Kadınlar barışı konuştu: Müzakerelerde dahil olmalıyız
14:32
JINHA
İSTANBUL - Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Forumu'nda konuşan Birleşik Güçler Milletvekili Doğuş Derya, "Kadın bedeni militarizmde fethedilmesi gereken bir beden olarak görüldüğü için işgal edilen yerlerde ilk hedef her zaman kadınlar oluyor" dedi.
Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Forumu Sabancı Üniverstesi'nin katkılarıyla, "Kadın ve Barış" temalı panel düzenledi. Minevra Palas Otel'de gerçekleşen panele "Kıbrıs Barış Müzakereleri ve Kadınlar" konusunda Birleşik Güçler Milletvekili Doğuş Derya, "Türkiyeli Kadınların Uzlaşma Çabaları: Türkiye-Yunanistan ve Türkiye Ermenistan Örnekleri" konusunda Dış Politikada Kadınlar Girişimi'nden Okan Üniversitesi Akademisyeni Zeynep Alemdar katılırken Barış İçin Suriyeli Kadınlar Girişimi'nden Mouna Ghanem internet üzerinden online olarak panele bağlandı.
'Kadınlar eli silahlı erkeklerin cinsel saldırısına maruz kaldı'
Panelde ilk olarak konuşan Doğuş Derya, Kıbrıs'ı da içeren çok geniş coğrafyada barışı konuşmayı ve tartışmayı gerekli gördüğünü söyledi. "Binlerce insanın mülteci olmaya zorlandığı ve denizlerde öldüğü bu korkunç zamanlarda Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi için önemli bir zamandayız. Türkiye Kıbrıs'ı Dünya enerji politikaları konusunda yer alacağı bir araç olarak görüyor. Kıbrıs yarım asırdan fazla bir süredir milliyetçilik sebebiyle bölünmüş bir ülke. İngilizlerle mücadeleleri sonucunda Rumlarla adayı paylaşmaları söz konusu olmuştur. Bu süreç sonrasında Kıbrıs Adası'nın ikiye bölünmesi gerçekleşti" diyen Doğuş, ayrışma sürecinde Kıbrıslı bütün kadınların, bütün savaş ortamlarında olduğu gibi ekonomik sosyal ve cinsel tacizlere maruz kaldığını iletti. Doğuş, "Kadınlar eli silahlı erkeklerin cinsel istismarlarına maruz kaldılar, ailelerini kaybettiler. Kimisi kaybettikleri aile bireylerini yakınlarını gömme şansına sahip oldu, kimisi bu şansa sahip olamadı" diyerek o süreci yaşamış Rum bir kadının kaleme aldığı şu mısrasıyı okudu; "İçimde yaşıyor olduğu umudu var ya her biri sonsuz bir bekleyiş sonsuz bir keder" diye konuştu.
'Önce toprak sonra kadın işgal ediliyor'
Kıbrıslı kadınların yaşadıkları şehirleri kentleri, zorunlu olarak terk etmek mecburiyetinde kaldıklarını ifade eden Doğuş, kadınların yaşadıkları travmaların görünmez kılındığını Kıbrıs'lı Rum kadınların sembolik olarak kayıplarını kaybeden aileler olarak kaldığını söyledi. "Kadın bedeni militarizmde fethedilmesi gereken bir beden olarak görüldüğü için işgal edilen yerlerde ilk hedef her zaman kadınlar oluyor" diyen Doğuş, Kıbrıslı kadınların çoğunun tecavüze uğradığı için eşi tarafından 'kirletildiği' düşüncesiyle terk edildiğini belirtti. Görünmez kılınan kadınların artık görünür olmak istediğini vurgulayan Doğuş, bu sebeple şu ana kadar savaş travmasını yaşamış bir çok kadından telefon aldığını, İngiltere'ye gidip bir daha adaya dönemeyen kadınların hikayelerini dinlediğini iletti.
