Berrin Sönmez: Eşitliğin ilk anayasasını belirleyen İslam’dır

13:06

JINHA


AMED –Diyarbakır’da çok sayıda kadın akademisyenin katılımıyla başlayan Demokratik İslam Kongresi Kadın Çalıştayı’nda konuşan Başkent Kadın Platformu Sözcüsü ve Akademisyen Berrin Sönmez, ilk eşitlik anayasasının Medine Vesikası olduğunu belirterek, “Medine Vesikası, yöneten ve yönetilen arasındaki adil yaklaşımın gerçekleşmesi için belirlenmişti. Şu an Rojava’daki gerçekleşen demokratik özerk yapılanma da bunu esas alıyor. Bu yaklaşım halkçı bir yaklaşımdır” dedi.


Diyarbakır'da 10-11 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Demokratik İslam Kongresi öncesi düzenlenen Kadın Çalıştayı birinci oturum ile devam ediyor. Ceren Kadın Derneği’nde devam eden Kadın Çalıştayı’na çok sayıda kadının yanısıra,  Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak, BDP Kadın Meclisi, DTK Kadın Meclisi, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, üniversite öğrencileri, akademisyen ve İslam aktivistleri katlım gösterdi. Moderatörlüğünü Başörtü Mücadelesi aktivistlerinden Nurcihan Rençber’in yaptığı birinci oturumda Yazar Sabiha Ünlü, “Kadın Bakışında Medine Sözleşmesi”, Başkent Kadın Platformu Sözcüsü ve Akademisyen Berrin Sönmez ise “Farklı İnançlar ve Halklar” konulu sunum gerçekleştirdi.  İslam’ın doğuş döneminde dünyanın karanlık bir çağ yaşadığını söyleyen Sabiha, “İslam’ın ilk Arap toplumuna gelmesi, diğer halkların aydınlık bir çağda olduğunu göstermez. Aynı dönemde Bizans ve Sasaniler gibi diğer birçok halklar, karanlık çağlarını yaşıyordu” dedi.


‘Eşitliği esas alan İslam’a engeller çıktı’


İslam’dan önce dünyanın karanlık çağ yaşadığını ve kral ve kabile reisleri tarafından halk yönetimine ilişkin keyfi bir anlayışın söz konusu olduğunu dile getiren Sabiha, “Hz. Muhammed’in peygamberliğiyle beraber yeni bir anlayış söz konusu oldu. İyiyi ve adaleti esas alan Muhammed’in yaydığı İslam dinine kabile reisleri ve krallar engel olmaya çalıştı. Ve bu durumda İslam çok ağır koşullar altında ilerledi” diye belirtti. İslam’ın ilk olarak Mekke’de doğduğunu hatırlatan Sabiha, Mekke’nin zor koşullarından dolayı Hz. Muhammed döneminde ilk hicretin Medine’ye gerçekleştirildiğini söyledi.


‘İslamiyet ırk ve din ayrımı gözetmedi’


Medine’nin Yahudi, Hristiyan ve Müslümanlık gibi birçok dine mensup halklara ev sahipliği yaptığını ifade eden Sabiha, “Medine’de İslam’ın yaygınlaşmasıyla beraber, halklar arasında yaşanan husumet de son buldu” diye konuştu. Hz. Muhammed döneminde dünyada ilk eşitlik anayasası olan Medine Vesikası’nın hazırlandığına dikkat çeken Sabiha, “Medine Vesikası, dünyada ilk örnektir. Medine Vesikası ile birlikte ırk ve din gözetmeksizin halklara adil bir şekilde yaklaşmayı esas alır.  47 maddeden oluşan Medine Vesikası ile birlikte ilk olarak adaletin kişinin yaklaşımına bırakılmadan belirli bir kurum çerçevesinde gerçekleşmesi sağlanmıştır. Bununla beraber, ilk olarak halk belirli bir kurum çerçevesinde adaleti aramaya başladı” şeklinde konuştu.


‘Dünyanın ilk eşitlik sözleşmesini Müslümanlar hayata geçirdi’


Sabiha’nın ardından “Farklı İnanç ve Halklar” adlı sunumunu gerçekleştiren Başkent Kadın Platformu Sözcüsü ve Akademisyen Berrin Sönmez, Hz. Muhammed’in belirlediği hukuk anlayışının Hz. Muhammed’in ölümünün ardından sahabelerin keyfi yaklaşımına mahkum kaldığının altını çizdi. Berrin, “Hz. Muhammed’in ardından bu güzel anayasa ne yazık ki doğru bir şekilde sürdürülemedi. İlk eşitlik anayasası Magna Carta diye bilinse de asıl ilk eşitlik anayasası Medine Vesikası’dır. İslam her zaman ırk gözetmeksizin mazlumun yanında olmayı emreder ve İslam alimlerinin yapması gereken en önemli yaklaşım mazlumdan yana olmasıdır” diye belirtti. Medine Vesikası ile dünyayı hayretler içinde bırakan Kureyş Kabilesi’nin cehaletten çıkarak medeniyet toplumuna geçmesini sağladığına işaret eden Berrin, “Medine Vesikası ilk olarak İslam alimlerinden İbn-i Haldun kaleme aldı ve onun yazdığı bu yazılar, daha sonra Alman oryantalistler tarafından kitaplaştırıldı” dedi.


‘Kadınlar demokratik süreç içinde yer almalı’


İslam ilminin Müslümanların yitik malı olduğunu söyleyen Berrin, “Eşitlik olmadan demokrasi olmaz. İslam’ın ön gördüğü en temel konulardan biri de halklar arasındaki eşitliktir. Magna Carta, kral ve soylular arasındaki hukuku belirlerken, Medine Vesikası, yöneten ve yönetilen arasındaki adil yaklaşımın gerçekleşmesi için belirlenmişti. Şu an Rojava’daki gerçekleşen demokratik özerk yapılanma da bunu esas alıyor. Bu yaklaşım halkçı bir yaklaşımdır. Demokratik bir yaşam için kadınların süreç içinde yer alması şarttır. Biz Müslümanların yapması gereken en önemli yaklaşımlardan biri de, demokratik halk anlayışını esas alarak, süreç içinde yer almasıdır” diye konuştu.


Oturum soru cevap şeklinde devam ediyor.


(ekip/mg)