Uğursuz Enessiz Berkinsiz Ceylansız 23 Nisanlar kutlu olmasın…

09:15

 


Sarya GÖZÜOĞLU / JINHA


AMED – Dünyanın birçok bölgesinden gelen çocuklarla Türkiye'de her yıl "coşkulu" bir şekilde kutlanan "23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı"nı güvenlik güçleri tarafından 13 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz'ın ailesi değerlendirdi. 2004 yılında katledilen Uğur Kaymaz'ın annesi Makbule Kaymaz, "23 Nisan bizim için ölümdür" derken, Uğur'un kardeşi Ali ise, "Ceylan Önkol, Enes Ata ve kardeşim Uğur gibi birçok çocuk devlet tarafından katledildi.  Bu nedenle biz Kürt çocukları olarak 23 Nisan'ı protesto ediyoruz" dedi.


Son 30 yılda bölgede 600'ü aşkın çocuk katledildi.  En fazla çocuğun katledildiği yıllar ise 1992 ile 2006 yılları oldu. Bunlardan biri de 13 kurşunla katledilen Uğur Kaymaz…  Ahmet Kaymaz ve oğlu Uğur Kaymaz'ın 2004 yılının Kasım ayında Mardin'in Kızıltepe ilçesinde  güvenlik güçleri tarafından katledilmelerinin üzerinden  10 yıl geçti. 12 yaşında, 13 kurşunla katledilen ve kendisine  "terörist" denilerek "polis açısından tehlike unsuru" olarak görülen Uğur ve babasının hak mücadelesi aile tarafından başlatılan davalarla sürerken, Uğurun ardından daha nice çocuklar katledilmeye devam ediyor.  Boyundan büyük bir silahla çekilen fotoğrafları Uğur'un tehlike teşkil ettiğine inandırdı mı insanları bilinmez ama çamura bulanmış pantolonu ve ayağındaki plastik terlikleri Uğur'un masumiyetinin simgesi oldu. Küçük Uğur, kamyon şoförü babasına yardımcı olmak için eşya taşırken, evlerinin önünde annesinin ve kardeşlerinin duyabileceği bir şekilde katledildi. Hem de, 12 yaşındaki bedenine, 13 kurşun sıkılarak… Uğurun cansız bedeni yıkanırken gözlerinin açık olduğu fark edilmişti. Ne katleden güvenlik güçleri ne de otopsisini yapan adli tıp doktorları dokunmamıştı Uğur'un zeytin gözlerine. Belki de Uğur annesini son kez görmek istemişti. Uğur ne ilk ne de son katledilen Kürt çocuk olacaktı bu topraklarda…  Yıllardan bu yana özellikle çocuklar üzerinden yürütülen ajanlaştırma, hapsetme katletme ve taciz tecavüz yoluyla yıldırma politikaları Kürtlere yaşatılan vahşeti her geçen gün gözler önüne sererken, 23 Nisan Çocuk Bayramı'nı Uğur Kaymaz'ın annesi Makbul Kaymaz, Kürt çocuklarının devlet tarafından katledilmeleri için büyütmediklerini dile getirdi.


Silah sesleriyle yıkılan koca hayat


12 yaşındaki Uğur Kaymaz'ın babası Ahmet Kaymaz ile birlikte öldürüldüğü günü anlatan Anne Makbule Kaymaz, "Ahmet ve Uğur'un katledildiği gün bayramdı. Bende bayram ziyaretine gitmiştim. O sırada Ahmet ve Uğur da dışarıya çıkmışlardı. Bende döndüklerinde yemeleri için onlara yemek hazırlıyordum. Sonra, kapıya çıktım ve bana Ahmet ve Uğur'un caddede olduğunu söylediler. Birden art arda silah sesleri duyuldu. Bende hemen Uğur'un öğretmeni olan kapı komşumuza koştum.  Ahmet ve Uğur'a bir şey oldu silah sesleri geldi dedim. Caddeye koştuk. Ahmet ve Uğur'u sorduk. Diyarbakır'a kaldırıldıklarını söylediler. Ahmet ve Uğur'u katletmişlerdi. Caddede yattığı halde bize Diyarbakır'a götürdüklerini söylediler" dedi.


