Ruken Garzan: Önderliğimizin özgürlüğü özgürlüğümüzdür

08:40

Ekin ADA/JINHA


BEHDİNAN - KJB'nin 2 Nisan tarihinde başlattığı 'Kadınlar Önderliği ve Özgürlüğü İçin Eylemde' kampanyasını değerlendiren KJB Koordinasyon Üyesi Ruken Garzan, kampanyanın uluslararası komploya karşı bir mücadele olduğuna dikkat çekerek, "Başta Kürdistanlı kadınlar olmak üzere tüm Ortadoğu ve dünya kadınları için şunu belirtiyorum; gelin özgürlüğümüz için mücadele edelim ve sokaklara dökülelim. Mücadele ve direnişten başka çıkış yolumuz yok. Direnişe sarılarak özgür bir gelecek yaratabiliriz" dedi.


KJB'nin 2 Nisan tarihinde başlattığı "Kadınlar Önderliği ve Özgürlüğü İçin Eylemde" kampanyasını JINHA'ya değerlendiren (KJB) Koordinasyon Üyesi Ruken Garzan, "Kampanyanın amacı ve hedefi nedir?", "Kadınlar önümüzdeki süreci nasıl karşılayacak?", "Kadın üzerinden gelişen kırıma karşı nasıl bir ortaklaşmayı hedefliyorsunuz?", "Kampanyaya ilişkin çağrınız nedir?" şeklindeki sorularımızı yanıtladı.


- 2 Nisan'da 'Kadınlar Önderliği ve Özgürlüğü İçin Eylemde' şiarıyla yeni bir hamle başlattınız. Başlatmış olduğunuz hamlenin amacına ilişkin olarak neler söyleyebilirsiniz?


Tabii hamlemiz hem Önderliğimizin hem de kadınların özgürlüğünü hedefleyen bir hamle olmaktadır. Kapsamı geniş ve stratejik bir hamledir. 15 yıldır Önderliğimiz İmralı esaret koşullarında yaşamını sürdürmektedir. Bu yıl 16. yılına giren İmralı gerçekliği, artık kabul edilemez, mutlaka ortadan kaldırılması, lağvedilmesi gereken bir sistemsel gerçekliktir. Tabii İmralı sistemi, uluslararası komplocu güçler tarafından oluşturulan bir sistem. Bu sistemle Önderliğimizi sadece fiziki olarak değil, düşünsel olarak da esaret altına almak istediler. Bu uluslararası komplo gerçekliğiyle Önderlik, hareket ve halk olarak sürekli bir mücadele içerisinde olduk. Komplonun yaratmaya çalıştığı teslimiyeti kabul etmeyip bunun karşısında sürekli bir direniş halinde olduk. Çünkü bu komplonun amaç ve hedefleri çok kapsamlıydı. Sadece Önderliğimizi ve Önderliğimiz şahsında özgürlük hareketimizi, yine Kürt halkını hedeflemiyordu, bir bütün Ortadoğu halklarını hedefliyordu. Komplonun amaçları ve özellikle neden Önderliğimizin hedef alındığına dair Önderliğimizin kapsamlı analizleri ve tespitleri var. Önderliğimiz de zaten Ortadoğu işgal planının startının kendisine yönelik geliştirilen uluslararası komployla verildiğini ifade etmektedir. Kapitalist güçler, Ortadoğu için öngörmüş oldukları projenin önünde en büyük engel olarak Önderliğimizi görmekteydiler. Dolayısıyla bu engelin ortadan kaldırılmasını hedeflediler ve uluslararası komployu devreye koydular. Önce Önderliğimizi esaret altına aldılar, daha sonra da Irak işgal planıyla Ortadoğu'ya işgal harekatını başlattılar. Önderliğimiz kapitalist güçlerin bu komplo girişimini fark etmişti, bunu aydınlatma girişimleri vardı. Kürt özgürlük mücadelesini bu anlamda Ortadoğu'ya yaydı, dolayısıyla evrenselleştirdi. Bu mücadeleyi tüm topluma, insanlığa yaydı. Önderliğimizin kapitalist sistemin BOP projesine karşı geliştirmiş olduğu Ortadoğu Demokratik Birlik Projesi, Ortadoğu halkları açısından bir aydınlanma projesiydi. Ortadoğu'yu sürekli bir kaos aralığında tutmak isteyen kapitalist sistem güçlerine karşı alternatif çözüm gücüydü.


