'Kadın emeğinin sömürüsüne karşı 1 Mayıs'ta alanlardayız'
08:28
Derya CEYLAN - Sarya GÖZÜOĞLU / JINHA
AMED - 1 Mayıs Günü emeğin sömürüsüne, taşeronlaştırmaya, ucuz iş gücüne ve güvencesiz çalıştırılmaya karşı işçi ve emekçiler meydanlarda olacak. Gelişmekte olan ülkelerdeki sanayi ve endüstri alanındaki gelişmeye paralel olarak artan ucuz iş gücü ve güvencesiz işçi çalıştırmanın en yoğun yaşandığı ülkelerin başında Türkiye geliyor. Türkiye'de kadınların çalışma yaşamında hala tercih edilmediğini belirten Tüm Bel-Sen Şube Eş Başkanı Gülay Tekin Kuzu, "İşçi kadınların cinsiyet ayrımcılığı ve ucuz iş gücü olarak görülmesine ve emek sömürüsüne karşı 1 Mayıs'ta kadınların alanlarda seslerini yükseltmesi gerekiyor" dedi.
İşçilerin birlik, dayanışma ve direnişini simgeleyen 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı, emekçilerin hak ve çıkarlarını kazanma mücadelesinin içerisinde doğdu. İşçilerin mücadelesinin sembolü olarak gelenek halini almış olan 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı, her yıl dünyanın çeşitli ülkelerinde din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin düzenlenen etkinliklerle kutlanırken, Diyarbakır'daki sendikalar, 1 Mayıs'ta işçileri kayıt dışı istihdam, taşeronlaştırma, iş cinayetlerine karşı dayanışmaya ve iş güvencesi taleplerini dile getirmek için alanlara çağırdı. İşçi kadınların erkeklere oranla daha fazla sömürüldüğüne dikkat çeken sendika yöneticileri, "Roboskî'de ve Ok Meydanı'nda devlet eliyle katledilen çocuklar için, emek ve demokrasi mücadelesini devam ettirmek için 1 Mayıs'ta alanlarda olalım" çağrısında bulundu.
'İşçiler bedel ödeyerek bu günü kazandı'
İşçilerin 1886 yılında 15 saatlik iş gücüne karşı verdiği mücadeleyi hatırlatan Diyarbakır Tüm Bel-Sen Şubesi Kadın Sekreteri Gülizar Güneş, 1 Mayıs'ın 128 yıl önce işçilerin bedel ödeyerek kazandığı bir gün olduğunu dile getirdi. Gülizar, "1886 yılında 8 saatlik iş günü için işçiler çok önemli bir mücadele verdi ve bu mücadele sırasında birçok işçi yaşamını yitirdi. Bu şekilde bu işçi mücadelesi kazanıldı. Dünyadaki birçok ülkede 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı resmi tatil ilan edildi. Türkiye'de de şu anda 1 Mayıs resmi tatil olarak yasal bir çerçeveye kavuşmuş durumdadır" şeklinde konuştu.
'Taşeronlaştırma günümüzde hala devam ediyor'
Yüzyıllardır devam eden işçi sömürüsünün günümüzde hala kendini gösterdiğini söyleyen Gülizar, başta taşeronlaştırma olmak üzere birçok sorunun hızla yükselişe geçtiğine işaret etti. Gülizar, "1985 yılında başlayan taşeronlaştırma, 1990'lı yıllarda yükselişe geçti. Sistem, sermayeye hizmet eden bir durumda ve tamamen çalışanın aleyhine işliyor. Çalışanlar güvencesiz bir şekilde hiçbir haktan faydalanamıyor" diye konuşarak, işçilerin günümüz koşullarında bile sömürülmeye devam edildiğini söyledi.
'Kadınlar çalışma yaşamından uzaklaştırılmaya çalışılıyor'
İşçi kadınlar için hükümet tarafından "esnek çalışma" adı altında bir projenin hayata geçirileceğini belirten Gülizar, bu proje ile kadınların doğum sonrası süreçlerinin "rahat" geçirmesinin hedeflendiğini dile getirdi. Gülizar, esnek çalışma projesi ile kadınların iş yaşamından uzaklaştırılmaya çalışıldığını da vurgulayarak, "Çalışan kadınların istekleri doğrultusunda gerçekleştirilecek bir esnek çalışma projesi olumlu sonuç verebilir, ancak sermaye kesimi bunu istediği şekilde kendi çıkarlarına göre kullanacaktır" sözlerine yer verdi.
