Kürt basınının 116 yıllık direniş geleneği

08:12

 


Bêrîtan ELYAKUT / JINHA


AMED – 116 yıllık gazetecilik geleneğinin kutlu günü olan 22 Nisan Kürdistan Gazetecilik Günü'ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan kadın gazeteciler, Kürt basınının Kürtlerin yüzyıldır yaşadığı acılara, direnişe ve toplumsal yıkıma tanıklık ettiğini ifade ederek, Kürt basınının aynı zamanda "Gerçeklerden asla taviz verilmez" şiarı ile bir direniş geleneğinin de sürdürücüsü olduğunu dile getirdi.


Yüzyıldır devlet erki tarafından Kürt halkına dönük devam eden baskılar, Kürt basını üzerinde de ortaya çıkışından bu yana süregelmiştir. Bedirxan Beylerden Miqdat Midhat Bedirxan'ın sürgün olarak gittiği Mısır'ın başkenti Kahire'de 22 Nisan 1898 tarihinde "Kürdistan" gazetesini çıkarmasıyla başlayan Kürt gazeteciliği, kendisini var etme mücadelesi verdiği yerde devlet baskısıyla karşı karşıya kaldı. 116 yıldır devam eden Kürt gazeteciliği ve özgür basın geleneği, Türkiye şartlarında da en zor süreçlerden geçti. Özellikle 1990'lı yıllarda yoğunlaşan devlet baskısı sonucu birçok gazeteci faili meçhul şekilde katledildi, birçoğu tutuklandı, birçoğu ise basın özgürlüğü elinden alınarak sürgün edildi. Basın özgürlüğü konusunda sınıfta kalan Türkiye'de hala, sadece haber yaptığı, kalemiyle haksızlıklara, adaletsizliklere savaş açtığı için cezaevlerinde bulunan, baskı altında tutulmak istenen gazeteciler var. 22 Nisan Kürdistan Gazetecilik Günü'nde, Kürt gazetecilerden aldıkları mirası ve mücadeleyi yükselteceklerini dile getiren Fırat Dağıtım çalışanlarından Esra Dal, "Gerçeklerden asla taviz verilmez" şiarıyla direniş geleneğinin sürdürücüsü olacaklarını vurguladı.


'Kürt basını bir halkın acısına tanıklık etti'


22 Nisan Kürdistan Gazetecilik Günü'nün önemine ilişkin konuşan Fırat Dağıtım çalışanı Esra Dal, Kürt basın tarihi Kürtlerin yüzyıldır yaşadığı acılara, direnişe ve toplumsal yıkıma tanıklık ettiğini ifade ederken, Kürt basınının aynı zamanda 'Gerçeklerden asla taviz verilmez' şiarı ile bir direniş geleneğinin de sürdürücüsü olduğunu vurguladı. Esra, bölgede bir gazeteci, basın çalışanı olmanın zorlukları olduğunu da dile getirerek, "Bilgi, doğru haber, doğru habercilik ve insanların bilinçlenmesi iktidar güçleri için büyük bir tehlike olarak algılandığından sürekli bir engelleme, katletme ve tutuklama ile bastırılmak istenmektedir" şeklinde konuştu. Egemen sistemin basın çalışanı kadınlar üzerinde daha fazla baskı oluşturduğuna işaret eden Esra, "Verilen mücadele ve bedeller sonucunda bugün bu aşamaya geldik. Basın şehitlerimiz ve bu nedenle tutsak edilen arkadaşlarımızın bize bıraktığı mirası biz kadınlar, daha fazla sahiplenip büyüteceğiz" ifadelerine yer verdi.


'Kadınlar çalışmalarından taviz vermeyecek'


Aram Kitapevi çalışanı Rabia Karayıl ise, bölgede çalışan gazetecilerin yaşadıkları zorlukların yanında en büyük baskının da basın çalışanı gazetecilere dönük olduğuna değindi. Rabia, "Kadınlar, iddialarının büyük olması nedeniyle çalışmalarından asla taviz vermeyecek ve bu konuda en iyi şekilde çalışmalarını yükselteceklerdir" dedi. Rabia, basın alanında çalışan kadınlardan biri olan Gurbetelli Ersöz'ü örnek aldığını ifade etti. Basın çalışmasında kadın renginin de yer almasının, verilen mücadele sayesinde olduğuna dikkat çeken Rabia, kendilerine düşenin de, mücadeleyi daha ileriye taşımak ve yükseltmek olduğunu belirtti.


'Yaşatılan baskılar Kürtleri yıldıramadı'


Dicle Haber Ajansı Editörü Pınar Ural da, 22 Nisan Kürdistan Gazetecilik Günü'nü değerlendirdi. 22 Nisan tarihinin Kürt tarihinde önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Pınar, "İlk Kürt gazetesi olan Kürdistan'ın Kahire şehrinde yayına başladığı tarihtir 22 Nisan. O günden bugüne gelen gazetecilik serüveni ve bu serüvene dönük baskılar Kürtleri yıldırmamıştır" dedi. İktidarların medyayı kendi tekeline alma çabası içerisinde olduğunu belirten Pınar, "12 Eylül darbesinden sonra ortaya çıkan koşullar Kürt basınına tarihsel bir sorumluluk yükleyerek, hakikatin sözcülüğünü yapma görevini verdi. Bu anlamda Kürt gazeteciliği ve Kürt basını özellikle Türkiye'de iktidarı rahatsız eden başarılara ve ilklere imza attı" ifadelerini kullandı.


