Kapitalist sömürüye alternatif sistem: Demokratik Ulus
09:49
Hicret ÇİFTÇİ/JINHA
WAN- Toplumda sosyal yaşamın önemli ayaklarından biri olan ekonominin kapitalist sistem tarafından tüketim anlayışı üzerinden yürütülmesi emeğin sömürülmesine dönüştürülmüştür. Ulus devlet ekonomi anlayışına karşılık alternatif ekonomi üzerine konuşan BDP İl Encümen Adayı Esen Günay, kapitalist sistem ile birlikte ekonominin anlamının değiştiğine dikkat çekerek, “Günümüzde ekonominin karşılığı paradır. Sadece üretim tüketim ilişkisine dayanan, tekelci sömürü anlayışına dönüşmüştür. Kapitalist sistemin yarattığı bu anlayıştan kurtulmanın yolu, demokratik ulus anlayışından geçer” dedi.
Dünyada demokratik bir ekonomiye sahip olmayan kapitalist sistem toplum üzerinde adil olmayan bir ekonomi anlayışı sürdürmektedir. Dünyanın her yerinde bu anlayıştan kaynaklı insan emeği sömürülmekte ve bu durumun en büyük mağdurları yine kadınlar ve çocuklar olmaktadır. Konuya ilişkin Vanlı kadınlara “Ulus devlet ekonomisi neye dayanır?, Ekonomi nasıl demokratikleştirilir?, ekonomik krizlerden, işsizlikten ve açlıktan kurtuluşun alternatif sistemi nedir?” sorularını sorduk. Konuya ilişkin görüştüğümüz BDP İl Encümen Adayı Esen Günay, ulus devlet ekonomi anlayışının kapitalist moderniteye dayandığını belirterek, “Bu sistem tamamen tüketime dayanıyor. İhtiyaçtan fazlasına dayanan, sınırı olmayan bir ekonomik sistemdir” dedi.
‘Günümüzde ekonominin karşılı sadece paradır’
Asıl ekonominin böyle bir temele dayanmadığını söyleyen Esen, “Ekonomi çok önemli bir sosyal bilimdir. Kökeni ev yönetimi, ev kuralı anlamına gelir. Doğal dönemde ekonomi kadınların evi yönetmesi, ev ihtiyaçlarını gidermesi idi. Kısacası kadınların ev yönetimi demekti” şeklinde belirtti. Kapitalist sistem ile birlikte ekonominin anlamının değiştiğine dikkat çeken Esen, “Günümüzde ekonominin karşılığı paradır. Sadece üretim tüketim ilişkisine dayanan, tekelci sömürü anlayışına dönüşmüştür” ifadesinde bulundu. Eşit, adil bir bölüşümün olmadığını vurgulayan Esen, “Bir yanda kâr hırsıyla büyüyen şirketler, devasa örgütler varken, bir tarafta açlıkla, sefaletle, hastalıkla boğuşan ve dünyanın geri kalanını oluşturan bir kesim var” diye konuştu.
‘Kapitalist sistemin çözülüşü demokratik ulustan geçer’
Kapitalist sistemin yarattığı bu anlayıştan kurtuluş yolunun demokratik ulus anlayışından geçtiğini kaydeden Esen, “Demokratik ulus anlayışı beraberinde demokratik ekonomiyi, komünü getirir. Çünkü Demokratik komünal ekonomide kâr hırsı yoktur, tekelci sömürüye açık şirketler holdingler yoktur. Demokratik komünal ekonomide herkes eşit ve adil bir bölüşüm sistemi içerisinde yaşar ve aslında ihtiyaçların ötesinde bir üretimde olmaz” şeklinde ifade etti. Demokratik komünal ekonominin, demokratik özerkliğin ayaklarından biri olduğunu dile getiren Esen, “Demokratik komünal ekonomi, köyler ve kentler arasında uçurumu ortadan kaldırır. Aynı zamanda zengin ve yoksul arasındaki uçurumu da kaldırır. Bu ekonomi sistemi kentlerde komünal endüstriyi geliştirirken, köyde tarım ve hayvancılığı geliştirerek, ihtiyaçların adilane bir temelde üretilmesini ve tüketilmesini sağlar” sözlerini ifade etti.
‘Ekonomi ulus devlet çerçevesinde demokratikleşemez’
Ulus devletin demokrasiye kapalı bir sisteme dayandığını dile getiren Rojin Kadın Yaşam Merkezi sosyologu Evin Özgür, “Demokrasinin olmadığı yerlerde ekonomi, hükümetin çıkarlarına dayalı olur. Ulus devlet, ekonomiyi, kadınları, çocukları, yaşlıları her şekilde sömürebilecek bir zihniyettir” dedi. Ekonominin ulus devlet çerçevesinde demokratikleşemeyeceğini vurgulayan Evin, Ancak komünal yaşama geçilirse ekonomi demokratikleşebilir. Ekonomi devletin bütün işlevleri ile beraber bağımsız olmalıdır” ifadesinde bulundu. Türkiye’de dahil dünyanın birçok yerinde ekonomik krizlerin yaşandığını belirten Evin, bu krizlerin kendisiyle beraber işsizlik, adaletsizlik, sömürü getirdiğini söyledi. Tüm bu sorunların önüne geçilebilmesi için ise komünal demokrasi zihniyetinin hayata geçirilmesi gerektiğine değinen Evin, “Sömürünün, işsizliğin hat safhada olduğu bir sisteme alternatif, konfederalizmin bir getirisi olan komünal yaşamdır” dedi.