'Önderliğimizin özgürlüğünü hedefliyoruz'


Uluslararası komplo Önderliğimizi hedeflememiş ve Önderliğimiz esaret koşullarına alınmamış olsaydı, Ortadoğu'nun şu anki mevcut durumu çok daha farklı olurdu. Ortadoğu şuan bir kan deryasına çevrilmemiş olurdu. Çünkü Önderliğimizin alternatif duruşu, yaşam felsefesi ve toplumsal, sistemsel projeleri tüm insanlığı buluşturan, kucaklaştıran ve kardeşlik temelinde bir arada tutan bir projedir. Bu proje yaşam bulmuş olsaydı, BOP boşa çıkacaktı. Ortadoğu işgale açılmamış olacaktı. Dolayısıyla Önderliğimiz şahsında tüm Kürt halkına dayatılan bu uluslararası komplonun, tüm Ortadoğu halklarına dayatıldığını ve bu komployla tüm Ortadoğu halklarının esaret altına alındığını belirtebilirim. Önderliğimiz şahsında Ortadoğu halklarına büyük bir komplo yapıldı. Önderliğimiz bu komployu açığa çıkarmak için büyük bir çaba harcadı. Önderliğimizin komployla mücadelesi, Kürdistan'da ve Ortadoğu'da büyük bir aydınlanma yarattı. Kapitalist güçler hala küçük ulus devletçikler yaratarak, Ortadoğu'yu daha fazla parçalamaya ve bölmeye çalışıyorlar. Tüm halkları kapsayan demokratik bir projeleri yok. Bu yönlü tek alternatif projeye sahip olan hareket biziz. Dolayısıyla alternatif projelere sahip ve demokratik birliği güçlendiren Önderliğimizin daha fazla esaret altında kalmasına tahammül edemeyiz. Kadın hareketi olarak bu kampanyamızı başlatmamızın temel nedenlerinden birisi de bu olmaktadır. Önderliğimizin özgürlüğünü hedefliyoruz. Önderliğimiz özgürleşirse, halk olarak toplum olarak ve kadınlar olarak da özgürlüğümüz sağlanmış olacaktır. Hepsi bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı durumdadır. Bu hamlemizle komploya karşı da bir mücadele vermiş olacağız. Önderliğimiz esaret altında oldukça, komplo da devam edecektir. Artık bu komplo gerçekliğini tamamen parçalamak, ortadan kaldırmak ve Önderliğimizin özgürlüğünü kesinlikle sağlamayı hedefliyoruz.


- Son bir yıldır Kürt sorununun demokratik çözümü için Sayın Abdullah Öcalan ile Türk devleti arasında süren bir diyalog süreci var. Abdullah Öcalan son Newroz mesajında diyalog sürecinin belli bir aşamaya geldiğini ve Kürt sorununun demokratik çözümünün sağlanabilmesi için artık müzakere aşamasına geçilmesi, sürecin yasal bir çerçeveye kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Bu sürecin bundan sonra nasıl işlemesi gerekiyor?


AKP iktidarı ve Türk devletinin çözüme gelmeyen yaklaşımları ortadadır. Mücadeleyi imha etme, Önderliğimizi de ömür boyu İmralı'da tutma, bu biçimde mücadelemizi marjinalleştirme hedefleri var. Henüz müzakere aşamasına geçebilmek için devletten doğru atılması gereken adımlar atılmamıştır. AKP'nin oyalayan, süreci zamana yaymaya çalışan ve bu temelde de iktidarını daha fazla güçlendirmeye dönük hedefleri var. Süreç hala devam ediyorsa, bu elbette ki devletin bu yönlü göstermiş olduğu çabalardan değil, Önderliğimizin ve hareketimizin çabaları ve emekleri temelinde olmuştur. Mevcut durumda sürecin bu biçimde tek taraflı devam etmesi mümkün görünmemektedir. Devletin mutlaka Önderliğimizin süreç açısından öngörmüş olduğu adımları atması gerekir. Türk devleti bunu yapmaktan ziyade sadece kendisini daha fazla güçlendirmeyi ve MİT'i daha fazla yetkilerle donatarak güvence altına almayı planlamaktadır. MİT'in bu kadar geniş yetkilerle donatılması daha farklı sorunları beraberinde getirecektir. Önderliğimizin sürecin yasal bir çerçeveye kavuşturulması gerektiğine dair yoğunca uyarıları olmasına rağmen bunlar hiç dikkate alınmadan, sadece kendini güvence altına alan bir yaklaşım süreci de tıkatacaktır. O anlamda bizi şu an durduran Önderliğimizdir.


