Kardelen’in 9 yıllık ‘şiddet’ mücadelesi…
08:49
Gülşen Koçuk / JINHA
AMED - Demokratik Özgür Kadın Hareketi'nin perspektifi ve bölgesel özgünlükler doğrultusunda kadın mücadelesini yürüten kadın örgütleri, yola çıktıkları andan bugüne kadar oldukça önemli değişimleri de beraberinde yarattı. Kadın hak ihlalleri konusunda mücadele eden kadın kurumlarından biri olan ve 9 yıldır kadınlara hizmet veren Kardelen Kadın Evi de, kadını şiddete, uğradığı hak ihlallerine karşı değiştirip dönüştürürken, erkeği de kadınla birlikte dönüştürme mücadelesi veriyor.
Kardelen Kadın Evi, 2005 yılında Diyarbakır Bağlar Belediyesi bünyesinde kadınların hizmetine sunuldu. BDP’nin "kadın belediyeciliği" misyonunu yüklediği Bağlar Belediyesi tarafından açılan Kardelen, kadın sorunlarıyla, kadınlara yönelik hak ihlalleriyle belediyecilik alanında mücadele etmek amacıyla kuruldu. Kardelen Kadın Evi, Diyarbakır'da bulunan hemen hemen her kadın kurumu gibi, Demokratik Özgür Kadın Hareketi'nin (DÖKH) bir bileşeni olurken, DÖKH'ün plan ve programları, politik perspektifi dahilinde kadın çalışmaları yürütüyor. Kardelen Kadın Evi, bir yandan erkek egemen sisteme ve zihniyete, aile içerisinde yaşanan kadına yönelik şiddete karşı mücadele ederken, bir yandan da kadın mücadelesini güçlendirmeyi, yükseltmeyi amaçlıyor. Sürdürdükleri 9 yıllık çalışmaya ilişkin konuşan Kardelen Kadın Evi Koordinatörü Mukaddes Alataş, yaptıkları bilimsel bir araştırma sonucu Diyarbakır'da yaşayan her iki kadından birinin şiddet gördüğünü tespit ettiklerine dikkat çekti.
'Çatışmalı bölge şiddetin kaynağını oluşturuyor'
Diyarbakır'ın Bağlar semtinde 9 yıldır kadın sorunları ile mücadele eden Kardelen Kadın Evi'nin çalışmalarına ilişkin konuşan koordinatör Mukaddes Alataş, Diyarbakır genelinde yaptıkları bilimsel bir araştırma sonucu her iki kadından birinin şiddet gördüğünü tespit ettiklerini belirtti. Diyarbakır'da kadınların şiddet görmelerinin nedenlerinin başında çatışmalı bölgede yaşanılması ve köy yakılmalarıyla beraber yaşanan yoğun göçün geldiğine dikkat çeken Mukaddes, "Çatışmalı bölge, kadın üzerinde şiddeti artırmaktadır. İkinci olarak ise Diyarbakır'da en yoğun göç alan yer Bağlar'dır. Bağlar çok yoksul bir semt. Dolayısıyla Kürdistan'da bir doku bozuldu. Doku bozulunca kadınlar ve çocuklar bundan olumsuz bir şekilde nasibini aldı" açıklamalarında bulundu. Mukaddes, birçok nedenin kaynaklık ettiği kadın sorunlarına karşı mücadele dinamiklerini yükseltmek amacıyla DÖKH'ün program ve perspektifi ile beraber, her bölgenin özgünlüklerini de sorunun tespiti ve çözümü noktasında göz önünde bulundurarak çalışma yürüttüklerini kaydetti.
Kadınlara sığınma evi desteği
Evinden çıkmamış, bastırılan, baskı gören kadınları Kardelen'de sosyal aktivitelerde bulunmalarını ve mücadele ederek hayatlarını anlamlandırmayı amaçladıklarını dile getiren Mukaddes, 9 yıldır alan çalışmalarından kurslara, birçok çalışma yürüttüklerini söyledi. Kurslara gelen kadınlarla daha önce kimseyle paylaşamadıkları aile içerisindeki sorunları konuştuklarını ve kadınların sorunlar karşısında destek istediklerini aktaran Mukaddes, ayrıca kadınların talep ettikleri desteğe göre, psikolojik, hukuksal destekler vererek yardımcı olduklarına değindi. Sundukları hizmetler kapsamında kadın sığınma evi de açtıklarını belirten Mukaddes, sığınma evleri ile kadınları güçlendirerek yaşama dahil etmeyi amaçladıklarını vurguladı. Mukaddes, sığınma evlerinde kadınları güçlendirirken, kadınların yalnız olmadıklarını, onlar gibi kadın yoldaşlarının olduğunu ve birlikte mücadele edeceklerini, aralarında gerçekleştirdikleri duygu paylaşımı ile dile getirdiklerini söyledi. Mukaddes, kadınların sığınma evlerinde geçirdikleri sürecin ardından, tek başlarına sorunlarıyla başa çıkabilecek hale geldiklerine dikkat çekti.
