım. Eşimi 9 yıl bekledim. Eşim kanser hastalığına yakalandı ve öldü. Ama ben çocuğum için mücadele ettim. 7 kardeştik ben tek kadındım. 6 erkek kardeşimle çok mücadele ettim. Sonunda mücadeleden başarılı çıktım. Kızımı büyüttüm. Yeni bir evlilik yaptım. Kadın Yaşam Evi'nde proje çalışmalarına katıldım. Uzun süre bu çalışmalarda yer alıyorum. Özgüvenim arttı. Artık kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum" diye kaydetti. Kadınların şiddet gördüğünde daha çok korktuğunu dile getiren Türkan, "Daha çok konuşması gerekirken susuyorlar. Kadın daha güçlüdür. Kadın ne kadar korkarsa o kadar baskı oluşur" dedi. Kadınların güçlü olması gerektiğini dile getirerek, "Kadınlar aşiretlere boyun eğmesinler" diyen Türkan, tüm kadınları 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mitingine çağırdı.
'8 Mart'ın varoluşu kadının gücünü gösteriyor'
5 Çocuk annesi 46 yaşındaki Urfalı Gulê Kaya (46) ise, "Benim de başımdan bir evlilik geçti. Ama; ben severek evlendim. Çok sevmiştim. Evlendikten sonra her şey değişti. Eşimi sevdikçe değer verdikçe uzaklaştı. Dışarıdaki hayatı seven biriydi. Eve gelmezdi. Sevgilisi vardı. Beni aldatıyordu. Hem aldatıyor, hem bana baskı uyguluyor, hem de şiddet uyguluyordu. 20 yıl sürdü evliliğim. Çocuklarım büyüdükçe beni anladılar. En büyük oğlum bir gün babası bana yine el kaldırırken 'Annemi artık dövemezsin ben büyüdüm buna izin vermem' dedi. O gün çok etkilendim. Daha sonra artık baskılara boyun eğmemek için ayrılmak istedim. Aşiret ailesinden geldiğim için zorlandım. Ölüm tehditleri yağdı. Bir dönem çok korktum. Ama dışarıda kaldım 5 çocukla. Örgü yaptım, ev temizliğine gittim. Ama hep mücadele ettim. Ailemi karşıma aldım. Pes etmedim, mücadele ettim. Şu anda çocuklarım büyüdü. Ben de Kadın Yaşam Evi'ndeki projelere katıldım. Artık kadınlar için mücadele ettim. Hiçbir kadının sıkıntı yaşamasını istemiyorum" diye konuştu. Gulê de, 8 Mart'ın varoluşunun kadınların gücünü gösterdiğini belirterek, kadınlara alana çağırdı.
'Kadının hiçbir sözü geçmez'
Urfa'da yaşayan ancak isminin açıklanmasını istemeyen A.B. (29) ise, ailesi tarafından 19 bin lira karşılığında evlendirildi. Evlendikten sonra eşinin madde bağımlısı olduğunu öğrendiğini ve eşinin ailesi tarafından da sürekli baskı gördüğünü söyleyen A., "Sürekli bana baskı uyguluyorlardı. Eşim de esrar kullandığı için sürekli karşıma geçip gülüyordu, hiçbir etkisi yoktu. Evlilik giderek çıkmaza giriyordu. Benim artık dayanacak gücüm kalmadı. 4 aylık evliliğim sonucu ailemin yanına geldim. 2 aylık hamileydim geldiğimde. Arap kültürü bambaşkadır, kadınının hiçbir sözü geçmez" dedi.
'Tek umudum kızımla özgürce yaşamak'
Çocuğunu dünyaya getirdiğinde de ayrıldığı eşinin ailesinin hastaneye gelerek çocuğunu aldığını söyleyen A., "Çocuğum doğduğu gün elimden alındı. Annelik duygularımı yitirdiğimi hissediyorum. Bu nasıl bir şey diye düşünüyorum. Kadının ağlamaya hakkı yoktur. Doğumum 14 saat sürdü. Çok acı çektim doğum esnasında. 9 ay karnımda taşıdım ama bir dakika süt veremedim. Şu anda kızım 9 aylık. Eski eşim evlendi. Böyle bir mantık olabilir mi" diye isyan etti. Güçlü kadınları takdir ettiğini dile getiren A., "Çocuğumu onlara vermem doğru değil, bana bir alternatif sunulsaydı belki bugün çocuğumla birlikte olacaktım ama bu gelenekler bizi köreltti. Yeni bir hayata başlamak istiyorum. Keşke kızımla birlikte bu hayata başlasaydım. Tek umudum kızımla özgürce yaşamak" diye konuştu.
(gsa/gc/mg)

