'Çocukların Türkiye karnesi iç açıcı değil'
09:57
JINHA
AMED - 23 Nisan Çocuk Bayramı'na ilişkin yazılı açıklamada bulunan BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı İnsan Hakları ve Hukuk Komisyonu Başkanı Meral Danış Beştaş, "Türkiye’nin yakın geçmiş çocuk hakları karnesi hiç de iç açıcı değildir" diyerek, derhal Türkiye Cumhuriyeti Anayasa ve yasaları Çocuk Hakları Sözleşmesiyle uyumlu hale getirmesi gerektiğini vurguladı.
Dünya’da sadece Türkiye'de çocuklara ‘armağan’ edilen ‘23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' çeşitli ülkelerden getirilen çocuklarla ‘coşkulu’ bir şekilde başladı. BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı İnsan Hakları ve Hukuk Komisyonu Başkanı Meral Danış Beştaş, "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" nedeniyle BDP adına yazılı açıklamada bulundu. Meral açıklamada, "Toplumun geleceği, kültür ve medeniyetlerin taşıyıcıları olarak çocuklar Türkiye'de 23 Nisan'da sembolik olarak oturdukları yönetici koltuğundan kalkıp nasıl bir topluma karışıyorlar? Bu soruya Türkiye açısından olumlu yanıt vermek imkansız" dedi.
İşkence, istismar, hak ihlalaleri...
"Türkiye’nin yakın geçmiş çocuk hakları karnesi hiç de iç açıcı değildir" diyen Meral, 1990-2003 yılları arasında 544 patlamasında 284 çocuğun yaşamını yitirdiğini ve 253 çocuk yaralandığını hatırlattı. 2003 yılında, işkence gördüğü tespit edilen 779 kişiden 96’sının çocuk olduğunun altını çizen Meral, şiddet içeren 109 bin olayda 10 bin 383 çocuğun fiziki ve manevi zarar gördüğünü vurguladı. Meral, "Aile içinde yaşanan 5142 şiddet olayında 424 çocuk şiddete maruz kalarak yaralandı. Polis tarafından haklarında işlem yapılan çocuk sayısı 83 bin 249 olarak tespit edildi ve yine aynı yıl 57 bin 587 çocuğun bağımlılık içeren madde kullandığı tespit edildi. 640 bin kız çocuğu okula gönderilmeyerek eğitim hakkından mahrum bırakıldı" diye belirtti.
'Çocuk katliamları devam ediyor'
Günümüzde Uluslararası toplumda hukuk ve demokrasi fikri temelinde gelişen ve yaygınlaşan çocuk haklarının, Türkiye'de hukuk düzleminde kurumsallaşmak yerine ihlaller ile gündeme gelmeye devam ettiğini söyleyen Meral çocuk hak ihlallerini şöyle sıraladı:
"2012 yılında çocuk ölümleri:
- 2012 yılında devlet vatandaşlarına yönelik koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği için
- Toplumsal olaylar sırasında: 3
- Kara mayını ve askeri mühimmat nedeniyle: 4
- Silahlı çatışmalarda esnasında: 4
- Yargısız infaz nedeniyle: 1
- Kamu görevlilerinin ihmali sebebiyle: 34 çocuk yaşamını yitirdi.
Devlet önlem almadığı için ortaya çıkan yaşam hakkı ihlalleri:
- Aile İçi Şiddet, Akran Şiddeti, Çocuk Cinayetleri olmak üzere toplam 48 çocuk öldü.
- Bireysel Silahlanma Sonucu Yaşam Hakkı İhlalleri neticesinde 30 çocuk öldü.
- İhmal Sonucu Yaşam Hakkı İhlalleri neticesinde toplam 361 çocuk öldü.
- İş Yeri Ölümleri ise 38 olarak gerçekleşti tam 38 çocuk işçi öldü. Doğal afetler ve yabancı çocuk ölümleri de eklenince Devlet 2012 yılında 609 çocuğun ölmesinden doğrudan veya dolaylı olarak sorumlu oldu.
- Pozantı, Antalya ve Mersin çocuk cezaevlerinde çocuklar tecavüze uğradı ve yetkililer bu utanç verici ihmali örtbas etmeye çalıştı. İhmalin ve insanlık dışı fiillerin sorumluları bulun(a)madı, yargılanmadı.
