'Emniyetin kadına yönelik çalışmaları göz boyama taktiğidir'
09:54
Tekoşin Tekin - Özlem Akın/JINHA
ADANA - Emniyet Genel Müdürlüğü, şiddet mağduru kadınlara panik butonu takılarak yapılan çalışmadan verim alamayınca şiddet uygulayan erkeğin elektronik kelepçeyle takip edilmesine ilişkin çalışma başlattı. Emniyetin yaptığı çalışmaların göz boyama olduğuna dikkat çeken Avukat Sevil Aracı Bek, "Kadının güvenliği için yapılan yeni düzenlemelerin daha çok göz boyama taktiğidir ve bir reklam malzemesi gibi kamuoyuna yansıtılmak isteniyor" dedi.
Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerini önlemek adına şimdiye kadar Hükümetin yeterli çalışma yürütmediği, her gün medyaya yansıyan haberlerle net bir şekilde görülmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Dairesi Başkanlığı, şiddet mağduru kadınları korumak için, şiddet mağduru kadına panik butonu uygulamasından yeterli verim alamayınca, erkeğin elektronik kelepçeyle ile takip edilmesine ilişkin çalışma başlattı. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün elektronik kelepçe kararına ilişkin konuşan Avukat Sevil Aracı Bek, kadın ve bir hukukçu olarak bu çalışmayı samimi bulmadıklarını ve elektronik kelepçe uygulamasının erkek şiddetini bitirmesi ve kadına yönelik şiddetin son bulması için yeterli bir çözüm olmadığını vurguladı. Adana Kadın Platformu Üyesi Filiz Çömez ise Elektronik kelepçenin kadını şiddet mağduru kimliğinden çıkarmaya yeterli olmadığını söyledi.
'Yetkili makamlar üzerine düşen görevleri yerine getirmiyor'
Avukat Sevil, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerini önleme konusunda devletin ve yetkili makamların üzerlerine düşen görevleri yerine getirmediklerine dikkat çekerek, son dönemde çok sayıda kadın hakkında koruma kararı verilmesine rağmen hala kadına yönelik şiddet ve kadın cinayeti oranının yüksek olduğuna işaret etti. Sevil, "Koruma kararı verilmesi noktasında fazla sıkıntı yaşanmazken, bu kararların uygulanması ve kadınların korunabilmesi konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Koruma kararlarının uygulanması sırasında, kadınlara güvenlik görevlisi verilmesi talepleri neredeyse tamamen reddediliyor" şeklinde konuştu.
'Kadının yaşamını normal sürdürmesinin koşulları yaratılmalı'
Sevil, kadının güvenliği için yapılan yeni düzenlemelerin daha çok göz boyama taktiği olduğunu ve bir reklam malzemesi gibi kamuoyuna sunulduğuna dikkat çekti. "Panik butonu göz boyama şeklinde kamuoyuna servis edildi ve tartışıldı" diyen Sevil, "İlk bakışta yararlı bir yöntem gibi bir izlenim yaratsa da, çok da kullanışlı olmadığı pratikte görülüyor. Çünkü kadının tehlikeyi fark edip haber vermesi ile polisin olay yerine varması arasında mutlaka bir zaman farkı olacaktır" ifadelerine yer verdi. Sevil, bu yöntemlerin kadını sürekli stres altında ve tetikte tutan bir yöntem olduğunu söyleyerek, "Esasen kadının normal yaşantısını sürdürebilir olmasının koşullarını yaratmaya çalışmak gerekir. Bu anlamda şiddet uygulama ihtimali olan erkeğe bir sınırlama ya da yaptırım uygulanması daha hakkaniyete uygun ve makul bir çözümdür. Elektronik kelepçe uygulamasının bu yönleri ile daha yararlı olacağını düşünüyorum. Tabi bunun pratikte nasıl işleyeceğini, uygulamaya nasıl konulacağını da izlemek ve buna göre bir değerlendirme yapmak daha doğru olur" açıklamasında bulundu.
'Elektronik kelepçe erkek şiddetinin bitireceği anlamına gelmiyor'
Adana Kadın Platformu Üyesi Psikolog Filiz Çömez ise, elektronik kelepçe uygulamasının erkek şiddetini bitirmesi ya da kadına yönelik şiddete dönük kesin çözümler sağlamasını beklemediklerini söyledi. Filiz, "Elektronik kelepçe, kadını şiddet mağduru kimliğinden çıkarma konusunda yeterli değildir. İnsan hakları ve psikolojik çerçeveden baktığımızda elektronik kelepçe uygulamasının beden algısını ve mahremiyetini ihlal ettiği yönünde görüş de açığa çıkmakla beraber, kadın bedeni ve kadının yaşam hakkı temelinde de değerlendirme yapmak gerekmektedir" şeklinde konuştu. Ayrıca uygulamanın sadece eşinden şiddet görmüş kadınlara dönük olarak görüldüğüne işaret eden Filiz, "Şiddet olayını eşle sınırlandıran, kadının aile ve toplumsal çevresinden gördüğü şiddeti görünmez kılan bu tutum, şiddeti bitiremeyeceği gibi, kadının içinde bulunduğu güvensiz ve mağduriyet içeren psikolojik durumu da görünmez hale getirebilir" sözlerine dikkat çekti.
'Kadınlar yakınlarındaki erkekler tarafından şiddet görüyor'
Filiz, kadına yönelik şiddet konusunda sorumluluğun erkeğe yüklenmesini olumlu bir adım olarak gördüğüne değinerek, "Erkek egemen yapının kadınlar üzerinde 'doğal' olarak sağladığı hiyerarşik tahakküm mekanizması ortadan kaldırılmadan, kadın cinayetleri ve şiddet olayları ile travmatize olmuş kadınların hayatları güvence altına alınmadan erkek şiddeti son bulmayacaktır" dedi. Türkiye'de her gün onlarca kadının en yakınlarında bulunan erkekler tarafından şiddete maruz kaldığını belirten Filiz, yaşanan şiddet olaylarından dolayı başta yaşam tehlikelerinin oluştuğunu, sonrasında ise sosyal ve psikolojik ağırlıkta birçok sorunla karşı karşıya kalındığını belirtti. Filiz, "Hem psikiyatri servislerine hem de danışma merkezlerine başvuran kadınlara baktığımızda, ya eşleri ya babaları ya da akraba çevrelerinden herhangi biri tarafından psikolojik ya da fiziksel şiddete uğramaktadırlar" şeklinde konuştu.
'Şiddetin olduğu yerde kadınlar psikolojik zorlanma yaşıyor'
Filiz, kadına yönelik şiddetin sistematik yaşandığı ortamda kadınların psikolojik ve sosyal olarak olumlu bir süreç yaşamalarının da giderek zorlaştığını vurguladı. Filiz, "Kadınların hem psikolojik olarak hem de sosyal olarak kendilerini ifade etmeleri, güven içinde yaşamaları, evlilik kurumu dışında kendilerini birey olarak, kadın olarak var edebilmeleri için, eşit haklar temelinde yaşadıklarını hissetmeleri ve bu hissin de yasalarla güvence altına alınması gerekmektedir. Ruh sağlığı çalışanları olarak biliyoruz ki, psikolojik iyi olma hali sistemin etkilerinden ve toplumsal dinamiklerden bağımsız değildir" diye konuştu.
(tt-öa/gk)