‘Ekonomik sömürünün en büyük mağduru kadınlardır’
Ekonominin sömürülmesinin en büyük mağdurunun kadınlar olduğuna dikkat çeken Evin, “Kadın yaşam merkezine başvuran kadınların neredeyse hepsi, işsiz, ekonomik özgürlüğü olmayan ve şiddete maruz kalan kadınlardır. Bu da maalesef ki kapitalist sistemin etkisidir” ifadesinde bulundu. Kapitalist sistemin bireyleri yalnızlaştıran ve tek tipleştiren bir yapıya sahip olduğuna değinen Evin, “Kadınlar bazen ekonomik özgürlüklerinin olmamasının yedikleri dayağın ve baskının nedeni olarak görebiliyor, ayrıca çalışmak zorunda olan kadınlar çok kötü muamelelere maruz kalabiliyorlar. İşte tüm bunlar kapitalizmin birey üzerindeki şiddetin bir göstergesidir” şeklinde belirtti. Evin, kapitalist sistemin kendine alternatif bir sistem istemediğini dile getirdi.
‘Kürt toplumu komünal bir yaşama uygun bir toplumdur’
Sermaye olmadan devlet ekonomisinin olmayacağını söyleyen Demokratik Özgür Kadın Hareketi Aktivisti Hatice Kiye, “Çünkü devlet ekonomisi kapitalist sisteme dayanır. Her şeyi kendi çıkarı için yapar” dedi. Demokratik ekonominin toplumsal yaşam üzerinden gerçekleştiğini dile getiren Hatice, “Toplumdaki krizden çıkmanın tek yolu sadece demokratik özerkliktir. Demokratik özerklik ve toplumsal yaşam olmazsa alternatifi de olmaz ve böylelikle de krizlerden çıkamayız” şeklinde belirtti. Kürt toplumunun komünal bir yaşama uygun ve paylaşımcı bir yapıya sahip olduğunu söyleyen Hatice, “Örneğin bir annenin evinde buğdayı var ve ekmek pişiriyor bu ekmeği komşularıyla paylaşıyor. Veya bir tarlayı ekip biçiyorlarsa bunu bile toplanıp birlikte yapıyorlar. Bu örnekler üzerinden bütün insanlar artık düşünmeli ve kapitalist sistemi yıkmalıdır” diye belirtti.
‘Ulus devlet ekonomisinde insana ve emeğe saygı yok’
Devlet ekonomisinin emeği sömürmek üzerinden yürütüldüğünü belirten Kurdî-Der Van Şube Başkanı Jînda Rugeş Kaçak, “Onlar için insana saygı ve emeğe saygı yok ve onlar için emeğin bir önemi yok” dedi. İş yerlerinde yüzlerce insanın çalıştırıldığını ancak hiçbirinin emeğinin karşılığını alamadığını belirten Jînda, “Sadece yemek zamanı veya özel bir sorun oldu mu kendilerine zaman ayırabiliyorlar. Yıllardır böyle yetkililer emirleri altına alıp çalıştırıyorlar” şeklinde ifade etti. Bölgede hala çok sayıda insanın mevsimlik işçi olarak topraklarından başka yerlere götürüldüğünü vurgulayan Jînda, “Çoğunlu kadın olan bu işçiler emeklerinin sömürülmesi ve kötü muamele bir yana, çoğu zaman paraları da verilmiyor” ifadesinde bulundu.
‘Kapitalist sistemde bir denge yok’
Kapitalist sistemde bir dengenin olmadığına dikkat çeken Jînda, “Zengin olan zaten zengindir. Yukarı statüdedir, fakir olanda fakirdir aşağı statüdedir” diye belirterek, “Demokratik özerklik ile dengeleri sağlayabiliriz. Ekonomik adaletin sağlanması ile birlikte birçok olumsuzluk ortadan kalkacaktır. Yani çözümü demokratik özerkliktir” dedi. Bir bütün olarak toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğini söyleyen Jînda, “Örneğin, köylerimizde ya da memleketlerimiz de çok tarla var, herkesin tarlası var. İnsanlarımız memleketinden, toprağından uzaklaşıp başka metropollere gidip orada çalışmak zorunda değil” diye belirtti.
(hç-ss/mg)

