'HES'lerin amacı tarihi miraslarını korumasız bırakmak'
08:24
Sarya GÖZÜOĞLU - Bêrîtan ELYAKUT / JINHA
AMED - Dicle nehri üzerine yapımı planlanan 3'üncü HES için elektrik üretimini amaçlamadığını dile getiren Dicle Üniversitesi Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sabri Akdoğan, "Dicle nehri, HES ve baraj yapımı için uygun koşullara sahip değil. Ben bu girişimleri UNESCO sürecini engellemek olarak değerlendiriyorum" dedi.
Diyarbakır'da yapımı süren Kulp ve Silvan Hidroelektrik Santralleri (HES) inşaatlarına tepkiler sürerken, Çevre Şehircilik Bakanlığı ile Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, sessiz sedasız Diyarbakır'ın içinden geçen Dicle Nehri üzerine 3'üncü yeni HES inşaatı için de düğmeye bastı. Kent merkezine 3 ile 30 kilometre arasındaki uzaklıkta bulunan mahalle ve köyler arasına inşa edilecek 3'üncü HES projesi, Diyarbakır'ın tarihi mirası olan Dicle Nehri, Hevsel Bahçeleri ve Surları UNESCO korumasına girme aşamasında iken başladı. Diyarbakır'ın tarihi mirası, dünya mirası olarak kabul edilecekken HES projelerinin ortaya atılması akıllarda soru işareti bıraktı. Adeta UNESCO projesini sabote eden bu çalışmalar, başta Diyarbakırlılar olmak üzere tüm girişimciler, çevre örgütleri ve STK'ların tepkisini çekti. Konuya ilişkin konuşan Dicle Üniversitesi Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sabri Akdoğan, HES projelerinin ancak elektrik üretimi ihtiyacı doğrultusunda yapılabileceğini ve özel sektörlerin bu projeden kar gütmeyi amaçladıklarını dile getirdi.
'Dicle vadisi HES için müsait değildir'
Elektrik üretiminden kar etmek için bir takım şartlar gerektiğini dile getiren Sabri, "Ortamın yada kaynağın rantabl (verimli) olması gerekiyor. Ya debi ile su düşürülerek yüksek bir kottan enerji elde edilir ya da suyun önü kapatılarak bent yapılarak enerji elde edilir. Her iki duruma da Dicle vadisi HES yapımı için müsait değildir" ifadelerinde bulundu. Barajın yapılabileceği yüksek bir yamacın, su düşürmek için uygun bir topografyanın olmadığını sözlerine ekleyen Sabri, Dicle nehrinde baraj yapılması halinde kolu yüksek olmayan bir gölet oluşacağını ve bunun da kısa sürede kum, kil gibi alüvyal malzemeyle dolması nedeniyle uzun ömürlü olamayacağını dile getirdi.
'HES'ler UNESCO sürecini engellemeyi amaçlıyor'
Dicle nehri gibi yerlere ÇED raporunun verilmemesi gerektiğine dikkat çeken Sabri, enerji üretimi ve HES'lerin çevre etki değerlendirme raporu olmadan yapılamayacağına ve Dicle'de de uygun koşulların olmadığına işaret etti. Ayrıca HES projesinin akıllara Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Diyarbakır Valiliği'nin ortaklaşa yürüttüğü UNESCO sürecini getirdiğini kaydeden Sabri, HES yapımının bu süreci engellemeyi amaçladığına vurgu yaptı. UNESCO'ya hem kültürel, hem tarihi miras olarak, hem de doğal peyzaj olarak başvuru yapıldığını söyleyen Sabri, "Dolayısıyla UNESCO dosyasının bir ayağını doğal ortam ve özellikle Dicle vadisindeki ekonomik ortam oluşturuyor. Ben bu gelişimleri UNESCO sürecini engellemek olarak değerlendiriyorum" sözlerine yer verdi.
'Elektrik elde etme adına bölgenin tarihi yok ediliyor'
Diyarbakır'ın coğrafik özelliklerinin HES yapımı için uygun koşulları barındırmadığını kaydeden Sabri, "HES yapımının getirileri yoktur. Bölge tamamen barajlarla kaplandı. 5-10 yıl enerji ve elektrik elde etme adına bölgenin tarihi yok ediliyor. Çünkü Dicle'nin yatağında eski yaşam izleri, kalıntılar var. Bismil çevresinde olduğu gibi onlarca hatta yüzlerce höyük var Neolitik döneme uzanan. HES, su varlığımızı tehdit ediyor. Dicle vadisinde bir takım endemik bitki ve hayvan türleri var. Örneğin Fırat kaplumbağası dediğimiz tür, sadece Bismil-Diyarbakır arasında yaşamını sürdürüyor. Dünyada benzer bir tür daha yok" ifadelerinde bulundu.
'UNESCO süreci Diyarbakır için bir şans'
UNESCO sürecinin Diyarbakır için bir şans olduğunu dile getiren Sabri, "Diyarbakır için şu an verilmiş olan dosya, Hevsel bahçesi ile birlikte Diyarbakır surlarının UNESCO dünya miras listesine girebilmesi için bir şanstır. Bu şansı bu tür girişimlerle baltalamamak gerekiyor. Çünkü UNESCO'ya başvurmak demek 'Ben bunu ömür boyu korumaya söz veriyorum' demektir. Adeta kendi bindiğimiz dalı kesiyoruz" dedi.
(sg-be/gk)

