‘Hakikat Arayışındaki Alevi Kadınları Konferansı’ başladı

15:49

 


JINHA


KÖLN – Köln kentinde düzenlenen “Hakikat Arayışındaki Alevi Kadınlar Konferansı”nın açılış konuşmasını gerçekleştiren FEDA Eş Başkanı Ayten Arslan, her yerde olduğu gibi Alevilikte de cinsiyetçiliğin olduğunu ifade ederken, Aleviliğin özünde, adalet ve sevgiyi, doğa ve kadın eksenli yaşamı barındırdığını, fakat bunun yaşatılamadığını söyledi. Yazar Elif Sonzamancı ise, Aleviliğin Anadolu’nun ruhu ve ahlakı olduğuna işaret etti.


“Hakikat Arayışındaki Alevi Kadınlar Konferansı”, Almanya’nın Köln kentinde başladı. Avrupa’nın birçok merkezinden delegelerin katılımıyla başlayan ve iki gün sürecek olan konferansın gerçekleştirildiği salona ise, demokrasi mücadelesinde yaşamını yitiren kadınların posterleri asıldı. Bu kadınların posterleri arasında Elîşêr ile Zarife’nin, Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in de fotoğrafları yer aldı. Alevi kadınlar konferansında kadınlar, dününü ve bugününü ele alacak. Konferansın ilk gününde “Tarihsel Alevilikte Kadının Rolü-Kültürel Soykırım Kıskacında Alevilik ve Kadın” konuları tartışıldı. Demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına “Gulbang” eşliğinde bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan konferansın açılış konuşmasını ise Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Ayten Arslan yaptı.


‘Cumhuriyet tek tip insan yaratmak istedi’


Konuşmasında Alevilik inancının bir kadın inancı olduğunu ifade eden Ayten, “Cinsiyetçilik her yerde olduğu gibi Alevilik çalışmalarının olduğu yerlerde de var. Alevilik, Kızılbaş kadınlarının tarihi, erkekler tarafından yazıldı” dedi. Ayten konuşmasında, Aleviliğin özünde, adalet ve sevgiyi, doğa ve kadın eksenli yaşamı barındırdığını belirtirken, bu özelliklerin ne kadar yaşatıldığının da sorgulanması gerektiğini kaydetti. Ayten, konferansın hedefinin Alevi kadınların örgütlülüğünü güçlendirmek olduğunu belirtti. Ayten’in ardından konuşmacı olarak katıldığı konferansta sunum gerçekleştiren Yazar Elif Sonzamancı da, inanç olarak tarih içersinde kırıma uğrayan Alevilik gerçeğine dikkat çekti. Alevilerin cumhuriyet tarihi boyunca katliamlara uğradığına dikkat çeken Elif, “Cumhuriyet tek tip insanı yaratmak istedi. Kürt toplumu baskılandı. Muhalefet edenler katliamdan geçirildi, göç ettirildi.


‘Şiddetin getirdiği militarist dil içimize işledi’


Elif’ten sonra söz alan Sosyal Bilimci-Yazar Nil Mutluer ise var olan barış sürecinin herkeste umut yarattığına, fakat sürecin kendi içinde tam barışı getirip getirmediğine bakılması gerektiğine değindi. Türkiye’de ciddi bir şiddet sarmalı olduğunun da altını çizen Nil, “Şiddetten en çok kadınlar ve çocuklar zarar görüyor. Bunun getirdiği militarist dil içimize işledi. Gündelik hayatta normalleşti. Türkiye’de adalet sistemi yoktu, şu an da yok” dedi. “Dünyaya feminist ve Alevi gözüyle bakıyorum” diyen Nil, Aleviliğin Anadolu’nun ruhu ve ahlakı olduğuna işaret ederek, Aleviliğin de “ötekileştirilenler” arasında yer aldığını vurguladı. Sözlerinde Osmanlı’da merkezileşme politikasının başlamasından itibaren inançların baskılandığına dikkat çeken Nil, “Osmanlı’nın başaramadığını Cumhuriyet, Ocak gibi ibadet yerlerini kapatarak başardı, insanları şehirleşmeye çekti. Şehirlerin eril dili kadınların Alevilik inancını bitirdi” şeklinde konuştu.


‘Alevilik çoğulculuk içerisinde yaşanan bir inanç…’


“Alevilik çoğulculuk içersinde yaşanan bir inanç ve Alevilik, sosyalizmden önce vardı” ifadelerine yer veren Nil, bir dönem Alevilik ve solculuğun iç içe geçtiğine değindi. Alevilerin sürekli devlet ile karşı karşıya kaldığına işaret eden Nil, “Hiçbir alevi işe girerken Alevilik kimliğini söylemiyor. Çünkü kimliğinden kaynaklı dışlanıp ötekileştiriliyor. Devlet bürokrasisinde de Alevi yoktur” dedi. Ayrıca Nil, Türkiye’de laiklik sorununun yaşandığını kaydederken, “Alevi öğrencileri din dersine girmek istemiyor, AİHM’e başvurularda Aleviler kazandı. Ama buna rağmen öğrenciler dışlanıyor. Şu an daha tehlikeli bir boyut gelişti. Alevilik dersi din dersleri içersinde yer alıyor. Bu okulun son dönemine denk getiriliyor. Birçok hoca Aleviliği anlatırken dışlayarak anlatıyor, küçümsüyor. Bu çok daha kötü bir durum. Seçmeli derslerde mahalle baskılarından kaynaklı kimse seçmeli dersleri alamıyor, çünkü ötekileştiriliyor” açıklamalarında bulundu. Nil, Türkiye’de Aleviliğin Sünnilik içinde eritilmek istendiğini de söyleyerek, “Bu diyanet tarafından yapılıyor. Diyanet o kadar güçlü ki Hükümet bile karşısına almak istemiyor” dedi.


Nil’in ardından konuşan Antropolog-Yazar Dilşa Deniz ise, Dersim’deki Aleviciliğe dikkat çekti. “Alevilik kadim bir inançtır. İnanç hayatımızın ta kendisidir” şeklinde konuşmasına başlayan Dilşa, fakat Aleviliğin bir inanç olarak kabul görmemesi için ciddi çabalamalar olduğunu belirtti.


(dg-üz/gk)