‘Rojava’da kadının verdiği mücadele kutsaldır’

09:07

 


Asiye TEKİN - Sarya GÖZÜOĞLU / JINHA


AMED - Rojava'da yaşanan savaşta, İslam savaş hukukunun öngördüğü ahlaka uygun davranılmadığına dikkat çeken İlahiyatçı Seher Akçınar, Rojava’da bir kadın devriminin yaşandığına dikkat çekerek, "Rojava'da kadınlar,  kendilerini bir şekilde ifade etti. Kadınlar ilk andan itibaren Rojava devriminde söz sahibi olmasalardı, bu gün yönetimde de olamayacaklardı. Dolayısıyla kuralların tümünü koyan değiştiren dönüştüren erkekler ve eril zihniyet olacaktı. Kadının vatanı için verdiği mücadele kutsaldır, değerlidir, anlamlıdır” dedi.


Yüzyıllardan bu yana kadın, savaşta en kolay hedef olarak görülürken, Rojava'da gerçekleşen devrime karşı çeteci güçlerin kadınlara dönük saldırıları yoğunlaştı.  Rojava'da gerçekleşen demokratik özerk kadın özgürlüklü yaşam modeline karşı IŞİD ve El Nusra gibi çetelerin saldırılarına maruz kalan Rojavalı kadınlar, bir yandan demokratik yaşam modelinin temelini sağlamlaştırırken bir diğer yandan ise çeteci güçlere karşı mücadele veriyor. Rojava'da gerçekleşen saldırılar karşısında kadınların savaş ve barışın neresinde ve nasıl durması gerektiğini değerlendiren İlahiyatçı Seher Akçınar, "Rojava’daki savaşın desturlarına, ilkelerine aykırı olan ama bunun tersine muamele yapan bir takım insanlar var.  İslam’da savaş hukuku dediğimiz alanın kendisinde hiçbir şekilde işkence yapılmaz. Öldürülen herhangi bir kişinin kolu bacağı vücudu sergilenmez, cesedi parçalama da olmaz beden bütünlüğü de önemlidir" dedi.


'Vatan uğruna savaşılmaya değerdir'


Rojava'da yaşanan savaşta, İslam savaş hukukunun öngördüğü ahlaka uygun davranılmadığını ifade eden Seher, "Şuanda yapılan muameleleri talihsizlik olarak ve İslam’ın özüne yabancılaşma olarak değerlendiriyorum. İslam'a göre toprak ve vatan kutsaldır. Peygamber efendimiz, 'hangi kabileden ve nerden geliyorsunuz' der.  Vatan, uğruna savaşılmaya değer bir şeydir. Vatan,  salt bir toprak parçası değildir. Vatanı vatan kılan, üzerinde hak sahibi olduğunuz parçadır.  Bunlar gasp edildiği takdirde elinizden alındığı takdirde bunun üzerine bir mücadele yürütürsünüz" şeklinde konuştu. Kürtlere ait  Derweşê Evdi destanında geçen kadın destanına değinen  Seher, "Bariz bir şekilde vatan için kadının ne ifade ettiğini, kadın içinde vatanın ne ifade ettiğini görüyoruz.


'Din her dönemde çıkar olarak kullanılmıştır'


Rojava'da oluşturulan kantonların eş başkanlık sistemiyle yürütülmesinin,  kadın devrimi olarak değerlendiren Seher, "Rojava'da kadınlar,  kendilerini bir şekilde ifade etti. Kadınlar ilk andan itibaren Rojava devriminde söz sahibi olmasalardı, bu gün yönetimde de olamayacaklardı. Dolayısıyla kuralların tümünü koyan değiştiren dönüştüren erkekler ve eril zihniyet olacaktı. Kadının vatanı için verdiği mücadele kutsaldır, değerlidir, anlamlıdır" vurgusunu yaptı. Özellikle kadınlara yönelik taciz ve tecavüzlerin kabul edilemeyeceğini dile getiren Seher, "Rojava'da İslami bir takım yapılara, düşüncelere sahip olduklarını ifade eden insanlar,  kadınlara dönük bir takım fetvalar veriyor.  ‘Kadınlara tecavüz meşrudur’ şeklinde basında bu tarz şeyler duyuyoruz. Bunlar tamamıyla dinde İslam’da yeri olmayan şeylerdir. Kadınların savaşta dokunulmazlığı vardır. Sadece kadınlar değil çocuklar ve sivillerinde dokunulmazlığı vardır" ifadelerinde bulundu. 


