‘Ekonomik özerklik ile ekonomik öz savunma iç içe olmalı’

18:34

JINHA

SÎLEMANÎ- Süleymaniye’de düzenlenen ‘Abdullah Öcalan'ın Düşünceleriyle Ortadoğu'da Barış ve İstikrar’ konferansının üçüncü gününde ‘Ekonominin inşası’ panelinde konuşan Bistanên Rojava komünal ekonomi projesi kurucularından Nahide Zengin, “Tüm soykırımların, köleleştirmelerin kaynağı ekonomik alandır. Ekonomik özerklik, ekonomik öz savunma iç içe olmak zorundadır” dedi.

Federal Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde bulunan Palas Otel’de 19 Temmuz günü başlayan “Abdullah Öcalan'ın Düşünceleriyle Ortadoğu'da Barış ve İstikrar” konferansının üçüncü günü “Ekonominin inşası” paneliyle devam etti. Panelde kapitalizmin ekonomik işgaline karşı komünal ekonominin geliştirilmesi tartışıldı. Moderatörlüğünü Kürt Kadın Dış İlişkiler Merkezi (REPAK) Başkanı Meral Çiçek'in yaptığı “Ekonominin İnşası” panelinin ilk sunumunu Hindistan Uluslararası Kalkınma Programı Araştırma Merkezi'nin müdürlüğünü yapan Leo Saldanha yaptı.


Kürdistan’da ekonomik ve ekolojik alanda ciddi yıkımların söz konusu olduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan Leo, kapitalist güçlerin ekonomik işgalinden etkilenen Kürdistan, Hindistan ve Yunanistan gibi ülkelerden de örnekler vererek kapitalist güçlerin ekonomik kaynaklara sahip ülkelere yerleşerek o ülkeleri kendi çıkarları temelinde kullandığını kaydetti.

‘Kürtlerin barışıyla ilgilenilmiyor’

Yaşam projelerinden söz eden Leo, politikacılardan bir şey beklememek gerektiğini dile getirdi. Leo, sözlerine şöyle devam etti: “Kürt halkı özgürlüğü için savaşıyor. Abdullah Öcalan ve diğer pek çok düşünür için, kapitalistler hayatın her alanında tahakküm kurmaya çalışıyorlar. Süleymaniye'ye baktığımızda içtiğimiz su bile burada dışarıdan geliyor. Petrol üretiminin demokratik kararlar sonucunda olmadığını biliyoruz. Ortak bir mirası yaratmak ve güvenli bir gelecek yaratmak için ne yapmak gerekiyor? Uluslararası güçler Kürtlerin barışı ve huzuruyla ilgilenmiyor. Bu bölgenin kendisi için bir şeyler yapması gerekiyor."

‘Yeni yapılarım olması gerekiyor’

Yeni bir ekonomik sistemin kurulmasının temel şartlardan biri olduğunu belirten Leo, "Kürt halkının devrimi bununla desteklenmeli. Köyler yeniden inşa edilmeli. Yeni yapıların olması gerekiyor. Sürdürülebilir yerel üretimin desteklenmesi ve geliştirilmesi gerekiyor. Toplumların özgürleştirilmesine karşı çok büyük bir korku var. Dışarıdaki suya ya da üretime bağlı olmaması gerekiyor” dedi.

Kapitalist sistemin sınırsız kaynaklar istediğini, yerel kaynaklara saygı duymadığını ve kendisi için kullandığını söyleyen Leo, "Kapitalistler arkasında parçalanmış bir toplum bırakırlar, ortak mülkiyet olan kaynakları sömürürler ve o bölgedeki insanlara bir şey bırakmazlar" ifadelerini kullandı.

‘Ulus- devlet sisteminin değişmesi gerekiyor’

Ulus devlet sisteminin değişmesi gerektiğini savunan Leo son olarak şu sözleri kullandı: "Ulus devlet sisteminin değişmesi, kapitalist sistemin hakimiyetini yitirmesi anlamına gelecektir. Çünkü amacı kardır. Kaynaklardan rant sağlamak isteyenler rahatsız olacak. Huzurlu ve barışçıl bir gelecek için bu sistemin değişmesi gerekiyor. Bunu yaparken zihniyetimizi bazı şeylere kapatmamız gerekiyor. Bizim için en uygun geleceğin nasıl olacağını görebilmemiz için bazı şeyleri geniş görmemiz gerekiyor."

‘Korumak kadar yeniyi de yaratmak’

'Komünal ekonominin inşası' başlığıyla sunum yapan Bistanên Rojava komünal ekonomi projesi kurucularından Nahide Zengin ise, sömürü ve talanın en yaygın olarak kullandığı alanın ekonomik alan olduğuna işaret ederek bu alan üzerinde yürütülen mücadeleyi de işgale karşı bir mücadele olarak tanımladı. Nahide şöyle konuştu: "Tüm soykırımların, köleleştirmelerin kaynağı ekonomik alandır. Ekonomik özerklik, ekonomik öz savunma iç içe olmak zorundadır. Bununla ekonomik alan üzerindeki talan son bulacaktır, ama bir yandan da yeniden inşa etmek gerekiyor. Korumak kadar yeniyi yaratmak da öz savunma anlayışının temelidir. Ekonomi bilimini yeniden tanımlamak, komünal ekonominin temelidir. Bir komünün kuruluşu, bir diğer komünün kuruluşunu hedeflemek durumundadır. Kullanım değerini ifade eden ekonomidir. Değişim değerini ise ancak toplumsal ihtiyaç temelinde kabul eder. Ekonominin böylece yeniden inşa edilmesi gerekir."

‘Pazar komünal ve kolektif olmalı’

Demokratik komünal ekonominin, ekolojinin ve demokrasinin kadın özgürlüğüne dayandığını söyleyen Nahide, son olarak şunlara yer verdi: "Komünal ekonomi, bireyin sürüleşmesini engellerken radikal demokrasi yoluyla özne nesne ayırımını engeller. Kadının toplumsal temelde yürüttüğü bütün işleri ekonomik faaliyet olarak ele alır. Toplumsal işbölümü temelinde ekonomi yeniden örgütlendirilirken, kadının toplumsal, sosyal, kültürel yaşamdan kopmasına izin vermez. Pazar ve piyasa anlayışına tezat olarak ihtiyaçların ve arzın örgütlendirilmesinde toplum örgütlerini sorumlu kılar. Pazarın tam anlamıyla demokratik, komünal ve kollektif olmasını esas alır."

(ekip/dc)