'Ben senin en çok gülüşünü sevdim çocuk...'
08:55
Mizgin Tabu-Derya Ceylan / JINHA
ÊLİH - "Kıskanırım seni be çocuk, halkına olan sevdanı, duruşunu, cesaretini, ölüme bile gülümseyişini kıskanırım be çocuk. Allah şahit ya dağ gibi yüreğini o tutumsuz özgürlük aşkını, o berxwedan jiyane deyişini kıskanırım…" Bir baba, evladına olan özlemini, hasretini yazdığı şiirlerle böyle dile getiriyor. 1999 yılında PKK'ye katılan ve 26 Temmuz 2004 tarihinde Bingöl kırsalında çıkan çatışmada yaşamını yitiren Ozan Toprak'ın babası Selim Toprak, oğlunun her ölüm yıldönümünde yazdığı şiirleriyle oğlunu yaşatıyor.
Bölge'de yaşanan 30 yıllık savaş sürecinde annelerin feryadı yankılanırken, babaların acısı hep daha sessiz kaldı. Oğlunun her ölüm yıldönümünde bir şiir yazan Selim Toprak, isimsiz PKK'lilerin mezarına giderek oğluna yazdığı şiirleri feryat dolu haykırışlarıyla isimsiz mezar taşlarına okuyor. Oğlunun ardından fotoğraf ve şiirleriyle, oğlunun mücadelesini devralan Selim, 1999 yılında PKK'ye katılan ve 26 Temmuz 2004 yılında Lice Bingöl arasındaki kırsalda çıkan çatışmada yaşamını yitiren oğlu Ozan Toprak'ın ardından bir anda değişen hayatını, "Birde baba yüreğini dinleyin" diyerek JINHA'ya anlattı. Selim, "Ozanımın bir mezarı bile yok. Acılar içimde nasır tuttu. O gülüşünü çok sevdiğim çocuğa Ozan'a şiir yazamıyorum artık. Ve ben bu ülkede barışın fotoğrafını çektiğimde, her şeye kavuşmuş olacağım" dedi.
'İşte benim böyle bir oğlum vardı...'
"Bugüne kadar hep ana yüreği dinlendi. Siz bir de baba yüreğini dinleyin" diyen Selim, oğlu Ozan'ın PKK saflarına katılımının ardından fotoğraf makinesini eline alarak tüm bölgeyi fotoğraflamak adına duygularını fotoğraf sanatına döktüğünü söyledi. Selim, tıpkı Cumartesi Anneleri gibi her Cumartesi meydanlarda bir baba olarak, mezarı dahi olmayan oğlunun fotoğrafını taşıdığını belirtti. Her ölüm yıl dönümünde bir şiir yazdığı oğlunu anlatan Selim, "Oğlum Ozan çok olağanüstü bir çocuktu. Okul hayatında çok başarılıydı. Çok bilinçli olmasının yanı sıra hümanist bir kişiliğe sahipti. 16 yaşında iken dört dil bilen, özgüveni tam, kendinden emin bir kişiliğe sahipti benim oğlum. Ozan, 'hukuk fakültesini kazanırsam, Kürdistan'daki yoldaşlarıma gelir avukatlık yaparım, Radyo ve televizyon bölümünü okursam, Roj TV'de çalışırım, sosyoloji bölümünü okursam, İsmail Beşikçi gibi bir bilim insanı olarak araştırma yaparım' derdi. Çünkü oğlum iliklerine kadar mücadeleyle doluydu. İşte benim böyle bir oğlum vardı" diye konuştu.
'Bu ülkede artık Ozanlar ölmesin'
Selim, oğlunun cenazesini almak için başta İHD olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşuna başvuruda bulunduğu halde, oğlunun cenazesine ulaşamadığını belirtti. Oğlu Ozan'ın ölümünün üzerinden 10 yıl geçtiğini söyleyen Selim, "Ben hala Ozan'ın mezarını bilmiyorum, onun nerede olduğunu bilmiyorum. Fakat oğlumun şehit düştüğünü biliyorum, ama oğlumun bir mezar taşına ulaşamıyorum. Ben ve eşim zaman zaman sahipsiz gerilla mezarlarını ziyarete gidiyoruz. Anne ve baba yüreği işte, onları da Ozan gibi görüyoruz" dedi. Ozan'ın her ölüm yıl dönümünde bir şiir yazdığını dile getiren Selim, oğlunun yaşamadığından artık emin olduğunu ve oğlunun acısının yüreğinde nasır tuttuğunu dile getirdi. "Bu ülkede artık Ozanlar ölmesin, çocuklar ölmesin" diye konuşan Selim, "Eğer bir gün bu ülke barışın fotoğrafını çekersem, işte o zaman her şeye kavuşacağımı anlayacağım" sözlerini ifade etti.
