‘Katliamlar mücadele anlayışını kırmaya dönüktür’

14:39

JINHA


AMED –Demokratik İslam Kongresi Kadın Çalıştayı’nda konuşan Sosyolog Seher Akçınar, “Günümüzde kadının savaşmayı bilmediği gibi bir algı söz konusu.  Oysa kadının tercihi savaşmak değildi.  Rojava’da şu an kadınlar demokrasi için savaşıyor ve kadın devrimini gerçekleştiriyor. Bu kadının savaşma özelliğini ortaya koyuyor. Paris’te üç Kürt siyasetçi kadın Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez bu nedenle katledildi.  Aynı zamanda Mısır’da Esma örneği de aynı mücadeleyi gösteriyor. Bunu çok iyi bilen sistem kadını bu yüzden katlediyor” dedi.


Ekin Ceren Kadın Derneği’nde devam eden Demokratik İslam Kongresi Kadın Çalıştayı ikinci oturum ile devam ediyor. Moderatörlüğünü İlahiyat Fakültesi üniversite öğrencisi Şule Şahin’in yaptığı oturumda Sosyolog Seher Akçınar,  “Kadın Bakışıyla İslam’da Savaş ve Barış”, MAZLUM-DER Diyarbakır Şubesi üyesi ve akademisyen Fatma Bostan Ünsal ise, “İslam’da Kadının Yönetime Katılım Düzeyi” adlı sunumlarını gerçekleştirdi.  “Kadın Bakışıyla İslam’da Savaş ve Barış” sunumunu yapan Sosyolog Seher Akçınar, mavaşta en önemli hassasiyetin, sivillere yönelik fiili müdahalenin yapılmaması olduğunu belirterek, “Savaşta esirlere işkence yapmak gibi bir anlayış söz konusu değildir. Fakat günümüzde hiçbir halk bu ilkeye bağlı kalmıyor ve savaş sırasında sivil halkı katlediyor. Bu yaklaşım kabul edilemez” diye belirtti. Seher, Hakkari Çukurca’da 24 PKK’linin kimyasal madde ile katledilmesi olayını hatırlatarak, ”Peygamberimiz katliamı kesinlikle reddetmiştir. Zaten İslam’da savaş alternatifin olmadığı durumlarda gerçekleşmesi mümkün olan kısa vadeli kararlar doğrultusunda gerçekleşmiştir. İslam anlayışında savaşmak aslında yasaktır” ifadesinde bulundu.


‘Savaşlarda kadınlar meta olarak görülür’


Savaşlarda kadınların meta olarak görüldüğünün altını çizen Seher, “Savaş sırasında en çok acıyı çeken kadınlardır. Kadınlar tecavüze uğrar ve erkelerin ortak ‘mal’ı olarak görülür. Aynı zamanda kadın katliamlarının yanı sıra baskıcı güçler kadınlarla beraber doğayı da katleder. Bu büyük bir suçtur ve hiçbir din anlayışında kabul edilemez bir durumdur” diye konuştu. “Peygamberimiz kadına tecavüz eden bir Yahudi’yi kendi elleriyle öldürmüştür” diyen Seher, bu yaklaşımla beraber nefsimüdafaa’nın bu şekilde yasal olmasının yolunun açıldığını söyledi. Seher, “İslam tarihinde savaşta kahramanlık örneği gösteren birçok kadın portresine rastlamak mümkündür. Mekke’den Medine’ye göç sırasında kadınlar çok zorluk çekmişlerdir. Bunun yanı sıra Ümmü Gülsüm, hicret zamanında tek başına kalarak yolculuğunu yalnız gerçekleştirmiştir. Bu nedenle İslam dininde kadının çok özel bir yeri var” dedi.


‘Rojava’da adınlar mücadele örneği sergiliyor’


Günümüz eril zihniyetinin kadının mücadelede öncü rol alması konusunda yanlış algılara sahip olduğunu dile getiren Seher, “Kadına karşı yanlış algılar hala devam ediyor. Kadının savaşmayı bilmediği gibi bir algı söz konusu.  Oysa kadın,  savaşı seçmez.  Rojava’da şu an kadınlar demokrasi için savaşıyor ve kadın devrimini gerçekleştiriyor. Bu kadını savaşma özelliğini ortaya koyuyor. Paris’te üç Kürt siyasetçi kadın Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez bu nedenle katledildi.  Bu katliam, kadının mücadele anlayışını kırmaya dönüktü. Aynı zamanda Mısır’da Esma örneği ve Kürt destanı Devrêşê Evdî’de geçen kadının toprağını koruması da kadının mücadele örneği karımıza çıkıyor. Bunu çok iyi bilen sistem kadını bu yüzden katlediyor” şeklinde konuştu.


‘Yücel Barakazi İslam’a uymayan açıklamalarda bulundu’


Seher’in ardından, “İslam’da Kadının Yönetime Katılım Düzeyi” adlı sunumunu gerçekleştiren Diyarbakır MAZLUM-DER üyesi ve akademisyen Fatma Bostan Ünsal ise, İslam dininin köleliği bastıran bir din olduğunun altını çizdi. Fatma, 30 Mart yerel seçimlerinde Bingöl Belediye Başkanı Yücel Barakazi’nin “Kadının belediyelerde yer alması dinen caiz değildir” söylemlerini hatırlatarak, “Böylesi bir açıklama İslam dinine aykırıdır. Bu durum İslam çerçevesi açısından anlamsızdır. Kadınlar, daha İslamiyet’in ilk başlarında bile Medine Vesikası’nda görüldüğü gibi yönetimde aktif yer almış ve kadın haklarının altı çizilmiştir. İslam dininde halkın kamusal alanı olan camilere kadınların girmesi de bu örneği doğrulayacak niteliktedir” ifadesinde bulundu.


Konuşmaların ardından ikinci oturum soru cevap şeklide ilerliyor. 


(ekip/mg)