Çadırlarda yaşayan kadınların yaşam mücadelesi!
08:36
Tekoşin Tekin - Özlem Akın / JINHA
ADANA -Karataş İlçesi'ne bağlı Tuzla Beldesi'nde naylon ve kamıştan yapılan çadırlarda yaşam mücadelesi veren kadınlar, hem aile ekonomisine katkıda bulunuyor, hem de çadır koşullarında ailenin tüm günlük ihtiyaçlarını omuzlayarak yaşam mücadelesi veriyor. Ekonomik sorunlar yaşamaları nedeniyle çadırlarda yaşamak zorunda kaldıklarını söyleyen kadınlar, kötü yaşam koşullarına karşı yardım bekliyor.
30 yılı aşkın süre içerisinde bölgenin birçok kentinden kimisinin ekonomik, kimisinin ise devlet zulmünden kaçarak Adana'nın Karataş İlçesi'ne bağlı Tuzla Beldesi'ne gelerek naylon ve kamıştan yapılmış olan Kara Göçer çadırlarında yaşamaya başlayan yüzlerce yurttaş, yaşam mücadelesi veriyor. Çadırlarda sürdürülen yaşam mücadelesinde en çok etkilenen ise kadınlar oldu. Kadınlar hem tarlada çalışmak, hem çocuk bakmak, hem de evin günlük ihtiyaçlarını omuzlarında taşımakta. 23 yıl önce devlet baskısından dolayı Şırnak'ın Kumçatı Köyü'nden Adana'nın Tuzla Beldesi'ndeki çadırlara göç edenlerden Hure Yılmaz, çadır yaşamının zorluklarını anlattı. Hure, "Devlet köylerimizi yakıp, yıkarak bizi topraklarımızdan sürgün etti" dedi.
Kadınlar ve erkekler tarlalarda birlikte çalışıyor
Kadınların zor olan yaşamlarının çadırda iki kat daha fazla zorlaştığını ifade eden Hure, köyde hayvancılıkla geçimlerini sağlarken, şimdi ise hiçbir varlıklarının olmadığını söyledi. Geçimlerini, tarlalarda çalışarak sağladıklarını belirten Hure, "Erkeklerle beraber tarlalarda, bahçelerde çalışmaya gidiyoruz. Erkekler eve dönünce işleri bitiyor, ancak biz kadınlar eve döndüğümüzde de evin tüm işlerini yapıyoruz. Tarlalarda çalışmak yeteri kadar zor zaten. Bu zorluğun üzerinde çadırda su olmadığı için su taşıyoruz, yemeği ateşte yapmak için çalı çırpı topluyoruz, gecenin geç saatlerine kadar çamaşır yıkıyoruz. Sabahın erken saatlerinde de tekrar işe gidiyoruz" şeklinde konuştu. Artık köylerine dönmek istediklerine değinen Hure, "Barış istiyoruz, tüm zindanların boşaltılmasını ve Önderimiz Başkan Apo'nun özgürlüğüne kavuşmasını istiyoruz. O özgürlüğüne kavuştuğunda biz de daha mutlu, huzurlu ve özgür olacağız. O zaman bize nereye gidin derlerse gideriz" sözlerine yer verdi.
'Her mevsimin çilesini çekiyoruz'
5 yıl önce akraba evliliği yaparak Şırnak'tan Adana'ya gelen ve çadırda yaşamaya başlayan Saliha Çakar ise, kendisine Kürdistan ismiyle hitap etmemizi isteyerek babasının kendisine bu ismi vermek istediğini ancak nüfus dairesinde çıkan sorunlardan kaynaklı kendisine Saliha isminin verildiğini söyledi. İki çocuk annesi Kürdistan, çadır yaşamında yaşadıkları zorlukları, çocukların da çektiğini ifade etti. Beş yıldır çadırlarda kaldıklarını fakat kendilerine hiçbir şekilde yardım edilmediğini dile getiren Kürdistan, yazın da kışın da birçok sınıktı çektiklerini dile getirdi. Kürdistan, "Kışın her yer, eşyalarımız çamur içinde kalıyor. Yanı başımızda dere var. Kışın dere taşar, su çoluk çocuğumuzla bizi götürür diye çok korkuyoruz. Çünkü dere 3 kez taştı ve çok korktuk. Yazınsa resmen kavruluyoruz sıcağın altında" dedi.
'Çocuklarımız evin ne olduğunu bilmiyor'
Çocuklarının çadırda büyüdükleri için çadırları ev olarak bildiklerini söyleyen Kürdistan, köylerine dönmek ve herkes gibi çocuklarını evlerde büyütmek istediğini ifade etti. Kürdistan, "Çocuklarımızın, diğer çocuklar gibi yaşamasını istiyoruz. Çocuklarım, evin nasıl olduğunu, ne olduğunu bilmiyor, anlamıyor. Biz de herkes gibi bir yaşam istiyoruz" dedi. Kürdistan, sadece haklarını elde etmek istediklerini dile getirirken, "Biz de topraklarımıza gitmek, diğer insanlar gibi yaşamak istiyoruz. Şu an baskı altındayız ve bu yaşamı yaşamaya mecburuz" diye konuştu.
Kara Göçer çadırlarında yaşayanlar yardım bekliyor
Meryem Kayık ise, Urfa'nın Siverek ilçesine bağlı Aşlıcan Köyü'nden ekonomik nedenlerden dolayı yıllar önce göç ederek Adana'ya geldi ve maddi koşulların yetersizliği nedeniyle çadırda yaşamaya başladı. Geçimlerini sera, bahçe ve tarlalarda çalışarak sağladıklarını kaydeden Meryem,"Biz bu işlere gitmesek, ne su gelir ne de elektrik. Tankerden su alıyoruz ve su kuyudan geliyor. Burada kadınlar da erkekler de aynı işi yapıyor" ifadelerinde bulundu. Çalışma koşullarının çok zor olmasına rağmen düşük ücretler aldıklarını vurgulayan Meryem, "Çadırda yaşamamıza rağmen biz de herkes gibi elektrik ve su faturası ödüyoruz. Zaten sayımız fazla. Kazandığımız parayla karın tokluğuna yaşıyoruz. Bir gün çalışmasak o gün aç kalıyoruz" dedi.
Çadırda yaşayan diğer aileler de, Hure, Kürdistan ve Meryem gibi, kendilerine yardım eli uzatılmasını bekliyor.
(tt-öa/gk/mg)

