‘Mega projeler doğanın sonunu hazırlıyor’

12:04

Pelin İktüeren / JINHA


İZMİR – Bu yıl 9’uncusu düzenlenen Dağ Filmleri Festivali’ne ilişkin konuşan festival direktörü Murat Yılmaz, Türkiye gerçeğinden bakıldığında nükleer santral, üçüncü köprü, HES’ler gibi doğaya müdahale amaçlı Mega projelerin doğanın sonunu hazırladığına dikkat çekerek, yaptıkları festival ile doğayla insan arasındaki bağı güçlendirmeyi amaçladıklarını belirtti. Ayşegül Akıncı Yüksel ise, doğa için verilen mücadelede kadın ve çocukların öncülük etmesi gerektiğini ifade etti.


İzmir Dağcılık ve Doğa Sporları İhitisas Kulübü (İDADİK), Konak Belediyesi desteğiyle 9. Dağ Filmleri Festivali düzenledi. İzmir Konak Belediyesi’ne bağlı Türkan Saylan Kültür Merkezi ve Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde 13-15 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilen ve yoğun ilginin olduğu festivalde 29 film sinema, severlerle buluşurken, festival kapsamında söyleşiler, fotoğraf sergileri de düzenlendi. Bu yıl 9’uncusu düzenlenen Dağ Filmleri Festivali’ne ilişkin konuşan festival direktörü Murat Yılmaz, organizasyonun insanların doğaya sahip çıkmalarının sağlanması ve insanlar üzerinde doğaya karşı bir farkındalık yaratmak amacıyla festivali organize ettiklerini söyledi. “Festivali, gittikçe küçülen şehir hayatında, her geçen gün depresifleşen şehir insanına biraz olsun soluk aldırmak amacıyla doğaya dokunmalarına teşvik için yapılan bir organizasyondur” diyen Murat, 2000’li yılların başından bu yana doğa mücadelesine gönül verdiklerini ifade etti.  


‘Müdahale amaçlı projeler doğanın sonu hazırlanıyor’


2000’li yıllarda doğayla ilgili Türkiye’de ulaşılabilecek hiçbir kitap, belgesel, materyal olmadığını, yurtdışından getirtilen kitaplardan, filmlerden yararlandıklarını kaydeden Murat, “Ama artık bir festivalimiz var. Hem yazılı, hem de görsel arşivler konusunda bu eksikliği tamamladık. Doğayla ilgili her şey konusunda merkez olmayı istiyoruz” sözlerine yer verdi. İnsanların ilkçağdan beri doğa ile çatıştığına vurgu yapan Murat, sanayileşme, zenginleşme, nüfus artışı ile doğa tahribatının üst seviyelere çıktığına işaret etti. Türkiye gerçeğinden bakıldığında nükleer santral, üçüncü köprü, HES’ler gibi doğaya müdahale amaçlı Mega projelere dikkat çeken Murat, “Bu Mega projeler aslında insanları zenginleştirmeyi vaat ederken bir taraftan da onların ekim alanlarını, doğasını, iklimini değiştirdiği için ciddi anlamda da doğanın sonunu hazırlıyor” dedi.


‘Kadınlar doğa mücadelesinde önder olabilir’


İDADİK üyelerinden ve festival ekibinden olan Ayşegül Akıncı Yüksel ise, doğa ve bilinç konusuna dikkat çekerek, ne şehir insanının ne de kırsal bölgede yaşayan insanların doğa konusunda bilinçli olmadığına vurgu yaptı. Doğaya dair bilinç oluşumunun, dünyanın geçmişine ve oluşacak geleceğe bir bütün olarak bakmaktan geçtiğini belirten Ayşegül, “Doğaya zarar vermemek adına bir takım konforlardan vazgeçebiliriz” dedi. Şehir hayatında doğaya zarar vermemenin mümkün olmadığını, ancak bu zararları en aza indirmek için çalışma yapılabileceğine vurgu yapan Ayşegül, zararı azaltma konusunda yapılacak olan çalışmaların çocuklar ve kadınlar üzerinden yürütülmesi gerektiğini belirtti. Kadınların doğa konusunda sorumluluk duygularının çok yüksek olduğunu kaydeden Ayşegül, toplumu dönüştürmede kadınların önderlik edebilecek bir enerjileri olduğunu söyledi.


‘Öyle dokunmayacağız doğaya, böyle dokunacağız!’


“Doğaya Dokun” sergisiyle ilgili düşüncelerini de paylaşan Ayşegül, bunun ironik bir sergi olduğunu,  “Doğaya Dokun”, “İşte dokundun bu hale geldi” ifadeleriyle doğaya insan eliyle yapılan dokunuşların tahribatı beraberinde getirdiğine dikkat çekti.  Doğaya dokunuşun bu şekilde değil, doğa insan bütünleşmesi-kucaklaşması zemininde olması gerektiğini ifade eden Ayşegül, “Anıt ağaçların bulunduğu Gölgeli Dağlar’da bin 260 yaşında bir ağaç vardı. Yani düşünebiliyor musunuz bin 260 yaşında bir canlıyla kucaklaşmak çok heyecan vermişti bana. Ona dokunmak çok kritik bir andı benim için. Yani ben 55 yaşındayım o bin 260 yaşında bir ağaç. Dokunmak böyle olmalı bence. Onun için o zıtlığı sergilemek gerekiyor gerçekten. Öyle dokunmayacağız doğaya, böyle dokunacağız” sözlerini ifade etti.


(pi/mg)