'Dünya 13 kurşunla katledilen çocuğum için ayaklandı'


Katliamın hemen ardından jandarma tarafından evlerine baskın yapıldığını belirten Makbule, "Evde silah olduğunu iddia ederek evi aradılar.  Ama evde silah yoktu. Beni karakola götürdüler savcı bana 'başın sağ olsun' dedi. Şoka girmiştim anlayamıyordum. O sırada oğlum Habib kardeşi ve babasının katledildiğini hemen anladı" diye belirtti.  Eşi ve oğlunun katledildiğini duyduktan sonra yıkıldığını söyleyen Makbule, "Buna rağmen bizi sabaha kadar karakolda tutarak soruşturmaya aldılar.  Bana sürekli Ahmet'in ve Uğur'un ne yaptığı soruldu. Ben de Uğur okula gidiyordu. Ahmet de kamyon şoförlüğü yapıyor dedim" dedi. Soruşturmanın ardından serbest bırakıldığını ifade eden Makbule, eve döndüklerinde ise olayı tüm dünyada duyulduğunu ve başsağlığında bulunmak için birçok farklı kentten duyarlı yurttaşların geldiğini belirtti.


'Oğlum ve eşim yan yana musalla taşında'


Uğur ve Ahmet'in naaşlarının camide aynı musalla taşının üzerinde cansız bir şekilde uzandığını görünce çılgına döndüğünü ifade eden Makbule, "Ahmet 8, Uğur ise 13 kurşunla katledilmişti. Otopsi yapılmıştı göğüslerinde dikiş vardı Ahmet'in ve Uğur'un gözleri hala açıktı. Gözlerini orada kapattık. Uğur'u öyle görünce bayılmışım defnedildiğini bile göremedim, hastanede açtım gözlerimi" ifadesinde bulundu. Dünyanın her yerinden insanların 13 kurşunla suçsuz yere öldürülen 12 yaşındaki çocuğu için ayaklandığını belirten Makbule, Uğur için yıllarca yürüyüş eylemleri gerçekleştirildiğini ve yurttaşlar tarafından yalnız bırakılmadıkları kaydetti.


'Devlet mahkum olsa da olmasa da içim rahat etmez'


Makbule, "Sonra davamızı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdık ve devleti de mahkum ettik.  Devlet ne kadar suçlu bulunursa bulunsun içim rahat etmiyor. Benim eşimi ve çocuğumu geri getirmiyor. 12 yaşındaki çocuğu evinin önünde sebepsiz yere katlettiler.  Bu nasıl bir kanun nasıl bir devlet?" diye tepkisini dile getirdi. "Yeter artık biz savaş istemiyoruz barış istiyoruz. Bizim ciğerimiz yandı diğer annelerin ciğeri yanmasın" diyen Makbule, hükümetin Kürtlere her zaman ölüm ve acı yaşattığının altını çizdi.


'12 yaşındaki çocuğumu 13 kurşunla katlettiler'


Uğur'un 5'inci sınıf öğrencisi olduğunu ve öğretmenleri arkadaşları tarafından çok sevildiğini dile getiren Makbule,  "Uğur'um her sabah kahvaltıdan sonra dişlerini fırçalardı. Her gün banyo yapardı. Ben odun kırarken elimden almak istiyordu. 'Sen küçüksün kıramazsın' dediğimde 'yok ben gencim artık' derdi. Hiçbir gün ondan yana bir şikâyet almamıştık. Öldüğünü öğrendiklerinde bütün arkadaşları üzüntüden  kahroldu" ifadelerinde bulundu. Uğur'un sebepsiz yere katledildiğini dile getiren Makbule, "12 yaşındaki çocuğa 'terörist' diyip kapının önünde 13 kurşunla öldürdüler. Uğur'um katledildiğinde küçücük ayaklarında kocaman plastik terlikleri vardı. O an gözümden gitmiyor. Sabah bayram olduğu için kazağını 'anne yıka yarın giyeceğim' diye bana vermişti. Uğur'um giymeye kıyamadığı kazağını hiç bir zaman giyemedi" dedi.


'Katliamcılar Uğur'u suçlu gösterdi'


Uğur'un her zaman saygılı ve sevgi dolu bir çocuk olduğunu sözlerine ekleyen Makbule, "Çok şakacıydı. Ne Uğur ne de babası gibi birini daha görmedim bu hayatta. Yaşasa 23 yaşında olacaktı. 10 yıl geçti üzerinden ama  nerde bir ölüm haberi duysam,  Uğur ve babası geliyor gözlerimin önüne. Ceylan Önkol'u, Enes Ata'yı, Aydın Erdem'i, Berkin Elvan'ı da yine bu devlet katletti" diye konuştu. Uğur'un katliamına ilişkin katliamcıların 12 yaşında bir çocuğun kendilerine ateş ettiği şeklinde ifade everdiğine dikkat çeken Makbule, "Savcı bile suçsuz yere eşim ve oğlumun katledildiğini kabul etmesine rağmen yine de bize sıkça davanın peşini bırakmamız gerektiğini söyledi. Sağ olduğum sürece bu olayı unutmayacağım" ifadelerinde bulundu.