'İki belgesel çalışması yaptım'
Fotoğrafçılığı çok seven oğlunun ardından fotoğraf çekmeye başladığını söyleyen Selim, "Oğlumun yapmak istediğini şimdi ben yapıyorum. Oğlum yaşıyor olsaydı, ben şimdi başka bir şey yapıyor olurdum. Artık oğlumun sevdiği iş olan fotoğrafçılık benim olmazsa olmazım oldu" dedi. Selim ayrıca, "Cumartesi Anneleri" ve "Kayıp bir Cumartesi" adlı iki belgesel çalışması yaptığını belirterek, dört ana karakter içinde fotoğrafçı olarak her iki belgesel içinde yer aldığını sözlerine ekledi.
'Çocuklar dünyanın en temiz varlığıdır'
Fotoğrafçılığın yanı sıra İnsan Hakları Derneği, MAZLUM-DER, Uluslararası Af Örgütü, Hasankeyf'i Yaşatma Girişimi ve Batman Çevre Gönüllüleri Derneği'nde yer alan Selim, fotoğrafçılığa 2006 yılında profesyonel olarak başladığını kaydetti. Batman'da fotoğrafçılık yapan birçok insanla bir araya gelerek Batman Kültür Sanat Derneği'ni kurduğunu ifade eden Selim, "Benim için çocuklar dünyanın en temiz varlığıdır. Bu yüzden sergi açılışında protokol sırasına göre çocukları yerleştirdim. Batman Belediyesi Başkan Vekili ve diğer misafirleri diğer yerlere oturttuk. Çok güzel bir sergi oldu. Sonrasında birçok kişisel fotoğraf sergilerim oldu. Tez ve karma şeklinde fotoğraf sergileri ile fotoğrafçılığa devam ediyorum" diye konuştu. 2011 yılında Almanya'nın Hannover kentinde bulunan Celle Belediyesi'nin ve Yezidi evinin daveti üzerine "Mezopotamya'nın çığlığı" adlı bir fotoğraf sergisi açtığını dile getiren Selim, "Bir anda Hannover kentinin yerel basınında konu oldum. 'Bir Kürt sanatçısı Mezopotamya'nın çığlığı adında fotoğraf sergisi açtı' şeklinde haberler çıktı" dedi.
'Bu ülkede yaşayan hiçbir çocuk ölmesin'
Fotoğrafçılığın kendisi için çok önemli olduğunu yineleyen Selim, "Bana ne yapmak istediğimi sorsalar cevabım: Ne zaman barışın fotoğrafını çekersem, o zaman istediğim her şeye kavuşmuş olurum derim" dedi. Bölge'de artık çocukların ölmemesi için mücadele edilmesi gerektiğini dile getiren Selim, "Bu ülkede yaşayan hiçbir çocuk ölmesin. Ben bir insan hakları aktivisti olarak dünyadaki bütün savaşların bitmesini istiyorum. Silahların olmadığı, oyuncak silah üreten fabrikaların kaldırıldığı bir dünyada yaşamak istiyorum. Çocuk ve masum insanlar savaşlarda ölmeye devam ediyor" diyerek savaşların bitmesi ve barış içinde kardeşçe bir yaşam dilediğini ifade etti.
Selim Toprak oğlu Ozan için kaleme aldığı şiirlerinden biri ise şöyle:
"Sana çocuk diyorum,
Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Uzatsan hani bir kol mesafesi koca dağlar
Bir tepesinden bir tepesine leylim yar
Yüreğinde koca bir halk
Bir halkın yüreğinde sen
Kırsan dizini vursan toprağa
Lal dünya, dile gelir
Gülsen yüzüne celladın
Elini, kalbini titretirsin
Ben senin en çok gülüşünü sevdim çocuk
ve yemin olsun ki ancak namussuzlar göremez bir çocuğun güzelliğini...."
(mt-dc/zd/mg)

