‘34 dilin olduğu bir coğrafyada tek dil!’
15:38
JINHA
AMED – Uluslararası Anadilde Eğitim Sempozyumu’nun açılış konuşmasını yapanlardan KURD-DER Başkanı Mustafa Karaman, 34 dilin bulunduğu bir coğrafyada tüm dillerin asimilasyonla karşı karşıya kaldığına işaret ederken, Prof. Dr. Nükhet Sirman ise, Mersin’de Kürt kadınlara ilişkin yaptığı saha çalışmasından gözlemlerini aktararak, “Mersin'de kadınlar direnişin simgesi olurken, güçlenmenin dili oluyor. Anneler Kürtlüğü öğreterek çocuklarına Kürtçeyi öğrenme olanağı sağlıyor” dedi.
konuşan Prof. Nükhet Sirman, Türkçe dilinin bir devlet diline dönüştüğünü belirterek, "Dilimize devlet hakim olmuştur. Yöresel farklar küçümsenerek ortadan kaldırılmıştır" dedi. Kürtlerde ise kadın ve anne aracılığıyla anadilin bir direniş alanı haline geldiğini belirtti. SAMER'den Soner Şimşek ise, eğitim alanının özerkleşmesi ve yerelden gelişmesi gerektiğini ifade etti: "Kürdistan'da işletilen halk meclisleri gibi bir yapı olarak okullara bakmak gerekiyor. Lokalden genele bir model ile yeni bir işleyiş oluşturulabilir."
Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (SAMER) katkılarıyla KURD-DER’in organize ettiği "Anadilde Eğitim Modeller, Kısıtlar ve İmkanlar" başlığıyla Cegerxwîn Gençlik ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası Anadil Sempozyumu başladı. Sempozyuma bölge ve Türkiye’den akademisyenlerin yanı sıra, Rojava, Başur ve Rojhilat’tan da akademisyenler, dil bilimciler katılırken, "Em Perwerdeya Bi Zimanê Kurdi Dixwazin" yazılı pankartın asıldığı sempozyumun açılış konuşmasını Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak ve KURD-DER Başkanı Mustafa Karaman yaptı. Katılımcıları Kürtçe selamlayan Gültan, Kürt halkının 90 yıldan bu yana anadili için mücadele ettiğini belirtti. Mustafa Karaman ise konuşmasında, Türkiye’de anayasanın Türklük üzerine kurulduğunu, 34 dilin konuşulduğu bir coğrafyada diğer tüm dillerin asimilasyonla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. “Her gün 6 milyon Kürt çocuğu okullarda asimile ediliyor” diyen Mustafa, Kürt sorununun çözümü için anayasanın değiştirilmesi gerektiğine işaret etti.
‘Anadilde eğitim yeni bir hayat demektir’
Sempozyumun "Kavramsal Açıdan Anadil ve Anadilde Eğitim" konulu ilk oturumunun moderatörlüğünü Dicle üniversitesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Yıldırım yaptı. İlk oturumun "Kimlik Gelişiminde Anadil, Anadilinde Eğitimin Önemi ve Çok Dillilik" başlıklı sunumunu yapan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatma Gök, Türkiye'de "Kürtçe Eğitim Verilmeli mi?" noktasının aşıldığını ve bunun ise Kürt Ulusal Mücadelesi sonucu oluştuğunu ifade etti. Anadilde eğitimin temel bir hak olduğu vurgusunu yapan Fatma, çocukların gelişimi açısından önemli olan anadil eğitim imkanının özgüveni de en yükseğe taşıyacağını söyledi. Sunumunun devamında Fatma şu ifadelere yer verdi:
“90 yıllık cumhuriyet döneminde aynı hata yapıldı. Artık bunun aşılması gerekiyor. Hiçbir halk yoktur ki, kendi dili için ölüm orucuna yatsın. Anadilde eğitim yeni bir toplum, yeni bir hayat demektir. Yeni bir hayat nasıl kurulacak? Bu soru bizim asıl sorumuzdur. 'Anadili verirsek ne olur?' diyenler var, ancak yapılan çalışmalarda görüldü ki, Türkiye halkları artık anadilin temel bir hak olduğunu kabul etmiştir.”
‘Annenin dili bir direniş haline geliyor’
“Toplumsal Cinsiyet ve Anadil” başlıklı ikinci sunumu ise Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nükhet Sirman yaptı. Nükhet, konuşmasında Mersin'de Kürt mahallerinde yaptıkları saha araştırmalarından örnekler vererek, Türkçe’nin bir devlet dili haline getirildiğine dikkat çekerken, “Devlet ile kişi arasındaki bağı dil gösterir. ‘Anadil cahillerin ya da eskilere aittir’ savı devlet zihniyetinin ürünüdür. Türkçe artık tamamen devlet dili oldu. Kişiler artık ezber konuşuyor. Dilimize devlet hakim olmuştur. Yöresel farklar küçümsenerek ortadan kaldırılmıştır” dedi. Mersin’in Kürt mahallelerinde kadınların bilerek Türkçe konuşmadığını söyleyen Nükhet, “Anneler Kürtlüğü öğreterek çocuklarına bu olanağı sağlıyor. Baba, ağabey ve annenin yaklaşımı çok farklıdır. Annenin dili bir direniş haline geliyor. Evin içi özel olmaktan çıkıyor, başka bir hal alıyor. Mersin'de kadınlar direnişin simgesi olurken, güçlenmenin dili oluyor. Mersin'de bir kadın bir gün bankaya gitmiş, bankacı ‘Türkçe öğren gel’ demiş. Kadın da ‘Sen de Kürtçe öğren gel’ demiş. Ben de 6 yıldır bunu yapıyorum” şeklinde konuştu.
‘Anadilde eğitim süreci yerelden başlamalı’
SAMER Eğitim Çalışmaları Koordinatörü Soner Şimşek ise sunumunu, "Eğitimin Özerkleşmesi ve Anadilinde Eğitim" başlığıyla gerçekleştirdi. Dilin ideolojik bir alana dönüştüğünü söyleyen Soner, “Tekçi olan bu sistem, kendisinden başkasının var olmasını istemiyor” dedi. Özerk yapılanma ile devletin tekçi zihniyetinin kırılabileceğine işaret eden Soner, anadilde eğitim süreçlerinin yerelden gelişmesi gerektiğini söyledi. Soner, “Kürdistan'da işletilen halk meclisleri gibi bir yapı olarak okullara bakmak gerekiyor. Lokalden genele bir model ile yeni bir işleyiş oluşturulabilir” diye konuştu.
'Çocuklar kişilik bölünmesi içinde yaşıyor'
“Ayrımcılıkla Mücadelede ve Sosyal Adaletin Tesisinde Anadilinde Eğitimin Sunduğu Olanaklar” konulu sunumu yapan İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Müge Ayan Ceyhan ise, iktidarın güçsüz olduğu için dili yasaklamaya çalıştığını belirtti. İktidarın dil yasağı üzerindeki durumunu meşrulaştırmasına değinen Müge, "Güçsüzleştirme bir tarafıyla da meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bunun başarılı olması için bazı argümanlar kurulmuş durumda. Kişilik bölünmesini içinde doğdukları dilin yasaklanması ile yaşıyor çocuklar. Anadillerinin yasak olduğunu bilmeleri ile bu başlıyor" dedi.
Sempozyumun ilk oturum ile devam ediyor.
(gk)

