Türkiye’nin ‘23 Nisan’ çelişkisi!

11:35

Sarya Gözüoğlu-Nurcan Yalçın /JINHA


AMED – Dünya’da sadece Türkiye'de çocuklara ‘armağan’ edilen ‘23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' yarın çeşitli ülkelerden getirilen çocuklarla ‘coşkulu’ bir şekilde kutlanacak.  Türkiye’de katledilen, yaralanan, cezaevine giren, şiddet gören, taciz ve tecavüze uğrayan çocukların sayısının on binleri aştığına dikkat çeken sivil toplum kuruluşları, “Bir yandan çocuklara anlam biçilirken, diğer yandan ise onları katletmek büyük bir çelişkidir” dedi.


Yarın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı… Devlet erkanı çeşitli ülkelerden getirdiği çocuklarla bir 23 Nisan’ı daha kutlayacak. Ancak devletin silahıyla katledilen Enes, Ceylan, Uğur, Berkin, Erkan, Vedat, Cihan, Orhan, Hüseyin, Sultan, Umut, Nujiyan, Mehmet, Mizgin, Emrah, Abdulah, Nazlıcan, Fırat, Nazar ve yüzlerce Kürt çocuğuna yine bayram uğramayacak. Türkiye’de yüzlerce çocuk ise 23 Nisan’ı cezaevlerinde karşılayacak. Türkiye’de katledilen, yaralanan, şiddet gören, taciz ve tecavüze uğrayan çocukların sayısı on binleri aşıyor. Çocuklar yaşadıkları fiziksel şiddetin yanı sıra asimilasyon,  ajanlaştırma, fuhuş ve esrar gibi kötü alışkanlıklara da zorlanıyor. Bölgede Kürt çocukları için böyle bir tablo çizilirken, Türkiye’de ise dünya çocuklarıyla birlikte, "23 Nisan Çocuk Bayramı" kutlanacak. Tüm bu yaşananlar karşısında çocukların yaşam mücadelesi ve hükümetin bu çelişkisini değerlendiren sivil toplum kuruluşları, çocukların maruz kaldığı bu durum karşısında duyarlı adımlar atılması noktasında girişimlerde bulunması gerektiğinin altını çizdi.


Son yılların en acı olayı: Roboski…


Konuya ilişkin konuşan Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Avukat Gazal Bayram Koluman, dünya ülkeleri içerisinde çocuklara özel bir gün atfeden tek ülkenin Türkiye olduğunu belirterek, "23 Nisan bütün dünya ülkelerinden çocukların katılımıyla gerçekleştirilen bir bayramdır.  Ama bize göre büyük bir çelişkidir” ifadelerinde bulundu. Bölgede yıllarca yaşanan savaş ortamına dikkat çeken Gazal, savaş nedeniyle çok ciddi hak ihlallerinin yaşandığını dile getirdi. Son yılların en acı örneklerinden, çoğu çocuk 34 yurttaşın yaşamını yitirdiği Roboski katliamına işaret eden Gazal, "Roboski'de katledilen çocuklar gibi, Medeni Yıldırım, Ceylan Önkol ve daha birçok çocuğun savcılıktaki dosyasında belirtildiği gibi, bütün bunları yapan failler devletin kamu görevlileridir" dedi.


 ‘1990'dan bu yana 580 çocuk katledildi'


Çocukları katleden ve çocuklara bir gün armağan eden tek ülkenin Türkiye olduğuna dikkat çeken İHD Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Gamze Yalçın ise, "Bir yandan çocuklara anlam biçilirken, bir diğer yandan ise onları katletmek büyük bir çelişkidir. Gamze,  çocukların coğrafik alan veya ideolojik yaklaşım ayrımı yapılmaksızın aynı seviyede eşit tutulması gerektiğini dile getirdi. Anayasa'nın 10'uncu maddesince,  herkesin kanun önünde eşit  olması gerektiğini kaydeden Gamze, "Hükümet tarafından,  çocukların sadece Kürt olmasından kaynaklı birçok hak ihlalini 'hak ettiği' yönündeki yaklaşımı gerçekten insan hakları açısından kabul edilemez bir tutumdur. İHD verilerine göre 1990 yılları ve sonrası Türkiye’de 580 üzerinde çocuk yaşamını yitirmiş ve bir o kadar da hak ihlali gerçekleşmiştir" diye konuştu.