'AKP tasfiye amaçlı yönelimlerini sürdürüyor'


Sürecin yaratmış olduğu olumlu bir hava var. En azından son bir yıldır herhangi bir çatışma durumu yaşanmıyor. AKP hükümeti bu olumlu havadan da yaralanarak, oluşan ortamı kendi lehine çevirme hesapları gütmektedir. Önderliğimizin İmralı'daki barış çabaları Türk toplumunun algısında da değişikliklere yol açtı. Artık herkes bu sürecin çözümle sonuçlanmasını istiyor, bu yönlü taleplerini dillendiriyor. Bu elbette büyük bir kazanımdır. Ama AKP bu algı üzerinden siyaset yaptı, seçim hesapları yaptı. Bu sürecin rantını yaptı diyebilirim. Süreci Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar götürmek istiyor. Önderliğimizin vermiş olduğu mücadeleye, bu temelde ortaya çıkan kazanımlara dayanarak, kendisini kurtarıcı pozisyonuna koyup mücadelemizi terörize ederek, MİT'i de güvence altına alarak bu biçimde tasfiye amaçlı yönelimlerini sürdürüyor.


'Geri adım atmayacağız'


AKP ve devletten herhangi bir beklenti içerisinde olmadık, bundan sonra da olmayacağız. Direniş geleneğimizle adım adım özgürlüğümüze doğru yol aldık. Tabii hamlemizle bunu daha da eylemsel bir düzeye taşırmayı hedefliyoruz. Kürt halkının Newroz'da da, seçim sürecinde de vermiş olduğu mesajdan bunu net anladık. Kürt halkı da Önderliğimizin özgürlüğünün mutlaka sağlanması gerektiğini, bu olmazsa direnişini daha da yükselteceğini çok somut ve net bir biçimde ortaya koydu. Bu noktadaki kararlılığını da meydanlarda herkese gösterdi. Kadın Özgürlük Hareketi olarak da hiçbir zaman devletin tutumlarına güvenmedik. Direnişle özgürlüğümüzü elde etme kararlılığımızdan geri adım atmadık. Bundan sonra da geri adım atmayacağız. Direnişimizle özgürlüğümüzü kesinleştireceğiz. Önderliğimizin özgürlüğü en temel mücadele hedefimizdir. Bu anlamda mücadelemizi daha da kapsamlılaştıracağız.


- Sayın Abdullah Öcalan Newroz mesajında kadınlar ve gençlerin barışın taşıyıcıları olduklarını ifade ediyordu. Bu yönlü yapmış olduğu çağrılar da vardı. Kadın Özgürlük Hareketi olarak önümüzdeki süreci nasıl karşılayacaksınız? Bu çağrı karşısındaki tutumunuz, mücadele duruşunuz hangi temelde olacak?


Önderliğimiz kadın özgürlüğünü esas alan bir mücadele yürütmektedir. Kadına, kadın özgürlüğüne yaklaşım konusunda, kadın ve kadın özgürlüğü etrafında yaratmak istediği toplum modeliyle farkını ortaya koymaktadır. Önderliğimiz kadındaki barışçıl öze inanıyor ve güveniyor. Bu barışçıl özün toplumsallaşması, toplumu da özgürlüğüne kavuşması için uğraşıyor. Kadın Özgürlük Hareketi olarak örgütlü bir kimlik kazanmamız ve bu kimlikle özgürlüğümüze doğru yürümemiz, Önderliğimizin vermiş olduğu mücadeleyle birebir bağlantılıdır. Önderliğimizin yaşam ve mücadele felsefesi, kadın özgürlüğünü esas alan ve kadını yaşamın en temel dinamiği yapan, gören bir yaşam ve mücadele felsefesidir. Dolayısıyla sadece Kürt kadınlarını değil, tüm dünya kadınları açısından nasıl özgür yaşanılacağının, mücadele edileceğinin yolunu göstermektedir. Biz bu yola girdik ve bu yolda yürürken, kendi tarihsel özümüze ulaştık. Bu güçlü tarihsel özle büyük bir buluşma sağladık. Şimdi bu özle daha iddialı, daha kararlı ve daha da direnç yüklüyüz. Yaşamın öznesi olduğumuzu biliyoruz. Beş bin yıllık erkek egemenlikli iktidarın yaratmış olduğu algının yalan ve yanlış olduğunu, sahte bir yaşam öngördüğünü deşifre etmiş durumdayız. Dolayısıyla hem tarihsel geçmişi hem de bugünü tahlil eden ve bu temelde bir bilinç yaratarak örgütlenen bir hareketiz. Paradigmamızın evrensel kapsamına denk bir örgütlülük yaratmayı, tüm dünya kadınlarıyla buluşmayı ve ortak mücadele alanları yaratmayı hedefliyoruz.


