Kadın Çalıştayı sonuç bildirgesi açıklandı

20:16

JINHA


AMED - Demokratik İslam Kongresi öncesi düzenlenen kadın çalıştayı yayınlanan sonuç bildirgesi ile sona erdi. Sonuç bildirgesinde kadınlar, savaşlarla beraber baskıcı güçlerin yarattığı ekolojik tahribatlara, kadın bedeninin metalaştırılmasına ve mazlumların ezilmesine karşı ortak mücadele ağı oluşturması kararını aldı.


Diyarbakır'da 10-11 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Demokratik İslam Kongresi öncesi düzenlenen kadın çalıştayı yayınlanan sonuç bildirgesi ile sona erdi. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın önerisiyle çalışmaları başlatılan ve 7 ay boyunca hazırlığı devam eden kongrenin kadın çalıştayı Ceren Kadın Derneği’nde 54 kadının katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştayda kadınlar, Medine Sözleşmesi başta olmak üzere savaş ve barış, ezen ve ezilen İlişkisi, farklı inanç ve halklar, İslam’da kadının yönetime katılımı, Peygamber döneminde kadın, ekoloji, İslam’ın özü ve Ortadoğu'da yaşananlar konularını tartıştı. Gün boyu kadınların yoğun katılımıyla gerçekleşen Kadın Çalıştayı’nın sonuç bildirgesini okuyan Hazro Belediye Eş Başkanı Güler Özavcı Doğu, “Kadınlar olarak eril zihniyetler ve iktidarlar tarafından kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz, cinsel istismar ve her türlü kadın karşıtı egemen yaklaşımlara karşı mücadele yürüteceğiz” dedi.


Demokratik İslam Kongresi Kadın Çalıştayı’nın sonuç bildirgesi şöyle:


“- Medine Vesikası'nın ortaya çıktığı dönemdeki toplumunun sorunları ile günümüz toplumlarının karşılaştığı sorunlar arasında paralellik vardır. Ve bu vesikanın özelde Kürdistan, genelde Ortadoğu ve Dünya’daki sorunların çözümünde referans alınabileceği kanaatine vardık. Bilhassa farklı etnik ve dinsel yapıların bir arada eşit, adil, çok dilli, çok hukuklu çok inançlı ve özgür bir şekilde yaşamasının önündeki engellerin kaldırılması için vazgeçilmez bir referanstır. Bu bağlamda kadınların öncülüğünde gerçekleştirilen Rojava devriminin ve ardından oluşturulan halkların, kültürlerin ve inançların bir arada yaşam modeli ümit vericidir.


- Ezen ezilen ilişkisi bağlamında Kürt ve Kürdistan sorununun çözümsüzlüğünde rol oynayan her türlü iktidar kültürü ile yoğrulmuş ve islamı aslından uzak yorumlarla araçsallaştıran anlayışların tamamına karşı olunduğu belirtilmiştir. Toplumun yarısını oluşturan ve diğer yarısını da doğuran kadınların sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik alanlardan uzaklaştırılmaları, diğer tüm etnik ve dinsel yapıların farklılıkların yok sayılması sonucunu doğurmuştur. Dolayısıyla kadının topluma eşit düzeyde katılımının tüm toplumsal sorunların çözümü için vazgeçilmez olduğu vurgulanmıştır. Kadın Çalıştayı olarak BDP tarafından gerçekleşen eş başkanlık sistemini benimsiyor ve destekliyoruz. Kadınların yönetici olamayacağına ilişkin anlayışın aksine, Kuran ve hadislerde yöneticide aranan temek kriterin adil olma vasfı olduğu ifade edilmiştir. Yine Kuran'da yer alan Rum suresi 22’inci ayetinden hareketle ‘Sizin dilleriniz ve renkleriniz Allah'ın ayetlerindendir’ hükmü ile anadil vazgeçilmez bir haktır.


- Toplumların şekillenmesinde rol oynayan savaş ve barış süreçlerinde kadınların bu süreçlere katılmasının olmazsa olmaz olduğu vurgusu yapılmıştır. Savaşta da barışta da kadının gücünün varlığı kadındaki potansiyelin açığa çıkarılması bakımından önemlidir. Nitekim dünyadaki tüm savaşlar kadın bedenini araçsallaştırarak yürütülmektedir. Buna kadınlar olarak dur demenin yolu kadının bu süreçlere edilgen değilde etken katılımından geçer. Bu nedenle Hz. Zeynep ve Hz. Aişe'nin, Hz. Fatma’nın ve Hz. Hatice’nin mücadeleci ve öncü kişilikleri bizler için örneklik teşkil etmektedir. Kürt ve Kürdistan sorununa ilişkin toplumsal şahitliğini yerine getiremeyen Türkiyeli ve Kürdistanlı kadınlar olarak bunun öz eleştirisini vermeliyiz.


- İslam’da savaş hukukunda savaş esnasında doğanın tahribatına ilişkin engellemeler sözkonusu iken, üzerinde yaşamımızı idame ettirdiğimiz doğanın tahribatının önüne geçilmelidir. Nitekim Hz. Peygamber'in ‘Kıyametin kopacağını bilseniz de elinizdeki fidanı dikiniz’ hadisinden hareketle bugüne kadar eksik bırakılmış olan insan ve doğa merkezli bir mücadele verilmelidir. Zira doğanın katliamı, kadının ve kültürün katliamı ile eş değerdedir.


- Özelde savaşlarda ve genelde yaşamın içerisinde kadın bedeni üzerinden yürütülen çirkin bir savaşın olduğu aşikardır. Buradan hareketle biz kadınlar olarak eril zihniyetler ve iktidarlar tarafından kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz, cinsel istismar ve her türlü kadın karşıtı egemen yaklaşımlara karşı mücadele yürüteceğiz.


- Türkiye devletinin de imzacısı olduğu Birleşmiş Milletlerin bin 325 sayılı kararı gereğince Türkiye’de gerçekleşen barış sürecinde kadınların eşit temsiliyetle katılması gerekiyor.


-  Çözüm sürecinin yasal statüye kavuşturulması, hasta tutsakların serbest bırakılması ve siyasi tutsakların acilen özgürleşmesi adına hükümet tarafından olumlu adımların atılması gerekiyor. 


- Çalıştayda müzakere sürecinin anayasal güvence altına alınarak somut adımların atılmasının aciliyeti vurgulanmıştır. Çalıştayımız tüm bu değerlendirmelerden hareketle yaşanılan toplumsal sorunlar karşısında ortak dil ve ortak duruşu geliştirebilmesi için bu tür çalışmaların süreklilik arz etmesi gerektiği görüşüne varmıştır.


(ekip/mg)