'Çocukların öldürüldüğü yerde bayram olmaz'


Türkiye hükümetinin Kürtlerle dalga geçer gibi dünya çocuklarıyla her yıl 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutladığına dikkat çeken Makbule, "Bizim için 23 Nisan ölümdür. 23 Nisan günü çocuklarımız öldürülüyor. Hala ölümler var, hala kemlikler çıkıyor ortaya. Biz artık çocuk katliamlarının son bulmasını istiyoruz. Devlet öldürsün diye büyütmüyoruz çocuklarımızı. Kapımızın önünde çocuklarımızı katlederek  'terörist öldürdük' diyen zihniyetin bayramı yerin dibine batsın. Asıl terörist onlar, bizimkiler değil. Artık ölümlere doyduk barış olmasını istiyoruz. Yeter yüreğimizin yandığı. Bizimkiler öldü başka ailelerin çocukları ölmesin" şeklinde konuştu. Uğur ve Ahmet'in suçlu oldukları gerekçesiyle katledildikleri hükümet tarafından öne sürüldüğünü söyleyen Makbule, " Onların ölümleri bütün Kürt halkını ayağa kaldırmıştı. Madem suçları vardı, o zaman tutuklayarak yargılayabilirlerdi. Fakat bunu yapmadılar. Çünkü Uğur ve Ahmet suçsuzdu. Devlet sadece kan dökmek istedi" ifadelerinde bulundu.


'23 Nisan'ı protesto ediyoruz'


Kardeşi Uğur'un katledildiği tarihte henüz 9 yaşında olan Ali Kaymaz ise hükümetin kardeşiyle güzel bir yaşam geçirmesine izin vermediğini söyledi. Ali, "23  Nisan Çocuk Bayramı olsa da bizim için geçerli değil. Bu bayram Türk çocukları için geçerlidir.  Yılın her günü bizim çocuklarımızı katlediliyorlar. Ceylan Önkol, Enes Ata ve kardeşim Uğur, katliamın sadece belli başlı örneklerinden. Daha bilmediğimiz birçok çocuk daha sebepsi yere katledilmeye devam ediyor. Kürt çocuklarının öldürüldüğü bir coğrafyada bayramın hiç bir zaman gelmeyeceği anlamına gelir.  Bu nedenle biz Kürt çocukları olarak 23 Nisan'ı protesto ediyoruz" dedi.


'Uğur'la birlikte bayramlar da son buldu'


Uğur'un evin büyük kardeşi olduğunu ve çok fala zaman geçiremeseler de güzel anılarının aklında yer edindiğini ifade eden Ali, "Çok sevecen bir çocuktu. Sürekli gelip beni öper ve 'anne sen bu tatlı çocuğu nereden getirdin' derdi.  Bir el arabası vardı bizi eğlendirmek için bahçelerde gezdirirdi. Şuan hatırlamıyorum ama küçük bir hayvan ölmüştü Uğur onu, alıp toprağa gömdü. Üzerine de adını yazdı. Ölümü sanki ona görünmüştü. Kardeşlerim Emine, Habib ve abim Uğur sürekli gömdüğümüz yere gidip Fatiha okurduk" şeklinde anlattı. Uğur'u tanıyan herkesin onu çok sevdiğini belirten Ali, "Abim, öğretmenleri ve arkadaşları tarafından çok sevilirdi. Çok esprili biriydi. Çocukları öpmeyi çok severdi. Olumlu ne kadar özellik varsa kişiliğinde barındırmayı başarıyordu. Çok güzel günler geçirdik birlikte bayramı kutluyorduk. Daha birçok bayramı birlikte geçirmek isterdik ama devamı gelmedi. Onun gidişiyle bayramlar da son buldu" diye konuştu.


'Tek suçlu devlet'


"Bu katliamın tek suçlusu devlettir" diyen Ali,  Uğur'un katledilişinin ardından hayatta var olduğu sürece  katliamlara karşı mücadele edeceğinin yemini içtiğini ifade etti. Ali, "Katledilenlerin de hakkını kimseye bırakmayacağız. Mahkememiz AİHM' de devam ediyor. Türkiye devleti suçlu bulundu, ancak biz faillerin müebbet hapis almasını istiyoruz. Abimi ve babamı katleden köpeklerin sokakta serbest dolaşmasını izin vermeyeceğim. Müebbet almaları için elimden geleni yapacağım" dedi.


(sg-ny/zd/mg)