'İşçilerin mücadelesi sahiplenilmeli'
İşçilerin verdiği mücadelenin herkes tarafından sahiplenilmesi gerektiğini belirten Gülizar, memurlarında işçilerin yanında yer alması gerektiğini ifade etti. Gülizar, işçilerin mücadelesinin birlikte yürütülmemesi halinde kazanın sermaye kesimi olacağına dikkat çekerken, kamuoyunu işçilerin yanında yer almaya çağırdı.
'Herkes el birliğiyle bu sisteme dur demeli'
Taşeron işçilerin açlık sınırı altında çalıştırıldığını söyleyen Gülizar, kamu ve özel sektörde şimdiye kadar ücretlere dönük bir düzenleme yapılmadığını dile getirdi. Gülizar, işçilerin yıllık izin, kıdem tazminatı gibi haklardan mahrum edildiğine işaret ederken, "Herkes el birliğiyle bu sisteme dur demelidir. Bu yüzden 1 Mayıs bizim için çok önemlidir. Bu anlamda, alanlarda gücümüzü göstermeliyiz. Bu mücadeleyi birlikte yürütmek ve sömürüye karşı, güvenceli ya da güvencesiz diye ayırmadan el birliğiyle işçilerin yanında yer almalıyız" dedi.
'Kadınlar ucuz iş gücü olarak görülüyor'
İşçi kadınlara karşı cinsiyetçi bir yaklaşımın söz konusu olduğuna dikkat çeken Tüm Bel-Sen Eş Başkanı Gülay Tekin Kuzu, kadınların çalışma yaşamında karşılaştığı sorunların artarak devam ettiğini vurguladı. Gülay, kadınların ucuz iş gücü olarak görüldüğünü kaydederek, "Kadınlar çalışma yaşamında her zaman yardımcı çalışan konumunda oldu. Bu nedenle ucuz iş gücüne sahip kişi gibi görünmekte ve ikinci sınıf muamele ile karşılaşmaktadır. Son zamanlarda bazı yasal düzenlemeler yapılmaya çalışılsa da bu sorun hep yarım bırakılmıştır" diye konuştu.
'İşçi kadınların hakları gasp ediliyor'
Hükümetin kadınların çalışma yaşamında istihdam edilmesi konusunda kadının doğurganlığının ön plana çıkardığını ifade eden Gülay, bu şekilde kadınların istihdamının kısıtlanmaya çalışıldığına değindi. Gülay, "İşverenler, kadının doğurganlığını hep bir risk olarak görmüştür. Kadının doğum izninin 24 aya çıkarılmasına ilişkin bir gündem ortaya çıktı. Bu nedenle işverenler, işçi kadınların haklarını gasp ederek doğum izinlerini kullandırtmıyor. Bu durum hem hükümet hem de işveren cephesinden sıkıntılı bir aşamaya getirildi" şeklinde konuşurken, işverenin kadınlara doğum izninde maaş ya da prim ödemediğini de sözlerine ekledi.
'1 Mayıs tarihi bir gündür'
İşçilerin ve emekçilerin günü olan 1 Mayıs'ın tarihi bir gün olduğunu söyleyen Diyarbakır Eğitim Sen Şube Eş Başkanı Dilek Atsan ise, kapitalist modernitenin bütün alanlara müdahalede bulunduğunu söyledi. Dilek, "Hem emeğin sömürüldüğü yerde hem de Roboskî'de devletin atmış olduğu bombalar sonucu ölen çocuklarımızın hakkı ve Ok Meydanı'nda devletin attığı kapsül sonucu ölen çocuklar için, emek ve demokrasi mücadelesini yürütürken, kaybettiğimiz yüzlerce yoldaşımız için bu günün anlamlı olduğuna inanıyoruz" dedi.
'Sömürüye ve faşizme karşı alanlardayız'
1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı'nın yoksulluğa, sömürüye ve faşizme karşı bir duruş olduğunu dile getiren Dilek, "Bir yıldır süre gelen bir barış süreci var. Bu süreç içerisinde de emekçilerin devam eden sürece müdahil olduklarını belirtmek, gasp edilen haklarımızı kazanmak, hak kaybına karşı mücadele etmek, yaşamımızı tehdit eden unsurları ortadan kaldırmak ve sosyal, siyasal, ekonomik, hukuki ve kültürel bütün haklarımız için 1 Mayıs'ı sahipleniyoruz. Bu nedenle 1 Mayısları halkımızın bayramı olarak kutlamamız gerektiğini düşünüyoruz" dedi.
(dc-sg /zd/gk)