- 2013 yılında kamu otoritesinin doğrudan sorumlu olduğu hak ihlalleri sonucu 633 çocuk yaşamını yitirdi. "
'İşte devletin öldürdüğü çocuklar'
2012 yılında AİHM, Çosalev v. ve Kayak v kararları ile Türkiye’yi AİHS 2. (yaşama hakkı) maddesini ihlalden iki kez mahkum ettiğini söyleyen Meral, toplumsal olaylarda ve kamu personellerince katledilen çocuk portrelerini ise şöyle sıraladı:
"Mahsun Mızrak (14)
Diyarbakır'da 28 Mart 2006'da yaşanan olaylar sırasında başına isabet eden gaz fişeği sonucunda yaşamını yitiren 14 yaşındaki Mahsun Mızrak'ın ölümüyle ilgili davada, Mızrak'ın kafatasından çıkarılan bombaatar fişeğinin 'adli emanette' değiştirilerek yerine av tüfeği fişeği konulduğu tespit edildi.
Ceylan Önkol (14)
14 yaşındaki Ceylan Önkol 28 Eylül 2009'da Diyarbakır Lice'nin Şenlik köyünde koyun otlatırken meydana gelen patlamada hayatını kaybetmişti. Önkol'un cenazesi altı saat boyunca olay yerinde bırakıldı, savcı 'can güvenliği' gerekçesiyle olay yerine üç gün sonra gitmişti. Ceylan Önkol'un ölümüyle ilgili raporlar Jandarma Komutanlığı ve Emniyet tarafından hazırlandı, patlayıcıya tahra (eğri budama bıçağı) ile vurduğu iddia edildi. Fail yada failler bulun(a)madı.
Uğur Kaymaz (12)
Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz, 21 Kasım 2004’te Mardin Kızıltepe’deki evlerinin önünde açılan ateş sonucu hayatını kaybetmişti. 12 yaşındaki Uğur’a 13 kurşun, babası Ahmet Kaymaz’a ise 8 kurşun isabet etmişti. Failleri meşru müdafaadan beraat ettiler.
Çağdaş Gemik ( 17)
Antalya'da polisin dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle polis memuru Mehmet Ergin tarafından 27 Ekim 2008'de boynundan vurularak öldürülen 17 yaşındaki Çağdaş Gemik'le ilgili görülen davanın 4 Aralık 2012 tarihinde görülen duruşmasında polis Ergin tahliye oldu.
Berkin Elvan (14)
Gezi Direnişi sırasında, Okmeydanı'ndaki evinden ekmek almaya giderken başına isabet eden biber gazı kapsülü ile yaralanan ve 269 gün komada kaldıktan sonra 11 Mart 2014'te hayatını kaybeden 14 yaşındaki Berkin Elvan kamu gücü kullanan polis tarafından öldürülmesine rağmen olayla ilgili olarak herhangi bir sorumlu/fail henüz tespit edilememiştir."
Tüm bu yaşananların önünün kesilmesi için hükümetin derhal devreye girmesi gerektiğini belirten Meral, hükümetin yapması gerekenleri ise şöyle sıraladı:
"- Çocukların kişisel gelişimi için yükümlülüklerini yerine getirmeyen devlet kurumları ve yetkililer kanunlarla sorun yaşayan çocukları cezalandırma yaklaşımına son vermeli. Çocuklar bakımından tutuklama son seçenek olmalıdır.
-Türkiye Cumhuriyeti Anayasa ve yasaları Çocuk Hakları Sözleşmesiyle uyumlu hale getirmelidir.
-Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin bireysel başvuru hakkı ile ilgili ek protokolü onaylanmalıdır.
- Çocuğa yönelik şiddet ve çocuk intiharlarına ilişkin önleyici mekanizmalar oluşturulmalıdır.
-TÜİK istatistiklerinde çocuklar görünür kılınmalıdır. İstatistikler 0–18 yaş grubuna ilişkin verilerin net olarak görülebileceği yöntemler ve yaş aralıkları bazında toplanmalıdır.
- Devletin Çocuk Hakları Sözleşmesi’ndeki çekinceleri kaldırması, anadilde eğitim başta olmak üzere, çocukların toplumsal süreçlere katılımlarının önündeki engellerin kaldırılması için gerekli düzenlemeleri yapması gerekmektedir.
- Özellikle sınır bölgeleri dışında kalan alanlardaki kara mayınları temizlenmeli; temizleme sürecinde gerekli işaretlemeler ve mayın risk eğitimleri yapılmalıdır. İşaretleme ve eğitimler risk gruplarının anadillerinde yapılmalıdır.
- Çocukların cinsel istismarı vakalarında failleri cezalandırmayı engelleyen ‘rızası ile‘ veya ‘çocuğun ruh sağlının bozulma’ şartlarına bakılmasına son verilmelidir.”
(zd)

