En tehlikeli yer altı kaynağı: Kaya gazı

11:01

Derya CEYLAN/JINHA


AMED - Türkiye'nin enerji politikalarını en son kendini Diyarbakır'ın Silvan ilçesine bağlı Sarıbuğday köyünde gösterdiğini söyleyen Mezopotamya Ekoloji Hareketi Su Enerjisi Komisyonu Üyesi Gültekin Aydeniz, bölgede petrolden sonra şimdi de kaya gazına dönük çalışmaların yapıldığını söyledi. Gültekin, kaya gazının çıkarıldığı bölgelerde ciddi anlamda kalıcı hasarların oluşacağına dikkat çekerek, "Kaya gazı gözle görülemeyecek bir enerji türüdür, dolayısıyla bölgeye vereceği tahribatın önüne geçilmesi imkansızdır. Bu nedenle başta bölge insanı olmak üzere herkes tepkisini dile getirmelidir" dedi.


Son yıllarda doğal kaynaklara yönelik artan "enerji arayışı" için yapılan çalışmalarda petrolden sonra şimdi de kaya gazı dünyanın gündeminde yer alıyor. Bazı ülkelerde doğayı ve insan yaşamını etkileyebilecek zararlarından dolayı kaya gazının üretimi yasaklanırken, Japonya, ABD ve Çin gibi ülkelerde kaya gazı üretimi için son bir yıldır yapılan çalışmalar hız kazanarak devam ediyor. Yaklaşık bir yıl önce Türkiye'de kaya gazına ilişkin başlatılan çalışmalar kapsamında bölge illerinden Diyarbakır'ın Silvan ilçesine bağlı Sarıbuğday Köyü civarında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ile Shell şirketinin ortaklaşa yaptığı kaya gazına ilişkin sondaj çalışmaları genişliyor. Sarıbuğday Köyü'nde açılan kuyulardan çıkarılması planlanan kaya gazının çevreye verebileceği tahribata dikkat çeken Mezopotamya Ekoloji Hareketi Su Enerjisi Komisyonu Üyesi Gültekin Aydeniz, kaya gazının hem doğaya hem de insanlara yönelik yok edici bir özelliğe sahip olduğunu söyledi.


'Kaya gazı içi boş petrol kuyularından çıkartılıyor'


Kaya gazının son yıllarda bulunmuş bir enerji türü olduğunu ifade eden Gültekin, kaya gazının kalite bakımından petrolden düşük olduğunu dile getirdi. Kaya gazının içi boş petrol kuyularında yapılan sondajlarla çıkartılmaya çalışıldığını belirten Gültekin, "Kaya gazı için boşaltılmış petrol kuyularının derinliği 4500 metre, genişliği ise yaklaşık bin metreye kadar çıkartılıyor. Binlerce litre suyun içerisine karıştırarak toprağın altına reenjeksiyon (Tekrar-Basma) sistemiyle suyun basılması yöntemi ve açılan kuyu içerisinde kayaların içerisine sızdırılarak kayaların tektonik patlamalarla patlatılması ile meydana geliyor" dedi.


'Kaya gazı çalışmaları depremi tetikleyebilir'


Sarıbuğday Köyü'nde bir yıl önce kaya gazı sondaj çalışmalarının başlatıldığını ifade eden Gültekin, başlatılan kaya gazı sondaj çalışmalarının Diyarbakır'dan Gümüşhane'ye kadar uzanabileceğine işaret etti. Kaya gazı sondaj çalışmalarında yapılan tektonik patlamalardan dolayı fay hattında kırılmalar meydana gelebileceğini söyleyen Gültekin, "Fay hatlarında meydana gelebilecek kırılmalar deprem kuşağını başka yönlere doğru tetikleyerek, risk oluşmasına neden olur. Kaya gazının çıkarılması sonucu 50 kilometrelik alan içerisinde fay hatlarının kırılma olasılığı oldukça yüksektir. Bu yüzden kaya gazının çıkarıldığı alan içerisinde bulunan herhangi bir evin çeşmesinden gazın çıkma olasılığı da oldukça yüksektir" açıklamalarında bulundu.


