‘Dersim’in kayıp kızlarının akibeti açıklansın’

17:21

JINHA


KÖLN-  FEDA tarafından Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen Hakikat Arayışındaki Alevi Kadınlar Konferansı’nda Dersim Soykırımı ile ilgili kararlar alındı. Delegelerin oylarıyla kabul edilen 14 maddelik kararda, tarih boyunca uygulanan bütün soykırımların aynı zamanda bir kadın kırımı olduğunun kabul edilmesi, Dersim’in kayıp kızlarının akibetinin açıklanması, Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması, Türkiye devletinin soykırım kurbanlarından özür dilemesi ve devletin tüm arşivlerinin açılması gibi başlıklar yer aldı.


Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) tarafından Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen Hakikat Arayışındaki Alevi Kadınlar Konferansı ikinci gününde tartışmalarla devam ediyor. Köln Üniversitesi Konferans Salonu’nda düzenlenen konferansa Almanya, Avusturya, İsviçre, Fransa, Hollanda, Belçika ve Kanada gibi çok sayıda ülkeden yaklaşık 200 delege katıldı. Konferansın bugünkü ilk oturumunda FEDA adına bir konuşma yapan Rojda Yıldırım, Aleviliğin hassas bir konu olduğunu belirterek, “Kadınlar olarak üç kimliğimiz var. İnanç, cins ve ulus. Bizim bu kimliğimizi bir birinden ayrı olarak ele almamız söz konusu olamaz. Biz birçok yerde ve konuda yok sayılıyoruz. Kimliklerimiz baskı altında. Onun için bizim verdiğimiz mücadele kimliklerimizi yaşatma ve özgürlük mücadelesidir. Alevilik bir ahlak ve felsefedir. Alevilik bir değerler bütünüdür” dedi.


‘Dersim soykırımı aynı zamanda kadın kırımıdır’


Rojda Yıldırım’ın konuşmasından ardından, Konferans Hazırlık Komitesi’nin karar taslağı delegelerin oyuna sunuldu. 4 Mayıs Dersim soykırımının yıldönümünde gerçekleşen konferans, Dersim soykırımı ile ilgili karar tasarısını oy birliğiyle kabul etti. “Dersim soykırımı aynı zamanda kadın kırımıdır” başlığıyla kabul edilen taslakta, “Osmanlılar döneminde yaşanan Alevi katliamlarıyla birlikte Dersim Harekâtı, bir Alevi-Kürt soykırım operasyonudur. Dersim soykırımı devlet tarafından gerçekleştirilmiş ve topluluğu tümden yok etmeyi hedefleyen sistematik bir soykırım harekâtıdır. Dersim’in fermanı, yani Dersim soykırımı kararının uygulanma emri,  Türkiye Cumhuriyeti 4 Mayıs 1937’de dönemin Bakanlar Kurulu tarafından verilmiştir. Bu soykırım emri hemen hayata geçirilmiş ve bir yıl boyunca 100 bine yakın Kürt alevi katledilmiş, sağ kalanlar da sürgüne gönderilmiştir. Soykırımdan geriye bir iz kalmasın diye bütün il, ilçe ve köylerin isimleri Kürtçeden Türkçeye çevrilmiştir. Soykırımı gerçekleştirenlerin ismi okullara, hastanelere, cadde ve sokaklara verilmiştir” denildi.


‘Soykırım politikaları devam ediyor’


Dersim soykırım harekâtı ardından da soykırım politikalarının devam ettiğine dikkat çekilen taslakta, “Dersime asimilasyon ve kültürel kırım politikaları dayatılırken binlerce kadın ve çocuğun akıbeti kaybettirilmiştir. 1937-1938 Dersim soykırımında asimilasyon amacıyla zorla ailelerinden alınan binlerce kız çocuğu rütbeli askerlere, bürokratlara ve eşrafa pay edilmiştir. Dersim halkının çocukları sistematik bir politika dâhilinde başka bir topluluğa nakletme uygulamasıyla soykırım farklı biçimlerde devam ettirilmiştir. Sürgüne gönderilen, evlatlık verilerek ailelerinden, toprağından ve köklerinden koparılan Dersimin kayıp kızları, soykırımda yaşadıklarını evlatlarına aktaramadan göçüp gittiler aramızdan. BM’nin tüm tanımlarına uyan Dersim soykırımı, topluluğun fiziksel olarak katliamından sonra geri kalanların göç ettirilmesi, asimilasyonun dayatılması, binlerce kadının ve çocuğun plan dâhilinde kaybedilmesi soykırım gerçekliğini ortaya koymaktadır” sözleri ifade edildi.


Okunan taslağın ardından delegelerin oylarıyla şu kararlar kabul edildi:


“- Tarih boyunca uygulanan bütün soykırımların aynı zamanda bir kadın kırımı olduğunun kabul edilmesi,


- 4 Mayıs’ın uluslararası alanda Alevi Kürtlere karşı işlenen bir soykırım günü olarak tanınması ve uluslararası bir mahkeme ile Türkiye devletinden hesap sorulması,


- Türkiye devletinin soykırım kurbanlarından özür dilemesi,


- Türkiye devletinin bugüne kadar  Kürdistan’da yapılan tüm katliamlarla yüzleşmesi, anadil ve inanç üzerindeki baskılara son vermesi,


- Devletin tüm arşivlerinin açılması,


- Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması,


- Katliamdan sonra değiştirilen yöre, mahalle ve sokak isimlerinin yeniden düzenlenmesi, başta Dersim olmak üzere ilçe ve köy isimlerinin iade edilmesi,


- Soykırım anıtlarının yapılması,


- Dersim’in kayıp kızlarının savaş ganimeti olarak kimlere sunulduğunun açıklanması, kaç kişinin nereye sürüldüğü, kaç kişinin nereye ve  kimlere evlatlık verildiğinin açıklanması,


- Soykırımın diğer bir yüzü olan doğa kırımına son verilmesi,  HES’lerin yapımının derhal durdurulması,


- Karakol yapımlarımın durdurulması, koruculuk sisteminin lağvedilmesi,


- Din ve inancın egemen devlet siyaseti tarafından kullanılmasına son verilmesini, Diyanet kurumunun lav edilmesini ve devletin dinlerden elini çekmesi,


- Alevi topluluğunun kendi inançlarını yaşama ve geliştirme önündeki tüm engellerin kaldırılması,


- Dersim soykırımı şahsında yaşanan bütün soykırımların Maraş, Çorum, Malatya, Sivas, Gazi katliamlarının da açığa çıkarılmasını talep ediyoruz.”


Konferans “Avrupa’daki Alevi kadının sorunları” ve “Örgütleme Biçimi” gündemleriyle devam ediyor.


(mg)