Cezaevi, baskı ve kadınların direniş mücadelesi…
11:32
Sarya GÖZÜOĞLU-Zehra DOĞAN/JINHA
AMED - 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün bugün özgürce kutlanmasında en büyük emeği olan tutsak kadınların yaşadığı hak ihlallerine dikkat çeken TUHAD-DER avukatlarından Hanım Kayhan, "Kadın tutsaklar tacize uğradı, ısınma sorunu yaşadı, kitapları ellerinden alındı ve sürgün edildi. Buna rağmen kadınlar, tutsak edildikleri zindanlarda da direnişlerini sürdürdü. Bu nedenle ben onları tutsak olarak görmüyorum. Kadın mücadelesi içinde kendilerini en özgür hisseden bireyler, zindanlarda direnişlerini sürdürenlerdir" dedi.
Yıllar önce fabrikada can veren mor boneli mücadeleci kadınların başlattığı direniş günü olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, dünyada olduğu gibi bölgede de birçok etkinlikle anılıyor. Eril sistem ve politikaları protesto amaçlı kadınlar tüm dünyada alanlara çıkarken, bölge kadınları da Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) öncülüğünde il, ilçe ve mahallelerde bir araya gelerek, demokratik yaşam taleplerini dile getirmeye devam ediyor. Peki ya kadın özgürlük hareketinin temel taşı tutsak kadınlar?... Kadın kurtuluş ideolojisi çizgisinin mücadeleci kadınları parmaklıklar ardında geçtiğimiz 8 Mart'tan bu yana neler yaşadı?
'Kadın tutsaklara yönelik baskılar arttı'
Mücadeleci kadınların, direniş boyutuyla hiçbir zaman tutsak konumunda olmayacaklarını belirten TUHAD-DER avukatlarından Hanım Kayhan,"Bunu çok iyi bilen hükümet, politik tutsak kadınlara yönelik baskılarını geçtiğimiz yıldan bu yana her geçen gün daha da arttırdı. Bu nedenle 2013 yılı, tam bir fiyaskoydu" dedi. Geçtiğimiz yılda siyasi tutsaklara yönelik ciddi şekilde hak ihlallerinin yaşandığını hatırlatan Hanım, "Kadın tutsaklara ilişkin çok ciddi boyutta baskılar gelişirken, özellikle Muş E Tipi Kapalı Cezaevi ve Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi'nde yaşananlara ilişkin birçok kadın arkadaşların mağduriyeti söz konusu oldu. Kadınlar tacize uğradı, ısınma sorunu yaşadı, kitapları ellerinden alındı ve sürgün edildi" diye belirti. Cezaevi yönetimi tarafından gerçekleşen hak ihlallerine dönük İHD avukatlarının birçok rapor hazırlamasına rağmen, hak ihlallerinin ardından yine tutsak kadınların sürgün edildiğini ifade etti.
'Baskılara karşı kadın tutsaklar direniş başlattı'
Kadınların yaşadığı birçok hak ihlallerine dikkat çeken Hanım, "2013 yılı, kadın ve hasta tutsaklara ilişkin çok ciddi insan hakları ihlalleriyle geçti. Kısa bir zaman içinde bine yakın tutsak sürgün edildi. Bu nedenle özellikle ceza infaz kurumlarında gerçekleşen hak kayıplarının Adalet Bakanlığı'na yansımamış olmasını ihtimal dışı olarak görüyorum" diye konuştu. Geçtiğimiz Ekim ayında Muş E Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutsak kadınların başlattığı direnişi hatırlatan Hanım, "Muş'ta kadın tutsaklar erkek gardiyanlar, müdür ve adli suçlular tarafından darp edilmelerine rağmen bu olay kamuoyunda geniş yankı uyandırmadı. Bunun üzerine gidip birebir tutsaklarla görüştük. Kadınlar taciz olaylarıyla karşı karşıya kalmasına rağmen ciddi bir soruşturma açılmadı ve hemen akabinde olayların kapatılması için sürgünler gerçekleşti " dedi.
'Sürgünler izolasyon politikalarındandır'
Bölge'de özellikle Van F Tipi Kapalı Cezaevi'nde kalan politik tutsakların ağır tecrit koşulları altında olduğuna dikkat çeken Hanım, "Van Cezaevi yönetimi, ortak alana çıkma görüş yasağı getirme ve izole etme çabaları içerisindeler. Bunu yapanlar, belli bir noktada başarılı oldu çünkü bölgede tüm cezaevleri boşaltıldı ve yoğun sürgünler yaşandı" ifadesinde bulundu. "Sürgünlerde, tutsaklarla beraber aile ve avukatlar da mağdur oluyor" diyen Hanım, avukatların müvekkilleriyle her an görüşme içerisinde olması gerekmesine rağmen sürgünlerden dolayı bunun pek mümkün olmadığını kaydetti.
'En özgür kadın, direnişini zindanlara taşıyandır'
"Cezaevlerinde olan kadınları ben tutsak olarak görmüyorum" diyen Hanım, kadın mücadelesi içinde kendilerini en özgür hisseden bireylerin zindanlarda direnişlerini sürdüren kadınların olduğunu dile getirdi. Hanım, "Eğer 8 Mart'ı böyle özgürce alanlarda rahatça yaşıyorsak bu onların emeği sayesindedir" diye konuştu. Direnişçi tutsak kadınları yargılayanların eril bakış açısıyla hüküm vermesinin kadınlar için acı verici bir durum olduğunu söyleyen Hanım, "Kendini kadın özgürlük mücadelesinde yetiştirmiş kadınların, kadın tarihini bilmeyen eril hakimler tarafından cezaya çarptırılmaları çok kötü bir durum. Şu an, kent afişlerine Clara Zetkin'in fotoğraflarını kullanan kadınlar, 'PKK'lilerin fotoğrafları' gerekçesiyle yargılanıyor. Kadınları yargılayan bu anlayışın entelektüel birikimi dahi yokken insan ömrünü çürütecek kararlara neden olabiliyor" ifadesinde bulundu.
(sg-zd/mg)