'Kaya gazı kuraklığa neden olabilir'


Gültekin, kaya gazının deprem kuşağında bulunan yerlerin yanı sıra yer altı sularının olduğu yerlerde de çıktığını ifade ederken, Diyarbakır'ın Hani ilçesinin buna örnek olarak verilebileceğini dile getirdi. Gültekin, "Diyarbakır'ın Hani ilçesinde bulunan yer altı sularına ilişkin yapılan son araştırmalara göre olası bir kuraklık yaşanması halinde Diyarbakır, Hani'de bulunan yer altı sularından faydalanabilecek. Kaya gazı bu bölgede çıkarıldığı takdirde tam tersi bir durum olarak kuraklık ile karşı karşıya kalabiliriz" diyerek, oluşabilecek kuraklık tehlikesine dikkat çekti.


'Kaya gazı bölgede ciddi tahribatlar oluşturacak'


Kaya gazının doğaya verebileceği zararlardan en önemli olanlardan birinin zehirli atıkların toprağa karışması ihtimali olduğunun altını çizen Gültekin, kaya gazının bölgenin geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığı da olumsuz yönde etkileyeceğini dile getirdi. Gültekin, "Zehirli atıkların toprağa karışması nedeniyle hem insanlar hem de hayvanlar etkilenecek. Hatta hayvanlarda toplu ölümlerle de karşılaşabiliriz. Gazın çıkarıldığı bölgede oluşacak ciddi tahribatlar nedeniyle bölgenin tarım yapılamaz duruma gelmesi ve insansızlaşması söz konusu olabilir" vurgusunu yaptı.


'Gelişmiş ülkeler sürekli enerjiye sahip olmayı hedefliyor'


Gelişmiş ülkelerin sürekli enerjiye sahip olmaya dönük politikalar yürüttüğünü belirten Gültekin, son yıllarda Ortadoğu'daki yeraltı kaynakları nedeniyle yaşanan savaşları hatırlattı. Gültekin, dünya genelinde sanayi ve endüstri alanındaki gelişmelere değinerek, "Sanayileşme ve endüstri ile ilgili alanın büyük lokomotifi olan enerji gereksinimi büyük oranda fosil kökenli yakıtlardan karşılanıyor. Bu fosil kökenli yakıtlardan petrol, doğalgaz ve kaya gazı Ortadoğu'nun yanı sıra Kürt coğrafyasında da bulunuyor" dedi.


'Bölgemiz ekonomik açıdan sömürülüyor'


Bölgeler arası gelişmişlik farkına dikkat çeken Gültekin, bölgenin sahip olduğu yer altı zenginlik kaynaklarına rağmen ekonomik açıdan gelişemediğini dile getirdi. "Bölgemiz bu kadar zenginliğe sahip olmayan illerle karşılaştırıldığında neden onlardan daha geride oluyor?" sorusunun sorulması gerektiğini kaydeden Gültekin, "Buradan çıkarılan petrol ve kaya gazının mutlak bir zenginliği var, fakat bu zenginlikten ülkenin batısı faydalanıyor" diyerek, bölgenin ekonomik açıdan sömürüldüğüne işaret etti.


'Kaya gazının faydasından çok yıkıcı zararları var'


Kaya gazının gelecekte ülkenin kalkınmasına dönük bir enerji olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Gültekin, petrol, nükleer santraller ve hidroelektrik santrallerin doğaya yeterince zarar verdiğine değindi. Gültekin, kaya gazının bir zenginlik olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, "Kaya gazının faydasından çok yıkıcı zararları vardır. Dünyada birçok ülkede yasaklandığı için bütün gözler Türkiye'ye çevriliyor. Küresel enerji şirketleri kendi ülkelerinde yasaklanan bu enerji türlerini kendi ülkelerinde çıkaramadığı için Türkiye gibi ülkelere yöneliyorlar" dedi.


'Enerji politikalarına karşı herkes harekete geçmeli'


Bölgede uygulanmak istenen enerji politikalarına karşı herkesin duyarlı olması gerektiğini söyleyen Gültekin, çevre örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, meslek örgütlerinin ve toprağına sahip çıkan tüm insanların harekete geçmesi gerektiğini kaydetti. Gültekin, "Kaya gazı şu anda birçok enerji amaçlı yapılan çalışmalardan daha tehlikeli bir enerji türü olarak karşımıza çıkıyor. Diğerlerinin belki yıkıcı etkilerini gözünüzle görebiliyorsunuz, ama kaya gazı gözle görülemeyecek bir enerji türüdür. Dolayısıyla yıkıcı etkileri ancak aradan zaman geçtikten sonra ortaya çıkıyor" diyerek, herkesin kaya gazına karşı tepkisini dile getirmesi gerektiğini söyledi. 


(dc/gk)