' İŞİD, El Nusra ve El Kaide'nin İslam'la alakası yok'


 İlahiyatçı ve sosyoloji yüksek lisans öğrencisi Rabia Temel ise İslam dünyasının Rojava'da yaşananlara gözünü kapadığına değinerek, "Rojava'da büyük bir devrim kadın öncülüğünde gelişiyor. İŞİD, El Nusra ve El Kaide denilen örgütler, benim kendi inancım açısından İslam'la hiçbir alakası olmayan örgütlerdir.  Tamamıyla İslam'ı kullanan, İslam üzerinden menfaat sağlamaya çalışan çıkar gruplarıdır. Bunlarında kendi iradeleri değil başkaları tarafından kullanılarak Rojava'ya gönderildiklerini biliyoruz. Kuran'ın savaşla bir hukuku vardır. Adalet vurgusu vardır, ezen ezilen ilişkisi vardır. Sadece bu bağlamlardan alıp incelesek kimin mağdur yada kiminle savaşıldığı ortaya çıkar. Bu örgütler dini referans alarak çünkü din her dönemde çıkar olarak kullanılmıştır" dedi.


'Zalime ses çıkarmamak sesiz kalmak dinsiz şeytanlıktır'


Ekonomik faaliyetlerden egemenlik ve hâkimiyetin dinin kullanılarak geliştirildiğini ifade eden Rabia, "Çünkü en kolayı budur. Çeteci gruplar bu gün Rojava’da bunu uyguluyor. Bunu Türkiye’de bir İslamcıya söylediğinizde,  bunu kabul etmez.  'El Nursa ve El Kaide dini kullanıyor' demezler. Birçok dinci,  çeteci grupların Rojava'da Allah için çarpıştıklarını ve karşıdakilerin 'kâfir' olduklarını iddia ediyor" şeklinde konuştu. Dini kullananların kendinden olmayanı öldürme zihniyetinden beslendiklerini ifade eden Rabia, "Bazı videolarda, katliamcı güçler, katlettikleri kişinin kelime i şahadet getirmemesi durumunda kişiyi öldürdüklerini görebiliyoruz.  Acı olan, İslam dünyasının bunlara sesiz kalmasıdır.  İslamiyet’le Kuran'la onların yaptıklarının hiçbir alakası yok. Bunların hesabı elbette verilecek.  Peygamberimiz tarafından, zalime ses çıkarmamak sesiz kalmak dinsiz şeytanlık olarak nitelendirilmiştir. Bir gün tüm bu yaşananların hesabı bir şekilde verilecektir " ifadelerinde bulundu.


'Cana kıymak başlı başına dinden çıkmaktır'


Son olarak görüşlerini aldığımız Özden Sönmez, Rojava'da kadınlara dönük gerçekleştirilen saldırılar karşısında sessiz kalınmaması gerektiğinin altını çizerek, " Düşünün bir insan bir erkek elindeki silahları bir kadına doğrultmuştur. Bu silah olabilir başka bir şey olabilir. Cinsel istismar olabilir taciz olabilir. Zerre kadar imanı olan birisinin böyle bir şey yapacağına ben ihtimal vermiyorum. O zaman demek ki tüm bunları yapanlar, dinden nasibini almadığı gibi, iradeleri dışında hareket ediyorlar" şeklinde konuştu.


'Tecavüz kelimesini bile kullanmaktan utanıyorum'


Rojava'da çeteci güçlerin kadınlara yönelik gerçekleştirdiği saldırılara karşı mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Özden,  "Suriye, Filistin ve Afganistan gibi birçok ülkede hala devam eden baskılar söz konusu.  Pakistan'da depremden sonra bir takım sıkıntılar oldu.  Aynı şekilde Afrika'da kıtlık ve kuraklık baş göstermeye devam ediyor.  Bütün bunlarla halk için mücadele etmek gerekirken aynı zamanda, insan eliyle gerçekleşen savaş sırasında yaşanan tecavüz kelimesini bile kullanmaktan utanıyorum.  Aynı zamanda çocuklara karşı bu tür gayri insani müdahalelerde bulunmasının hiçbir tarifi yoktur. Bunlara bir isim vermek mümkün değildir. Haksız yere cana kıymak başlı başına dinden çıkmak için bir sebeptir. Barışın yakın olmasına hep beraber dua edelim" diye kaydetti.


(sg-at/zd/mg)