Doğayı kurtaramazsak eğer…

08:26

 


Mizgin TABU-Zehra DOĞAN / JINHA


AMED  - Diyarbakır'da bulunan Hevsel Bahçeleri'nin 'Yapı Rezerv Alanı' olarak ilan edilmesinin ardından 13 gündür nöbet eylemi başlatan gençlerin direnişi sürüyor. "Doğayı kurtarmazsak eğer o, bunun intikamını bizden çok kötü alır" diyen Gülşen Özer, yurttaşların direnişe destek vermesi yönünde çağrı yaptı. Ekoloji Derneği aktivisti Zeynep Akıncı da, ekolojistler olarak bu talana izin vermeyeceklerini belirtti.


Diyarbakır'ın akciğeri olarak anılan 8 bin yıllık Hevsel Bahçeleri'nin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca "Yapı Rezerv Alanı" olarak ilan edilmesinin ardından gençler direniş başlattı. Gençler tarafından 13 gün önce başlatılan direniş, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve birçok ilden gelen çevreci yurttaşların desteğiyle büyüdü. Hevsel Bahçeleri'ndeki direniş seminer, panel ve sinevizyon gösterimiyle doğa katliamlarının tarihsel politikaları üzerine tartışmalarla devam ediyor. 


'Amaç tarihi dokunun yok olmamasıdır'


Tarihin ve kültürel alanın yok edilmesine karşı üniversite öğrencileri olarak Hevsel nöbetine devam edeceklerini dile getiren üniversitesi öğrencilerinden Evin Karaşin, kütüphane, ekoloji, jineoloji gibi çadırlarda farklı etkinliklerle çevre katliamlarına karşı kamuoyunda farkındalık yaratmayı amaçladıklarını belirtti. Evin, "Kütüphane çadırımıza kitap bağışı yapılmakta ve dileyen herkes gelip kitap okuyor. Jineoloji çadırımızda da kadın ve kadın kurum dernekleriyle toplantılar düzenleniyoruz. Hevsel'deki emek hepimizin emeği, ürün hepimizin ürünü, Hevsel hepimizin" ifadesinde bulundu.  "Hevsel ve Gezi direnişini birbirine benzetenlere karşıyım" diyen Evin, Gezi direnişinin bir araç olduğuna dikkat çekerek, Hevsel'in ise tarihi dokunun yok olmaması için yapılan direnişin bir amaç olduğunu söyledi. 


Natüralizm için Hevsel'e


Hevsel direnişini duyduktan sonra bir arkadaşıyla otostopla Diyarbakır'a geldiğine dikkat çeken doğa aktivisti Neslihan Usta, "Gezi direnişinde olduğu gibi Hevsel nöbetinde de sonuna kadar direneceğiz" dedi. Gezi ve Hevsel direnişinin ortak noktalarının olduğunu dile getiren Neslihan, "Buradaki atmosfere baktığımızda Gezi direnişi ile ortak yönleri var. Politik kimlik gözetmeksizin her kesimden insanın gelip bu direnişe destek vermesi gerekiyor. Natüralist bir eylemi düşünerek herkesi buraya bekliyoruz"  ifadesinde bulundu.


'Amed'i Amed yapan Hevsel'dir'


"Doğa ya da insan fark etmiyor, katliam katliamdır" diyen Devlet Tiyatrosu oyuncusu Ruken Özhan, "Sistem öldürecek insan bulamadığından doğaya saldırıyor. Bir Roboskili olarak yeşilliğin tamamen doğaya hakim olduğu bölgeden geliyorum ve o kadar ucube bir sistemin doğayı katletmesine karşı çok tepkiliyim. Roboski katliamına sessiz kalan bir hükümetin Hevsel'e duyarlı olması hiçte samimi gelmiyor. Burayı bu hale getirenler çıkıp özür dilemeli ve buradan elde ettiği kazançla yeniden ağaçlar dikmeli. Diyarbakır'ın Diyarbakır olmasını sağlayan değerlerin yok edilmesiyle geriye hiç bir şey kalmayacak.  Artık beton görmek istemiyoruz. İnsanları ötekileştirmeden sevmenin gerisinde hiç bir ayrımcı politikanın kalmayacağına inanıyorum ve bu yüzden tüm yurttaşları buradaki direnişe destek vermeye çağırıyorum" diye konuştu.


'Destek için Danimarka'dan geldim'


 


Sosyal medya aracılığıyla Hevsel direnişinden haberdar olduğunu söyleyen Sebahat adlı bir yurttaş, "Aslen buralıyım ama uzun yıllardır Danimarka'da yaşıyorum. Hevsel'i duyduğum gibi buradaki direnişe dahil olmak için hemen yola çıktım" diye belirtti. "Hevsel sadece bu günün değil, yarınların da tarihidir" diyen Sebahat,   uzun yıllara dayanan bahçelerin yok olmasının Amed'li olarak gururuna yedirmediğini ifade etti.  Sebahat, "Burada gerçekleşecek olan konut projeleri ve rezerv alanları insanlığa karşı işlenen bir suçtur. Bu nedenle buradaki direnişe, 7'den 70'e tüm insanların destek vermesi gerekiyor" dedi.


'Mezopotamya'na sahip çık'


Hevsel'e destek amaçlı gelen yurttaşların konuya uzak kalmamaları için çeşitli panel ve etkinlik düzenlediklerini söyleyen Ekoloji Derneği aktivisti Zeynep Akıncı, "Vadide neler oluyor?" başlığı altında çeşitli tartışmalarda bulunduklarını belirtti. Zeynep, "Kapitalist sistem her yerde doğayı ele geçirmeye çalışıyor. UNESCO listesinde olan yerleri ele geçirmek için rant sisteminin zorunluluğunda çalışıyorlar. Gençlerin ve sivil toplum kuruluşlarının bu olayın çözümlenmesine kadar direneceklerini ve yılmayacaklarını düşünüyorum. Biz ekoloji aktivistleri olarak asla bu talanlara izin vermeyeceğiz" ifadelerini kaydetti. Hevsel'e her gün binleri aşan ziyaretçinin geldiğinin altını çizen Zeynep,  Mezopotamya'nın tarih sahnelerinde adı geçen ilk topraklardan olduğunu belirterek, kamuoyunun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan toraklarına sahip çıkması gerektiğini vurguladı.


'Hevsel katliamı çocukluğumu elimden alacak'


"Doğayı kurtarmazsak eğer o, bunun intikamını bizden çok kötü alır" diyen Gülşen Özer, ağaç katliamıyla insan katliamının eşdeğer olduğunun altını çizdi. Yurttaşların bu hassasiyeti göstererek, direnişe destek vermesi gerektiğini belirten Gülşen, "Eğer bu proje gerçekleşirse Diyarbakır'ın ciğerleri sökülmüş olur. Şu an Amed'in ciğerini söküyorlar, izin verme.  Çocukluğum burada geçti ve piknik alanı olaraktan kullanıyorduk fakat ben şuan bunu göremiyorum. Bunları gördükçe benim çocukluğum elimden alındığı görüyorum. Ekolojik dengenin bozulmasına karşıyım ve elimizden ne geliyorsa yapacağım" dedi.


(mt-zd/mg)