Su gününde ‘susuz yaz’ uyarısı
14:29
JINHA
İSTANBUL – Greenpeace Akdeniz, ‘22 Mart Dünya Su Günü’ nedeniyle yaptığı açıklamada, bu yıl öngörülen kuraklığın 2014 yılı için karşı karşıya olduğumuz en önemli çevre sorunlarından birinin olduğuna dikkat çekti. Greenpeace ayrıca, Türkiye’deki kömürlü termik santrallerin su ve kuraklık üzerindeki etkilerini belgelediği fotoğrafları kamuoyu ile paylaştı.
Doğal bir olay olan kuraklığın etkilerinin, iklim değişikliği ve insan faaliyetleriyle daha da şiddetli hale geldiğini belirten Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Pınar Aksoğan, konuyla ilgili yazılı açıklama yaptı. İklim değişikliğinin 21. yüzyılın rakipsiz en önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Türkiye’nin içinde bulunduğu Akdeniz Havzası, iklim değişikliği ve dolayısıyla kuraklıktan en fazla etkilenecek bölgeler arasında yer alıyor” denildi. Türkiye’de iklim değişikliğinin etkilerinin yaşanıldığı kaydedilen açıklamada, “Değişikliğin büyük nedenlerinden kömürlü termik santrallere yatırım hızla devam ediyor” diye belirtildi.
‘Türkiye’de 80 yeni kömürlü santral planı var’
Türkiye’de 80 yeni kömürlü santral planının olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Türkiye’de şu anda 80 yeni kömürlü santral planı var. Kömürlü termik santraller, hem iklim değişikliğine neden oluyor, hem de yer altı su kaynaklarına büyük zarar veriyor ve su kaynaklarının azalmasına ve kirlenmesine sebep oluyor” sözlerine dikkat çekildi. Güneş ve rüzgar gibi temiz enerjilere yönelmek yerine daha fazla HES yapılarak nehirlerin baskı altına alındığına işaret edilen açıklamada, “Oysa iklim değişikliği HES’lerin üretimdeki payının düşmesine neden olacağından, bu açık daha yüksek maliyetli doğal gaz ve kirli kömür santralleri ile ikame edilecek. Bu kısır döngüden kurtulmak için önce fosil yakıtlara bağımlılığımızdan kurtulup iklimi dengelemeli ve teknolojiyi daha fazla su tüketmek üzere değil, suyu az kullanma teknolojilerini geliştirmek üzere kurgulamalıyız. Yatırım planlamaları yapılırken yatırımların uzun vadeli çevresel, sosyal ve ekonomik etkileri göz önünde bulundurulmalı ve havza ölçeğinde planlanmalı” denildi.
Kuraklıkla baş edebilmenin yolları
TÜİK tarafından açıklanan verilere göre 2012 yılında termik santraller tarafından 6,4 milyar metreküp su çekildiği ifade edilen açıklamada, “Bu miktar, Türkiye'de yıllık insan kullanımı için uygun olan su miktarının yaklaşık yüzde 6'sına karşılık geliyor. Yerli linyit ile yapılması planlanan diğer santraller de faaliyete geçerse bu rakamın katlanması bekleniyor. TEMA'nın 2013 yılında yayınladığı uzman raporunda da belirtildiği gibi sırf Konya Karapınar Havzasındaki yapılması planlanan 5870 MWe santralin yılda 2.585.952.000 m3 su kullanacağı tahmin ediliyor. Kuraklıkla baş edebilmek için suyu çılgınca tüketmek yerine, suyu daha evde arıtarak tekrar ve tasarruf yaparak kullanmalı, endüstri ve tarımda da az ama verimli kullanmalı, arıtarak geri dönüştürmeliyiz. Fosil yakıt bağımlılığını azaltarak; hem iklim değişikliğinin önüne geçebilir hem de çevresel baskıyı azaltarak su kaynaklarının korunmasına katkıda bulunmalıyız. Çatılara yağmur suyu toplama sistemleri ve güneş panelleri yerleştirmeli, bu sistemleri yaygınlaştırmalıyız. Endüstri ve enerjide su tüketimini en aza indirmeli, bu sınırlı ama en önemli kaynağı doğru kullanmalıyız. Doğru bir su yönetimi iklim değişikliğinin yarattığı kuraklık ve afet koşullarına uyum sağlanmasında en önemli adım olacaktır” şeklinde belirtildi.
(mg)