'Kanunlar güvenlik güçleri erkekten yana'
"Yasalar, kanunlar, güvenlik güçleri erkekten yana" diyen Mukaddes, bu nedenle kadının özgücünü kendisinin oluşturması gerektiğini belirtti. Mukkaddes, öz güç ve öz savunmanın ise ancak örgütlülükle olabileceğini kaydederken, örgütlenebilmek için de farkındalık eğitimleri gerçekleştirdiklerine değindi. Ayrıca Mukaddes, gerçekleştirdikleri farkındalık eğitimlerinde toplumsal cinsiyet rollerinin kadına yüklemiş olduğu geri anlayışları, kadınlık, analık kavramlarını, günlük yaşamda kadınlık rollerini sorguladıklarını dile getirdi. Kadına yönelik şiddetin aynı zamanda evrensel bir sorun olduğunu söyleyen Mukaddes, "Kadına yönelik şiddetin temelinde yatan, tarihsel bir süreçtir. Bizler bu tarihsel süreci mahkum etmeye çalışıyoruz. Çünkü dünyanın her yerinde kadın ikinci plandadır" dedi.
'Bu yıl toplumsal cinsiyeti sokaklarda sorgulatacağız'
Sadece erkeğe karşı değil, erkeğin beslendiği kaynaklara karşı da mücadele verdiklerinin altını çizen Mukaddes, bir yandan mücadelelerini yürütürken bir yandan da mücadele kapsamında mekanlar açtıklarını ve bunlardan birisinin de Kardelen Kadın Evi olduğunu dile getirdi. Mukaddes, mücadeleleri içerisinde ideolojik ve politik olarak sürekli tartışma içerisinde olduklarını ifade etti. Şu an yürüttükleri alan çalışmasına ilişkin konuşan Mukaddes, bu çalışmada zihniyet problemini açık olarak görebildiklerine değindi. Mukaddes, zihniyet değişimlerinin yüzyılları alan bir süreç olduğunu söylerken, bunun imkansız olmadığının da altını çizdi.
Yaptıkları alan çalışmasına "Toplumsal cinsiyet ölçeği adını verdiklerini belirten Mukaddes, araştırmaya ilişkin şunları dile getirdi:
"Bu ölçeği Diyarbakır genelinde uygulamaya başladık. Görüşmecilerimiz, meclisler, kahveler, belediye çalışanları ve kadın kurumlarıdır. Bizim elimize günlük gelen veriler üzerinde şunu farkettik: Meclisteki erkek ve kadının tutumuyla kahvedeki erkeğin tutumu arasında çok fark var. Çünkü meclisteki erkeğin hayatına parti dokunmuş, erkek de meclisteki ideolojik yaşama dokunmuş. Kısmi de olsa tutumlarında bir değişiklik olmuş. Fakat kahvelere baktığımızda bu tutum, toplumsal cinsiyet rollerinde değişim yok. Biz meclislerle beraber politik bir mücadele yürütüyoruz. Bu mücadele bir yandan kadın sorunlarına, Kürt sorununa karşı demokrasi mücadelesi yürütüyoruz. Bunu yürütürken de kadın-erkek arasındaki uçuruma politik olarak karşıyız. 2014 yılında daha çok toplumsal cinsiyet rollerini sokakta karşılaştığımız herkese sorgulatacağız. 2014 yılında bütün gücümüzü bu zihniyet değişim-dönüşümüne vermek istiyoruz. Kadın konusunda nerede ne sorun görüyorsak, ona dönük plan ve projeler çıkarmamız gerekiyor."
'Kadın reddedince şiddet başlıyor'
Kadınlar en fazla aile içi şiddet sorunlarıyla destek başvurusunda bulunduklarını kaydeden Mukaddes, kadını şiddeti durdurma konusunda güçlendirmek amacıyla çeşitli çalışmalarının olduğunu dile getirdi. Kadınlarla birlikte çalışarak birlikte bir tutum geliştirmek gerektiğini ifade eden Mukaddes, kadını mücadele sürecine hazırlamak, şiddetle mücadelede öz savunma mekanizmalarını da güçlendirmek gerektiğini belirtti. Mukaddes, şiddetin, kadının gelensel yargıları reddetmesiyle başladığına dikkat çekti. "Kadın reddedince şiddet görüyor" diyen Mukaddes, sorunla mücadelede kadınların örgütlülüğünün de önemli olduğuna işaret etti. Mukaddes, kadına yönelik şiddetle mücadelede erkekleri de bilinçlendirmek, toplumsal cinsiyet rollerini onlara da sorgulatmak, farkındalık yaratmak gerektiğine vurgu yaparken, "Kadını güçlendiriyoruz ama geride kalan erkek şiddet yaratıyor. Dolayısıyla farkındalık yaratmamız gerekiyor. Bir mücadele varsa, bu mücadeleye onu da çekmek gerekiyor. Değişim ve dönüşüme kadından çok erkeğin ihtiyacı var. Kürdistan'da kadın zaten herşeyin çok farkında. Adım başında bir kadın kurumu, eylem, yürüyüş var. Bu nedenle Kürdistan'daki kadınlar, İç Anadolu'daki Karadeniz'deki kadından çok daha şanslı. Çünkü örgütlü mekanizmalarını oluşturmuşlar" açıklamalarına yer verdi.
(gk/mg)