'Dünya'yı değiştirebilecek güçteyiz'


Kadınlar olarak dünyayı değiştirebilecek, insanlığı özgürlüğün yaratmış olduğu mutluluğa kavuşturabilecek güçte olduğumuza inanıyoruz. Erkek egemenlikli iktidarın açtığı yaraları sarmaya, onları iyileştirmeye çalışıyoruz. Mücadelemizi bu temelde yükseltiyoruz. Dolayısıyla karşımıza çıkabilecek her türlü engellerle mücadele edebileceğimizi, siyasal, askeri ve toplumsal açıdan önemli bir güç olduğumuzu ulaşmış olduğumuz kapsam itibariyle ortaya koymuş bulunmaktayız. Pasif ve etkisiz bir hareket olmadığımızı bizi tanıyan, takip eden herkes bilir. Kürt özgürlük mücadelesi içerisinde de hep kendimize öncülük rolü biçtik. Bu rolle mücadeleyi sahiplendik, Kadın Özgürlük Hareketi olarak kendimizi mücadelenin en temel dinamiği haline getirdik. Bir de tabii kadının özgürlük mücadelesiyle Kürt halkının özgürlük mücadelesini hiçbir zaman ayrı ele almadık. Birbiriyle bağlantılı gelişecek bir mücadeledir. Zaten Önderliğimiz de 'Kadını özgürleşmeyen bir toplum özgür olamaz' diyor. Kadın özgürlüğünü, toplumsal özgürlüğün önüne koyuyor. Yaşamın en temel öznesi olan kadının özgürleşmesiyle, zaten toplumsal özgürlük sağlanmış olacak. Dünyada hiçbir hareket, kadınlara bu düzeyde bir rol biçmedi, mücadelenin en temel dinamiği olarak görmedi. Fakat Önderliğimiz öncülüğünde gelişen Kürt özgürlük hareketi böyle bir perspektifle gelişti, büyüdü. Şimdi tamamıyla bir kadın hareketine dönüştüğünü ifade edebiliriz. Yoğun kadın katılımlarının yaratmış olduğu örgütlülük düzeyi, böyle bir gerçekliğin açığa çıkmasına yol açtı. Nasıl ki toplumsal özgürleşme kadının özgürleşmesiyle sağlanacaksa, Kadın Özgürlük Hareketi olarak da Önderliğimizin özgürlüğüyle özgürleşeceğimizi, toplumsal özgürleşmenin de böyle sağlanacağını ifade edebilirim. Yani Önderliğimizin özgürlüğü kadınların ve toplumun özgürlüğünü de sağlayacaktır.


- Evet, o bağı nasıl kuruyorsunuz? Onu biraz açımlayabilir misiniz?


Kadın ve kendisi arasındaki bağı, Önderliğimiz oluşturdu. Çünkü erkek egemenlikli zihniyet, iktidar kadını toplumdan, yaşamdan koparmıştı. Tamamen bir nesne haline getirmişti. Kadının yaşamla ve özgürlükle bağını kuran Önderliğimiz oldu. Bu bağı çok güçlü damarlarla kurdu. Bu bağ, öyle şematik ve mekanik bir bağ değildir. Çok canlı ve yaşamsal bir bağdır. Erkek egemen sistemsel gerçeklik ve devlet bu bağı hep koparmaya çalıştı. Bu anlamda mesafeler yaratarak, Önderliğimiz ve kadınlar arasına, yine Önderliğimiz ve halk arasına sınırlar koymaya çalıştılar. Önderliğimizle aramızda oluşturduğumuz bağı sarsmanın, koparmanın kimsenin gücünün yetmeyeceğini mücadele duruşumuzla ortaya koyduk. Bu bağı daha da güçlendirmeyi esas alıyoruz.


