Diyarbakır’da 117 STK’dan Kobané çağrısı

13:27

JINHA


AMED- Kürtleri zor ama onurlu bir mücadele veren Rojava halkıyla insani dayanışmaya, demokratik kazanımlarını korumaya ve desteklemeye çağıran Diyarbakır’daki 117 sivil toplum kuruluşu, Türkiye’yi, Kürt, Türk, Arap ve diğer birçok etnik grubun birlikte yaşadığı Rojava halkına zarar veren politika ve uygulamalardan vazgeçmeye, komşuluk ilişkileri çerçevesinde, başta insani yardım ve sınır ticaretinin önünü açmaya davet etti.


Diyarbakır'daki sivil toplum örgütleri, siyasi parti, sendika, iş insanlarının da aralarından bulunduğu 117 sivil toplum kurumu Rojava'nın Kobanê Özerk Kantonu'na İŞİD tarafından yapılan saldırıları basın açıklamasıyla kınadı. Açıklama Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde düzenlendi. STK’lar adına açıklamayı Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi yaptı. Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde başlayan,“Arap Baharı” olarak bilinen protesto ve ayaklanmaların, birçok ülkede yönetim değişikliğine yol açtığı, olayların üç yıl önce Suriye’ye sıçradığını belirtti. Tahir, iktidardaki Baas yönetimi ile çeşitli dini ve mezhebi gruplar arasında başlayan, bir süre sonra acımasız bir iç savaşa dönüşen olayların, BM verilerine göre; bugüne kadar çoğu sivil 120 bini aşkın insanın yaşamına, yüz binlerce insanın yaralanmasına, sakat kalmasına, milyonlarca sivilin yaşam alanlarını ve ülkesini terk ederek göç etmesine yol açtığına vurgu yaptı.


‘Rojava tüm baskılara rağmen yönetimini oluşturmuştur’


Öteden beri ırkçı Suriye Baas Rejimi tarafından başta dil, kültür, vatandaşlık ve mülkiyet hakkı gibi en temel insani hakları bile elinden alınmış, baskı ve zulme maruz kalmış Rojava halkının bu süreçte bir yandan rejim güçlerine öte yandan çeşitli çete ve gruplara karşı meşru hakkı olan kendini savunma ve varlığını koruma hakkını kullanmaya çalıştığına dikkat çeken Tahir, “Rojava, uzun bir süre çevre ülkelerin ambargosu altında, insani yardım alamadan, tıbbi ve diğer yaşamsal maddelerden bile yoksun kalmıştır. Türkiye ve diğer birçok ülke tarafından desteklenen değişik grupların işkence, infaz ve katliamlarına karşı direnen, onurlu bir mücadele veren Rojava’daki Kürt halkı, nihayet uluslararası hukuk çerçevesinde kendi geleceğini belirleyerek, meşru ve demokratik yönetimini oluşturmuştur” diye belirtti.  


‘Rojava büyük abluka ve saldırı altındadır’


Rojava halkının büyük zorluklar altında yaşam mücadelesini sürdürdüğünü dile getiren Tahir, “Yeni saldırılarla karşı karşıyadır. Özellikle Rojava’nın Kobanê Bölgesi Kantonu, rejim güçlerinin askeri ablukasının yanı sıra Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı grubun saldırı ve katliamlarının tehdidi altınadır. Daha önce Esad rejimine ‘muhalif’ gruplardan biri olarak desteklenen, diğer çete ve gruplarla birlikte Kürt sivil halka karşı ağır suçlar işleyen bu grup, bugün artık Türkiye’de de silahlı eylemlere girişmiş, herkes için ne kadar tehlikeli bir yapı olduğu ortaya çıkmıştır. Halen Suriye’de Kürt, Türkmen, Arap ve diğer birçok etnik kökenden insanın bir arada ve güvenlik içinde yaşayabildiği, kısmi bir istikrarın hâkim olduğu tek bölge olan Rojava, büyük abluka ve saldırı altındadır” sözlerini ifade etti.


‘Rojava ile dayanışma çağrısı’


Tahir, 117 sivil toplum kuruluşu olarak, öncellikle Kürtleri zor ama onurlu bir mücadele veren Rojava halkıyla insani dayanışmaya, demokratik kazanımlarını korumaya ve desteklemeye çağırarak, “Kürt halkının demokratik mücadelesinde tarihi bir aşamayı ifade eden Rojava’yı korumak ve dayanışma göstermek dünyadaki tüm Kürtler için tarihi bir sorumluluktur. Öte yandan Türkiye’nin Suriye’ye ticareti son bir yılda artış göstermiş, ticaret hacmi neredeyse iç savaş öncesi düzeye yaklaşmıştır. Ancak Türkiye’nin Rojava’ya uzanan sınırında yer alan kapılardan hiçbir şekilde ticaret yapılamamakta, bu kapılardan insani yardım bile gerçekleşmemekte, Rojavalı yetkililer bile büyük zorluklarla geçiş yapabilmektedir. Bu nedenle Türkiye’yi, Kürt, Türk, Arap ve diğer birçok etnik grubun birlikte yaşadığı Rojava halkına zarar veren politika ve uygulamalardan vazgeçmeye, komşuluk ilişkileri çerçevesinde, başta insani yardım ve sınır ticaretinin önünü açmaya davet ediyoruz. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kurumları da baskı ve zulme karşı direnerek uluslararası hukuka uygun şekilde, self determinasyon hakkı çerçevesinde geleceğini belirleyen Rojava halkının meşru-demokratik yönetimini tanımaya, işkence ve katliamlarla karşı karşıya bulunan sivil halkı korumaya ve kendi belgelerinden kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz” şeklinde konuştu.  


(ny-şh/mg)