İki kent arasında mekik dokuyan kadının yaşam mücadelesi
08:48
Tekoşin Tekin/JINHA
ADANA - Niğde'nin Ulukışla ilçesinde yaşayan 2 çocuk annesi Fatma Öz, kendi el emeğiyle ürettiği pestilleri, dağlardan topladığı kekikleri, kuruttuğu kirazları Niğde'den Adana'ya getirerek, satıyor. İki kent arasında mekik dokuyan Fatma, bir yandan yaşam mücadelesi verirken bir yandan da kadınların kimseye muhtaç olmadan ayakları üzerinde durması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye'nin metropol kentlerinde işsizlik gün geçtikçe artarken, kadınlar kendi imkanlarıyla açtıkları tezgahlarla yaşam mücadelesi veriyor. Büyük kentler arasında ekonomik mücadeleyle mekik dokuyan 2 çocuk annesi (49) Fatma Öz, Niğde'nin Ulukışla ilçesinden haftada bir gün Adana'ya gelerek, kurduğu tezgâhta kendi el emeğiyle yaptığı Pestil, Kekik ve Kuru kiraz satarak geçimini sağlıyor. Ekonomik sıkıntılarından dolayı şehir şehir gezerek, düzenlenen pazarlarda satış yaptığını söyleyen Fatma, "Niğde'den buraya git gel yaptığım için zorlanıyorum. Bende şeker hastası, kolesterol ve tansiyon var ama bunlara rağmen bende kendi ayaklarımın üstünde durmaya çalışıyorum ve aileme katkıda bulunuyorum" dedi.
'Çarpık kentlerde çarpık gelir dağılımı yaşanıyor'
Kentlerde yaşam mücadelesi vermenin çok zor olduğunu dile getiren Fatma, eşinin mevsimlik işçi olduğunu söyledi. Kadınların üretime ve iş alanlarına yönelmesinin olumlu olduğunu ifade eden Fatma, "Kadınların çalışması çok önemli fakat, zorunlu bir iş yapmak da bir o kadar zor. Eşim mevsimlik işçi olduğu için, yılın belirli dönemlerinde yalnız çalışıyor. Bu nedenle ben de çalışmak zorunda kalıyorum. Niğde'de ürettiklerimi satamadığım için Adana'ya geliyorum. Çocuklarımı da kendimle sürüklediğim için onlara güzel bir hayat yaşatamıyorum" diye konuştu. Kentlerin çarpık bir şekilde büyüdüğüne dikkat çeken Fatma, giderek büyüyen kentlerde, çarpık kentleşmenin yanı sıra, ekonomik kalkınmanın da lokal kesimlerce geliştiğini vurguladı. Fatma, "Şehir hayatı içinde bazıları çok lüks yaşarken bazıları da sefalet içinde yaşıyor ve bu çarpıklığı kimse görmüyor. Kentlerin çarpık büyümesiyle beraber, ekonomik dağılım da çarpık bir şekilde ilerliyor. Yüzlerce insan işsizlikten sıkıntı yaşarken, bazı kesimler de çok güzel iş ortamlarında çalışabiliyor" ifadesinde bulundu.
'Severek ürettiğin ürünleri zorunlu satmak kolay değil'
Kendi emeğiyle ürettiği pestil ve kekik yapımını anlatan Fatma, "Öncelikle pekmezi kazanlarda kaynatıyorum sonra beyaz çarşafların üstüne yayarak, damda güneşin altında kurutuyorum. Kekikleri de kendi ellerimle dağlardan toplayarak kurutuyorum. Dağlarda topladığım kekiklerle beraber bütünleşiyorum. Köy ortamında yaşamak gibi güzel bir duygu yok. Ancak konu çocuklar ve onların geleceği olduğunda, köydeki işsizlik ortamında bir süreden sonra yaşamak çok zor oluyor. Bu nedenle mecburiyetten göç ettiğin kentlerde, severek yaptığın ürünleri yine mecburi bir şekilde satmak zorunda kalıyorsunuz" diye belirtti.
'Kadınlar üretime katılsın'
Fatma, "Niğde'den Adana'ya git gel yaptığım için zorlanıyorum. Bende şeker hastası, kolesterol ve tansiyon var ama bunlara rağmen bende kendi ayaklarımın üstünde durmaya çalışıyorum ve aileme katkıda bulunuyorum" şeklinde konuştu. Kadınların evlerden çıkarak üretime dahil olması gerektiğinin altını çizen Fatma, "Kadınlar evde oturmaktansa bence kendi ayakları üstünde durmaya baksınlar. Hem kendileri için hem de çocuklarına ailelerine katkıda bulunsun. Kadınlar hiçbir zaman kimseye muhtaç olmasın. Koşullar zor olsa da çalışsınlar ve ayakları üzerinde dursunlar" diye konuştu.
(tt/zd/mg)