'Kadınlar müzakerelere dahil edilmeli'
Kıbrıs Adası'nda barış kültürünün olmamasından kaynaklı ciddi sorunlar olduğunu ifade eden Doğuş, Kıbrıs müzakerelerinde kadınların hep yok sayıldığını söyledi. Doğuş, ortak-federal bir kimlik kurma yerine, ayrıştıran bir müzakere sürecinin olduğunu, eril zihniyetin bölücü olduğunu ve Ada'nın bölünmesini isteyenlerin milliyetçi eril zihniyetlerin istediğini ifade etti. Kıbrıs'ın kendi iç sorunlarının hepsinin parça devletlere devredilmiş durumda olduğunu aktaran Doğuş, uluslararası platformda kadınlar olarak Kıbrıs'ın çoğulcu ve bütünlükçü bir anlayışla inşa edilmesi için müzakerelerin bu doğrultuda yapılması çalışmalarında bulunduklarını söyledi. Bunu sağlamak için de kadınların müzakerelere dahil olması gerektiği üzerinde duran Doğuş, bunun için mücadele ettiklerini söyledi.
Doğuş son olarak Türkiye'nin de bir savaş süreci içerisinde olduğuna değinerek Kıbrıs'ın bu konuda Türkiye'nin demokratikleşmesinde örnek teşkil edebileceğini belirtti. Doğuş, Cumartesi Annelerinin, Barış İçin Kadın Girişimi'nin Türkiye'deki Kürtlerin yaşadığı katliamları ve sorunları yansıtması açısından değerli olduğunu kaydetti.
'Kadınların görünür olması için çalışıyoruz'
Zeynep Alemdar ise uluslararası alanda kadınların sorumluluk alması ve bunun için mücadele etmesi gerektiğini söyleyerek, Ermenistan sorunu üzerinde kadınların görünür ve etkin olmasa da çok çalıştıklarını iletti. Bu çalışmaları biraz daha görünür kılmanın gerektiğine inandığını söyleyen Zeynep, Ermeni kadınları gibi Kürt kadınlarının da yaşadıkları savaşı siyasi, sosyal, ekonomik boyutlarıyla görünür kılınmasının ve bunun için daha büyük bir koalisyonun gerekli olduğunu vurguladı. Zeynep, "Uluslararası hiyerarşi kadınları iyice görünmez kılıyor. Sorunların çoğu donmuş durumda ve yaratıcı çözümlerden uzak, çıkarların uzun dönemde yapılandırıldığı planların yapıldığını görüyoruz. Artık uluslararası kurumların dahi daha farklı bir şekilde örgütlenmesi, yeniden yapılandırılması gerekiyor" şeklinde konuştu.
'Dış politikada kadın temsil edilmiyor'
Aktörlerin, çatışmaların niteliğinin ve boyutunun da artık değiştiğini belirten Zeynep, "Dış politikada kadın olmayınca dünyanın yarısı olan kadın temsil edilmemiş oluyor, uzun vadeli düşünülen çözümlerde kadınlar da yer almalı, yaratıcı çözümler için farklı grupların olması önemli. Dil ve kavramlar bizim için çok önemli oluyor dış politikada. Bütün uluslararası alanda çalışan kadınlar aktivitelerine devam ediyor fakat hiçbir zaman yeterli olmuyor" diye konuştu.
'Rakel Dink'in söylemleri dili değiştirdi'
Türkiye-Ermenistan sorunlarıyla ilgilenen kadınların Türkiye-Yunanistan sorunuyla da ilgilendiğini söyleyen Zeynep, "Teknik sorunları çözemesek bile uzlaşımcı bir dil, bir yöntem geliştirebiliriz" dedi. 1991'de Ermenistan'ın bağımsızlaşmasıyla birlikte Türkiye-Ermenistan arasında ilişkilerin de başladığını hatırlatan Zeynep, "Hrant'ın ölüm yıldönümünde Rakel Dink'in barış söylemlerinin iki milliyet arasındaki dili değiştirdiğine inanıyorum. Biz kadınların Türkiye-Ermenistan sorunu üzerine politik önerilerimiz oldu. Kadın diplomatların erkek diplomatlarla birlikte çalışmaları gerekiyor" şeklinde konuştu.
Zeynep son olarak "Kadın farkındalığı ile sorunlara yaklaştığımız zaman gerçekten çözüm olabildiğimizi fark etmemiz bizi umutlandırdı. Ermenistan konusunda hala süregelen etkinlikler var. Fakat bu sürecin yukarıdakilerin hegemonyası altında ilerlemesi söz konusu bu süreçte de kadınların alternatif çözümler üretmesinin önemli olduğuna inanıyorum" diye kaydetti.
Panel soru-cevap kısmının ardından son buldu.
(öç/ck/dk)