‘En büyük mağdurlar çocuklar'


Çocukların öncelikli olarak hükümet tarafından koruma altında olması ve hükümet güvencesinde olması gerektiğini vurgulayan Gamze, "Çocukların geleceği, Birleşmiş Miletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alması gerekiyor" şeklinde ifade etti. Bölgede yaşanan çatışmalı sürecin en büyük mağdurlarının çocukların olduğunu dile getiren Gamze, "Çocukların hak ihlallerinin had safhada yaşandığı bir coğrafyada yaşıyoruz.  Bu nedenle çocuklar arasında hiçbir ayrım yapılmaması yönünde devletin  eksik çalışma yürüttüğünü düşünüyoruz ve çocukların yaşam hakları ihlallerinin önüne geçilmesi eğitim haklarının kendi ana dilerinde tanınması için yasal girişimleri talep ediyoruz" şeklinde konuştu.


'Çocuk hakları hayata geçsin'


Cezaevlerinde yüzlerce Kürt çocuğunun bulunduğunu hatırlatan Gamze, bölgede yaşamını yitiren bu kadar çocuk varken çocukların tekrar farklı yönlerden yapılan yargılanmalarla da ikinci defa mağdur edilmesi ve cezalandırılmasının hukuki bir sorun olduğunu söyledi. Gamze, "Bu yüzden hem çocuk ceza adalet sistemini, hem de çocuk cezaevlerinin AHİM Sözleşmesi standartlarına getirilmesi için farklı çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyoruz. İHD olarak, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan çocuk haklarının Türkiye'de yasalaşması ve tanınması için gerekli yasal girişimlerin yapılmasını talep ediyoruz” vurgusunu yaptı.


Faili bulunamayan katliamlar!


Diyarbakır Eğitim-Sen Şube Sekreteri Sadettin Kaya ise "Kürdistan'da savaş sürdüğü ve Kürt çocuklarına özgür bir ortam yaratılmadığı sürece 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın kutlanması söz konusu olmaz" diyerek, resmi törenlere zorla götürülen Kürt çocukların hiçbir zaman 23 Nisan kutlamalarında duygu bütünlüğünü yakalayamadıklarını ifade etti.  Son dönemlerde savaş ortamlarında veya ortada bırakılan askeri teçhizatların sebebiyet vermesiyle birçok Kürt çocuğunun yaşamını yitirdiğine dikkat çeken Sadettin, "Çocukların yaşadığı mağduriyetler veya bizce faili belli olan ama bir türlü faili bulunamayan durumlardan dolayı yaşanan katliamlar çocukların yaşamlarındaki en büyük tehdittir" dedi. Diyarbakır direnişinin en yoğun olduğu 2006 halk ayaklanmasını hatırlatan Sadettin, olaylarda birçok öğrencinin yaşamını yitirdiğini ve cezaevine kapatıldığını söyledi. Sadettin, "Bunlardan Abdullah Duran’ın anısını yaşatabilmek için her yıl bir öykü yarışması düzenliyoruz.  Lice'de kaybettiğimiz Ceylan Önkol,  Kızıltepe’deki Uğur Kaymaz ve en son ölümden dönen Mehmet Ezer... Bu isimleri çoğaltabiliriz. Bu tablo çocukların can güvenliklerinin olmadığını gösteriyor. Can güvenliğinin olmadığı topraklarda çocuk bayramını kutlamak söz konusu değil" şeklinde konuştu.


‘Çocuk bayramları demokratik ortamlarda kutlanabilir’

23 Nisan'ın bayram tadında kutlanabilmesi için Kürt sorununun barışçıl ve demokratik ortamda çözülmesi gerektiğinin altını çizen Sadettin, "Bunun için tarafların üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekiyor” ifadesine yer verdi. Çocuk bayramlarının  ancak demokratik ortamlarda kutlanabileceğine dikkat çeken Sadettin, "Birçok eğitim emekçisi ve öğrencinin zorunlu bir şekilde bayram kutlamalarına katılıyor. Bu nedenle bayramlarda hiç bir zaman duygu bütünlüğünü yaşanmıyor. Türkiye’de yaşayan bütün halkların bütün emekçilerin duygu bütünlüğüyle kutlayabileceği bir atmosferin oluşturulması için demokrasi şart" ifadesinde bulundu. Sadettin, son olarak "Kaybettiğimiz ve cezaevlerinde olan çocuklarımızı unutmadığımızı dile getirmek istiyoruz. Alternatif bir yaşamın yeniden üretilebilmesi için devletin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi ve duygu barışı oluşturularak sosyal ilişkilerin yeniden kurulması gerektiğini düşünüyoruz" dedi.


(sg-ny/zd/mg)