'JINHA kazanılmış bir mevzidir'


Özgür basının 1990'larda yaşanan savaşı deşifre ettiği, faili meçhul olayların üzerine gittiği için büyük baskılara ve zulümlere maruz kaldığına vurgu yapan Pınar, "Özgür basın emekçileri, sadece Kürtleri değil, ötekileştirilen, ezilen her kesimi yazdıkları, anlattıkları için hedef seçildiler ve katledilip, cezaevlerine hapsedildiler" sözlerinin altını çizdi. Kürt kadın gazetecilerin ayrı bir yeri ve önemi olduğunu ifade eden Pınar, Türkiye'de ilk kadın genel yayın yönetmeninin de Gurbetteli Ersöz, yani bir Kürt kadını olduğuna işaret etti. "Biz Kürt gazeteciler olarak Gurbetteli Ersöz ve Ayfer Serçe gibi arkadaşların bıraktığı misyonun sürdürücüleriyiz" diyen Pınar, dünyanın ilk kadın haber ajansı olan JINHA'yı da değinerek, "JINHA, ataerkil topluma, erkek egemen zihniyete, devlete ve otoriter-baskıcı zihniyetin zulmüne karşı kazanılmış bir mevzidir. Bu yüzden JINHA'nın Kürt kadın gazeteciler için ayrı bir yeri var" diye konuştu.


'Biz kadınlar bugünün sorumluluğunu üstleniyoruz'


Gün TV çalışanlarından Ayşe Kara, 22 Nisan Kürdistan Gazetecilik Günü'nün sorumluluğunun kadınlar tarafından üstlenildiğini söyledi. Hala Kürt gazeteci kadınların tutuklandığını dile getiren Ayşe, kadınların sadece gerçeği yazdıkları için tutuklandıklarını, cezaevlerine atıldıklarını belirtti. Ayşe, "Türkiye'de gazetecilerin hakları yok. Kürt kadınları olarak bunun karşısındayız ve çalışıyoruz. Eskiden Kürt gazetecileri sadece haber yaptıkları için yargılanıyorlardı, öldürülüyordu, tehdit ediliyorlardı. Ancak biz bunun karşısında durduk ve bu aşamaya geldik. Devlete karşı mücadele verdik" dedi.


'Kürt basın tarihinde kahraman kadınlar ortaya çıktı'


Büyük kahramanlık gösteren kadınların ortaya çıktığını ve Gurbetelli Ersöz'lerin kendileri için örnek olduğunu söyleyen Ayşe, "Bizim için örnek Gurbet Elliersöz'dür, sadece İran'daki kadınlara dönük sistemi haber yapmak istediği için katledildi Şilan Aras. Bu beni etkiledi ve aynı zamanda gazetecilik yapmak içinde mücadele gerekçesi oldu" şeklinde konuştu. Ayşe, şiddeti engellemek isteyen, yeni bir yaşam yaratmak isteyen tüm kadınların gazetecilik yapması ve bu alanda mücadele yürütmesi gerektiğine inandığını ifade ederek, "Bunun için gazetecilik yapmak önemli ve büyük bir kazançtır. Kadınlara layık olmak için de bu gerekli, bütün kadınlara çağrım birlik olup bu fırsatı değerlendirmeleridir. Tutuklamalara, tecavüzlere karşı biz, kadınların sorunlarını dile getirmeye devam edeceğiz" dedi.


'Devrim sürecinde kadınlar görünür oldu'


Azadiya Welat Gazetesi Editörü Güneş Ocağa da, Kürt toplumuna ve Kürt halkına yüklenen hayati misyonun gazetecilikte anlam bulduğunu dile getirdi. Başlangıcından bu yana Kürt gazeteciliği üzerinde ciddi bir baskı olduğunu kaydeden Güneş, Kürt basının verdiği bir deneyimin ve tecrübenin olduğunu dile getirerek, "5 yıldır Kürt basınında çalışıyorum ve ağırlığını görebiliyorum. Birçok Kürt gazeteci tutuklandı. İnsan bunu yaşayarak görüyor" şeklinde konuştu. Kendilerine dönük baskılara karşı her zaman daha güçlü bir örgütlenme gerçekleştirdiklerine ve saldırıları boşa çıkarttıklarına vurgu yapan Güneş, "1990'lı yıllarda Türkiye'nin ilk kadın genel yayın yönetmeni Kürt bir kadın olan Gurbetelli Ersöz'dü. İlk kadın haber ajansı olan JINHA, Kürt kadınları öncülüğünde kuruldu. Özgür basın kuruluşlarında yüzlerce kadın gazeteci var. Rojava devrimi sürecinde kadın gazeteciler daha çok görünür oldu" ifadelerine yer verdi.


(be/gk/mg)