- Kadın Özgürlük Hareketi olarak önemli bir kapsam kazanmış bulunmaktasınız. Dünya kadınları, Ortadoğu kadınlarıyla da bir iletişim ve ilişki içerisindesiniz. Kadın üzerinden gelişen kırıma karşı nasıl bir ortaklaşmayı hedefliyorsunuz? Kadın özgürlük sorununa yönelik buluşabileceğiniz ortak nokta neresidir? Yine bu kampanyanızın bu buluşmanın sağlanmasındaki rolü ne olacak?


Temel hedeflerimizden biri de elbette dünya kadınlarıyla buluşmak, ortaklaşmaktır. Çünkü dünyanın neresinde olursak olalım, mücadele gerekçelerimiz aynı. Kadın olduğumuzdan dolayı şiddete maruz kalıyoruz, katlediliyoruz. İnsanlığın katliamına aralanan kapıların tümünün zemini kadın katliamları üzerinden geliştiriliyor. Eğer kadına sadece reva görülen ölüm ve şiddetse, bu kadın şahsında tüm insanlığa ve halklara da dayatılır. Beş bin yıllık erkek egemenlikli sistem nasıl kurumsallaştı; kadını etkisiz hale getirerek, denetiminde tutarak. Şimdi kadınlar olarak bunun tersini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Erkek egemenlikli iktidarcı sistemin daha fazla bir baskı, zülüm ve işkence aracına dönüşmesine göz yumamayız. Bu iktidarcı zihniyetin insanlığı getirdiği tükeniş noktasına müsamaha gösteremeyiz. Dolayısıyla dünyanın rengini değiştirecek olan kadın buluşması, ortaklaşması ve bunun yaratacağı sinerjidir. Tüm dünya kadınlarının artık bir isyan noktasına geldiğini düşünüyorum. Sadece seslerine ses verebilecek örgütlü bir güç bekliyorlar. Bu örgütlülüğü tüm Ortadoğu kadınlarıyla birlikte yaratabilir ve dünya kadınlarına taşırabiliriz. Paradigmamız ve Kadın Kurtuluş İdeolojimiz böyle bir kapsama sahiptir.


 


'Önderliğimizin özgürlüğü kadının özgürlüğüdür'


Temel hedeflerimizden biri de hareketimiz öncülüğünde tüm Ortadoğu ve dünya kadınlarıyla bir buluşmayı ve birleşmeyi sağlamaktır. Bu konuda yoğun bir ilginin de olduğunu belirtebilirim. Bizi takip edip de tanımak isteyen kadın özgürlük mücadelesi konusunda ortaklaşmak isteyen önemli bir potansiyel var. Böylesi bir buluşma ve ortaklaşmaya açığız. Bu yönlü oldukça da örgütlüyüz. Askeri, siyasal, ideolojik, diplomatik ve sosyal alanların tümünü kapsayan geniş bir örgütlenme mevzisine sahibiz. Tabii biz de mücadele deneyimlerimizi dünyadaki tüm kadınlara taşırmak istiyoruz. Geldiğimiz noktanın dünya kadınlarınca da görülmesi ve bilinmesi gerekir. Paradigmamızın özgürlükçü, eşitlikçi olduğuna inanan büyük bir kadın kitlesi var. Kurtuluşumuz bu paradigmadadır. Buradan da yola çıkarak bizim de bu hamleyle birlikte düşündüğümüz şudur; kadınların Önderliği ve özgürlüğü için eylemde olduğunu söylüyoruz. Zaten Önderlik ve özgürlük bizde iç içe ve eşit düzeyde, aynı anlamı taşıdığı için ortak ele alıyoruz. Önderliğimizin özgürlüğü kadının özgürlüğüdür. Bu slogan ve şiar tüm dünya kadınlarını da kapsar. Biz ses veriyoruz, diğer seslerin de sesimize katılıp mücadeleyi o temelde yükselmesini hedefliyoruz. Binleri, milyonları içine alan geniş bir orkestra olarak da düşünülebilinir. Herkesin kendi rengiyle, sesiyle var olduğu bir buluşma bu. Herkesin kendi rengiyle, sesiyle yer aldığı, rengini sesini koruyan bir mücadele biçimidir. Ulaşmak istediğimiz toplum modeli de budur. Hem evrensel anlamda kendi sorumluluğunu, rengini görme, ama aynı zamanda bulunduğu yerde de kendini görünür kılma ve varlık haline getirme. Paradigmamızın da özü de budur. Ve bunu yaratan Önderliğimizdir. Bunun için Önderliğimizin özgürlüğü her şeyi belirler. Mücadelemizin temel gerekçesidir. Bize özgürlük felsefesini öğreten Önderliğimizdir. Erkek geriliğine karşı verdiği mücadele kadar kadın geriliklerine karşı da mücadele yürütmüştür. Dolayısıyla Önderliğimizin özgürlüğü hepimizin özgürlüğüdür. Bu hamle aynı zamanda şunu da kapsıyor, yani özgürlük bilincinin yükseltilmesi ve kadınların daha çok örgütlü bir potada buluşturulmasını da hedefliyor. Kapitalist modernitenin yaratmış olduğu bir gerçeklik var. Bu gerçeklik savaş ve yıkım dışında hiçbir şey getirmedi. Erkek egemenlikli sistemin bu anlamda alternatif olamadığını ve elendiğini söyleyebiliriz. Farklı bir gücün ortaya çıkması gerekiyor ki insanlığa özgürce nefes alabileceği bir yaşam yaratabilsin, yaşama ulaştırabilsin.


