Tarihi Sülüklü Han'da kolektif emek
08:26
Asiye Tekin-Derya Ceylan/JINHA
AMED - Tarihi medeniyet şehri Diyarbakır'da eşit emek esasıyla çalışma hayatını sürdüren Sülüklü Han Kolektifi'nin Diyarbakır'ın tarihine ışık tutmaya çalıştığını söyleyen kolektif üyelerinden Gülseren Akkum, "Sülüklü Han, sadece bir kafe değil hayallerimizin içinde olduğu, kendimizi ifade edebildiğimiz bir yerdir. Burada her şeyi yeniden yaratarak, Diyarbakır'ın tarihi mozaiğinin perdesini aralıyoruz" dedi.
Hanilioğlu Mahmut Çelebi ve kız kardeşi Atike Hatun tarafından 1683 yılında yapılan tarihi Sülüklü Han 2008 yılından beri on kişilik kolektif olarak yürütülüyor. Kendilerini Sülüklü Han Kolektifi olarak tanımlayan beş kadın ve beş erkek'ten oluşan kolektif, iş gücü alanında kafe ve kitap evi işletmeciliğiyle Diyarbakır'ın tarihine ışık tutuyor. Her gün yüzlerce ziyaretçiyle buluşan Sülüklü Han'ın kentin tarihi açısından önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen kolektif üyelerinden kitap evi sorumlusu Gülseren Akkum, kolektif ekonomiye inandıkları için sülüklü han projesini geliştirdiklerini belirterek, "Kolektif ekonomi bir şekilde yaygınlaşmalı. Sülüklü Han Kolektifi arkadaşlarımızla kurduğumuz çocukluk hayaliydi. 1990'lı yılların başında, çocukluk arkadaşları olarak Diyarbakır'da 'kûçe' adından kitap evi açtık. Fakat öğrenci olduğumuz için bu işi yürütemedik. Fakat şu an oluşturduğumuz kolektifle kûçe'nin devamı olan kitap evimizi açtık" diye konuştu.
Zorluklara karşı kolektif mücadele
Sülüklü Han Kolektifi'nin beş kadın ve beş erkekten oluştuğunu söyleyen Gülseren, kolektifte kadınlara biçilen özel bir rolün olmadığını belirterek, sorunlar karşısında bir araya gelip çözüm ürettiklerini erkeklerin baskın bir gücünün olmadığını belirtti. "Zorluklar karşısında hep beraber mücadele ediyoruz" diyen Gülseren, Diyarbakır kadınlarının evlerinden çıkmayı öğrenip özgür yaşam alanlarına kavuştuğunu dile getirdi. Gülseren,"Diyarbakır kadını, içerden dışarı çıkmayı öğreniyor, sosyalleşmeyi öğreniyor, yaşama katılmayı öğreniyor" ifadesinde bulunarak, asıl amaçlarının kadınların ön plana çıktığı bir kolektif oluşturmak olduğunu kaydetti.
'Saklı kalan kent örtüsünü araladık'
Gülseren, Diyarbakır'ın 1990'lı yıllarda yaşanan savaştan dolayı bir harabeye dönüştüğünü ve artık hayallerin çocukluktaki gibi mistik olmadığını söyledi. Diyarbakır'da derin bir arkeolojisinin yapılması gerektiğini ifade eden Gülseren, Diyarbakır'ın kültür mozaiği olduğunu ifade ederek, kolektif olarak Sülüklü Han restorasyonuyla beraber saklı kalan kent örtüsünü araladıklarını dile getirerek, "Eski Diyarbakır'ı özlüyoruz" dedi. Diyarbakır'ın artık kendi öz geçmişini bulmaya çalıştığını belirten Gülseren, "Sülüklü Han, sadece bir kafe değil hayallerimizin içinde olduğu, kendimizi ifade edebildiğimiz bir yerdir. Burada, her şeyi yeniden yaratıyoruz" dedi.
'Suriçi'nin çehresi değişti'
Suriçi çehresini ve insan tipolojisini değiştiren Sülüklü Han'da esnafın memnun olduğunu söyleyen Gülseren, insanların kapalı düşündüğü bir yer olan Suriçi'ni kadınların rahat hareket ettiği bir sosyal mekana dönüştürdüklerini söyledi. Gülseren, kolektifle birlikte Suriçi'nde hem insanların değiştiği hem de ekonomik olarak suriçini hareketlendirdiğine dikkat çekti.
'Amacımız üretmek'
Handa ayrıca el yapımı kahve ve şarap üretimini yaptıklarını söyleyen Gülseren, Sülüklü Han'dan gelen gelirle bir ev aldıklarını ve onu restore ederek sanat atölyesine dönüştürdüklerini kaydetti. Restorasyonu süren sanat galerisinin kar amacı gütmediğini tamamıyla kültür ve sanat etkiliklerinin olduğu atölyeler şeklinde örgütleneceğini ifade eden Gülseren, kolektif olarak sanat alanında küçük bir rol üstlendiklerinin altını çizdi.
(at/dc/zd/mg)

