Cengiz Yürekli: İmralı Cezaevi miadını doldurmuştur

10:39

Beritan Elyakut/JINHA


AMED-AİHM'in PKK Lideri Abdullah Öcalan'a dair kararını değerlendiren Asrın Hukuk Bürosu avukatı Cengiz Yürekli, “İmralı Cezaevi miadını doldurmuştur. Zaten bizler için bir meşruiyeti, hukuksal bir dayanağı, geçerliliği yoktu. Ancak bu husus, uluslararası hukuk mekanizmalarınca da bu karar ve raporlarla beraber kabul noktasına gelmiştir. İmralı Cezaevi, yani bu statü, mevcut haliyle artık kendini var edemez, derhal lağvedilmelidir” dedi. Avukat Elif İpek Tunç ise, AİHM’in bu kararının PKK Lideri Abdullah Öcalan için başlatılan imza kampanyasına ve çözüm sürecine denk gelmesinin önemli olduğuna vurgu yaptı.


Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AHİM), PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın avukatlarının İmralı'da uygulanan tecrit, adil yargılanma hakkının ihlali, zehirlenme iddiası, iletişim kanallarının kapatılması gibi hak ihlalleri konusunda yaptığı 4 başvuru dosyasına dair kararını açıkladı. Mahkemenin kararında Türkiye'nin, PKK lideri Abdullah Öcalan tutukluluk koşulları ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin insanlık dışı ve aşağılayıcı muameleyi içeren 3'üncü maddesiyle ilgili bazı noktaları ihlal ettiğine hükmetmesinin yanı sıra bazı başvuru başlıklarında ihlalin olmadığı yönünde vardığı kararları Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Cengiz Yürekli ve Diyarbakır Barosu avukatlarından Elif İpek Tirenç değerlendirdi.


Ağırlaştırılmış müebbet cezasına ‘cehennem’ benzetmesi!


Cengiz, 2003 yılından bu yana AİHM’e ayrı zamanlarda yapılan 4 ayrı başvurunun olduğunu ve AİHM’nin bu dört ayrı başvuruyu tek dosya altında birleştirme kararı aldığını belirterek, “Dolayısıyla kararda her başvuruya tek tek yanıt geliştirmekten ziyade, başvurularda ortaklaşan hak ihlallerinden İmralı Cezaevi’nin genel bir panoramasını çıkarmak şeklinde somutlaşmış görünüyor. Kararın hem müvekkil hem de Türkiye ulusal hukuku açısından en önemli vurgusu, ömür boyu hapis cezasını (Türkiye’deki uygulama ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını) oybirliği ile işkence ve kötü muamele yasağının ihlali saymış olmasıdır. Ağırlaştırılmış müebbet evrensel hukukta yeri olmayan, modern ceza hukuku açısından kabul edilebilirliği olmayan bir sistem. Ve bu kararla Sayın Abdullah Öcalan şahsında bu durum dile getirilmiştir. Mevcut statü cehennem benzetmesi yapılarak tanımlanmıştır” dedi.


CPT’nin ciddi hak ihlallerini tespit ettiği rapor yeni açıklandı


Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olduğunu kaydeden Cengiz, “Sözleşmenin 46. Maddesine göre mahkemenin kararları bağlayıcıdır. Keza Türkiye Cumhuriyeti Anayasası madde 90’da bu husus güvence altına alınmıştır. Yapılması gereken mevzuat değişikliğine gitmek, ağırlaştırılmış müebbet tanımlamasını yeniden yapmak ve ceza infaz koşullarını değerlendirecek, tahliye koşullarını denetleyecek bir mekanizma oluşturmalıdır. Kararda müvekkilin tecrit şartlarına ilişkin sonuç değerlendirmesinde 2009 yılı öncesi ve sonrası ayrımı yapılmıştır. Bu ayrım İmralı’yı ziyaret eden CPT heyetinin hazırladığı raporlar ışığında yapılmıştır. CPT’nin ciddi hak ihlalleri tespit ettiği ve bu ihlallerin derhal giderilmesine dönük hükümete tavsiyelerde bulunduğu 2013 raporu yeni açıklandı. Bu rapora değinme imkanı söz konusu karar için maalesef mümkün olmadı. Yani bu ayrım elde mevcut olan raporlara, 2009 öncesi koşullarını esas alan raporlara dayanılarak yapılıyor” diye belirtti.


‘İmralı Cezaevi miadını doldurmuştur’


“İmralı’daki sosyal izolasyonun katlanılmazlığı tek tek olaylar nezdinde tespit edilmiştir” denilen açıklamada son olarak şunlara yer verildi:


“1999-2009 arası dönemde müvekkilin tek kişilik odada tecrit altında tutulması, avukat ve aile görüşmelerinde yaşadığı dezavantajlı pozisyon, avukatların yasaklanması ya da ziyaretlerinin engellenmesi, sağlık araçlarına, iletişim aygıtlarına ulaşabilme düzeyindeki kısıtlılıklar ve benzeri bir bütün olarak sosyal izolasyon olarak tanımlanmış, asgari şiddet eşiğini aştığından bahisle kötü muamele olarak değerlendirilmiştir. Keza 2013 CPT raporu benzer durumlardan bahisle kabul edilemez hususların mevcut olduğunu derhal giderilmesini istemiştir. Bütün bunlar bir arada ele alındığında çok net şunu diyebiliriz ki, İmralı Cezaevi miadını doldurmuştur. Zaten bizler için bir meşruiyeti, hukuksal bir dayanağı, geçerliliği yoktu. Ancak bu husus, uluslararası hukuk mekanizmalarınca da bu karar ve raporlarla beraber kabul noktasına gelmiştir. İmralı Cezaevi, yani bu statü, mevcut haliyle artık kendini var edemez, derhal lağvedilmelidir. Kararın ayrıntılarını tartışmak ve buna ilişkin izleyeceğimiz yol haritasını belirlemek için derhal müvekkilimiz Sayın Abdullah Öcalan’la görüşmemiz gerekmektedir. Karara dair tarafımızca yapılacak olan girişimler, ancak müvekkilimizle istişare ettikten sonra netleşecektir.”


 ‘Türkiye, artık somut adımlar atmalı’


AİHM’in aldığı kararı değerlendiren Avukat Elif İpek Tirenç Ulaş ise, verilen kararın birçok yönü ile eksik olduğunu ancak uzun tutukluluk ve ömür boyu hapis cezasına ilişkin olumlu bir karar olduğunu ifade ederek, “AİHM zehirlenme iddialarını yetersiz buldu ancak Sayın Abdullah Öcalan’dan alınan kan örneğinde zehirlenme ipuçlarına rastlandığını biliyoruz. Bunun dışında AİHM aile ve avukatlarla görüşmeme durumunu da göz ardı etmiş olmasını da haksız bir karar olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın ömür boyu cezaevinde kalmasının AİHM tarafından bir hak ihlali olduğu konusuna değinen Elif, AİHM’in Türkiye’ye bu konu ile ilgili “Cezaevleri bir işkencehaneye dönüştürülmemeli” kararıyla çokta olumlu bir değerlendirme yaptığını belirtti. AİHM’in bu kararının PKK Lideri Abdullah Öcalan için başlatılan imza kampanyasına ve çözüm sürecine denk gelmesinin önemli olduğuna vurgu yaparak, “Bu kararla Türkiye kamuoyunda da Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün gündeme gelmesi ve artık somut adımlar atması gerekiyor” ifadelerini kullandı.  


(be/mg)