- Siz kendinizi insanlığa bir özgürlük nefesi getirebilecek, özgürlüğe ulaştırabilecek bir alternatif olarak görüyor musunuz, bu iddiayı taşıyor musunuz?


Bu noktada iddiamız büyüktür. Yani özgürlüğe gönül vermiş, kendisini adamış her bir kadın arkadaşımızın iddiası çok büyüktür. Binleri, milyonları bulan bir gücüz bugün. O anlamda özgürlük mücadelesi veren kadınlar olarak potansiyelimiz çok yüksektir. Gün gün büyüyen ve genişleyen bir hareketiz. Bu sadece sloganik bir durum da değil. Büyüyen ve genişleyen bu iddiayla birlikte, gelişen, büyüyen bir toplumsal realitemiz de var. Bu realite kendisini örgütlemiş. Kadın hareketi olarak örgütlü kimliğimizle kendimizi var kılıyoruz ve iddiamızı da bu örgütlü kimliğimize dayandırıyoruz. Dolayısıyla güçlü kökleri, temelleri var. Bir direniş ve bu direnişe dayanan bir eylemsel gerçekliğimiz var. Bu eylemin dayandığı her bir hücre bir örgütlülük biçimidir. Dayandığı her bir model bir topluluk bir örgütlülük biçimidir. Örgütlülük demek bilinçlenmek demektir. Demek ki bilinçlenmiş bir kadın gerçeği var. Bilinçlenen, örgütlenen bu kadın topluluğu dünyayı, toplumu özgürleştirecek iddiasını taşıyor. Bunun için her türlü bedeli göze almışız. İdeolojik, siyasi, örgütsel, askeri olarak ne gerekiyorsa buna dayalı örgütlenme, mücadele iddiasını taşıyoruz. Özgürlük mücadelemizle aydınlık bir gelecek yaratacağımıza inanıyoruz. Kadın eksenli, özgür demokratik bir toplumu yaratacağımıza inanıyoruz. Hedefimiz budur.


- Hem Kürt kadınlarına hem de dünya kadınlarına bu hamle kapsamında bir çağrı yapmak isterseniz neler söyleyebilirsiniz?


Hamlemizin sloganı çağrıyı da barındırıyor. Hamlemizin sloganını da baz alınarak bir kez daha başta Kürdistanlı kadınlar olmak üzere tüm Ortadoğu ve dünya kadınları için şunu belirtiyorum; gelin özgürlüğümüz için mücadele edelim ve sokaklara dökülelim. Mücadele ve direnişten başka çıkış yolumuz yok. Direnişe sarılarak özgür bir gelecek yaratabiliriz. Kadının direniş gerçeğinin de dünyayı yaşanılır kılacağına inanıyorum. Çünkü içinde güzellik ve insanlığın bin yıllardır özlemini duyduğu, eşit, özgür yaşam seçeneğini barındırıyor.


(gk/mg)