Toprağa defnedilen renkleri çağırma vakti…

09:41

Zehra DOĞAN/JINHA


MÊRDİN - Uluslararası sanat sergilerinde yer almak üzere 'Mezopotamya Kadını' adlı video art çalışmasını tamamlayan Kürt sanatçısı Rumeysa Kanat, "Beş dakikalık bu çalışmamla, kirli politikalara maruz kalarak karalara bağlanan kadınların tekrar rengarenk yapısına ulaşmasının sadece yine kadın mücadelesine bağlı olduğunu vurgulamak istedim. Unutmayalım ki siyah, sadece renkleri görünmez kılar, yok etmez. Tüm Kürt kadınları bir an önce mücadele vererek kendi renklerini siyahlardan kurtarmalı. Çünkü benim Mezopotamya tanrıçalarım, her mevsimi farklı yaşar ve bunun için de her mevsim için farklı bir renge ihtiyaç duyar" dedi.


Eyşeşan, Mir Bedirxan, Meryemxan, Ehmedê Xanê, Cegerxwin ve daha birçok Kürt sanatçının ana yurdu olan Mezopotamya sanat geleneği, Kürt torunların usta elleriyle devam ediyor. Mezopotamya ovasının dilsiz feryadını yetenekli elleriyle yaşamlaştıran Kürt sanatçılardan biri de Kürt tasarımcı ve heykeltraş Rumeysa Kanat... 1990'ların zorunlu göçlerinden bir şekilde nasibini alan bir ailede doğan Rumeysa, ailesinin baskıcı ısrarına aldırış etmeden Mezopotamya'nın sanat geleneğini sürdürmek için ilk başkaldırıyı mücadelesini ailesinde başlatarak, Hacettepe Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü'nde eğitim gördü.   Mezun olduktan hemen sonra, ailesini Ankara'da bırakarak doğduğu topraklara geri dönerek Cemil İpekçi Tasarım Atölyesi'nde tasarımcı olarak işe Kürt kültürünün ulusal kıyafetlerini günümüze uyarlayarak sanatseverlerle buluşturdu. Tasarımla başlayan profesyonel sanat hayatını şimdi heykel, resim ve video art ile devam ettiren Rumeysa, "RumiKanat" markasını oluşturarak, Mezopotamya'ya ait Kürt kültürünün tüm özelliklerini dünya çapında gerçekleşen uluslararası sergilerde tüm dünyaya tanıtmaya devam ediyor. 


'Mezopotamya kadınını dünyaya tanıtmak boynumun borcu'


Kadın bilincinin Mezopotamya'da hakim olmasına rağmen baskıcı güçler tarafından bölge üzerinde gerçekleştirdiği politikalarla karartıldığını ifade eden Rumeysa, "Kürt kadınlarının mücadeleci yanının tüm dünya tarafından bilinmesi gerekiyor. Türkiye ve dünya Kürt kadınlarını geri kalmış olarak görmesine müsaade edemem. Bir Kürt kadını olarak aileme bu yüzden baş kaldırdım ve sanatı seçtim. Bu yüzden bana düşen sorumluluğun bilincinde olarak Kürt kadınlarını doğru bir şekilde tanıtmak istiyorum. Bu benim boynumun borcu" ifadesinde bulundu.  Rumeysa, üniversitenin hemen ardından profesyonel sergisini 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde açtığını belirterek, kişisel sergisinde Mezopotamya kadınlarının bilinmeyen özelliklerini tanıttığını söyledi.


'Tüm renkler Mezopotamyalı kadınların yüreğinde saklı'


Uluslararası sanat sergilerinde yer almak üzere son eseri olan, "Mezopotamya Kadını" adlı video art çalışmasının Mezopotamya'da eril zihniyet tarafından yok edilen renklere dikkat çekmeyi amaçladığını dile getiren Rumeysa, uzun yıllar Mezopotamya imgeli video art çalışması yapmak istediğini fakat doğru yerden vurgu yapmak için yıllar süren ön hazırlık içine girdiğini ifade etti. Rumeysa, "Mezopotamya kadını adlı  video art aslında benim içimde olan ama zamana bırakılmış gibi.... İşte doğru zaman bu diyorum. Bu çalışmamda bahsettiğim gibi acı, umut, tarih yani yaşanmışlığı ifade etmek istedim. Mezopotamya topraklarında doğan her kız çocuğu aslında kadın olarak doğar. O hiçbir zaman çocuk olmaz, o kadındır. Yaşı küçük bile olsa bu toraklarda doğan her kız çocuğu bunu hisseder. İşte bu küçük kadınlara Mezopotamya Kadını diyorum. Aslında birçok şey var ama benim anlatmak istediğim, her ne yaşanırsa yaşansın ne kadar ezilirsek ezilelim, bazı renkler her zaman biz kadınların yüreğinde kalır. Eril zihniyet bunu yok ettiğini zannetse de, o renkler bir gün yeniden doğmak üzere tüm Mezopotamyalı kız çocukların yüreğinde saklıdır" dedi.


'Mezopotamya tanrıçalarım her mevsimi farklı yaşar'


"Mezopotamya Kadını adlı video art ile dünyanın bir de Kürt kadının gözüyle Mezopotamya'ya bakmasını istedim" diyen Rumeysa, video art'ta seçtiği imgelere ilişkin, "Çalışmamda Kürt çalgısı olan def tercih ettim. Çünkü def, Kürt kültüründe hem ağıtların yakıldığı hem de coşkuyu ifade eden bir yere sahip. Defi çalan sanatçı arkadaşım, eril politikaların siyahlara buladığı rengarenk Mezopotamya kadını temsil eder ve toprağa gömülen Mezopotamya'nın gerçek renklerini define sürerek yeniden yaşamsallaştırma mücadelesini anlatır. Beş dakikalık bu çalışmamla, kirli politikalara maruz kalarak karalara bağlanan kadınların tekrar rengarenk yapısına ulaşmasının sadece yine kadın mücadelesine bağlı olduğunu vurgulamak istedim. Unutmayalım ki siyah, sadece renkleri görünmez kılar yok etmez. Tüm Kürt kadınları bir an önce mücadele vererek kendi renklerini siyahlardan kurtarmalı. Çünkü benim Mezopotamya tanrıçalarım, her mevsimi farklı yaşar ve bunun için de her mevsim için farklı bir renge ihtiyaç duyar" şeklinde konuştu. 


'Mezopotamya kadının mücadelesi yeni bir akım başlattı'


Mezopotamyalı Kürt kadınların her birinin birer sanatçı olduğunu söyleyen Rumeysa, her bir kadının  eril politikalarla zorlaştırılan yaşam karşısında verdiği direniş mücadelesinin sanat niteliği taşıdığını  vurguladı. "Çünkü sanat, hangi çağda olursan ol, hangi toplumda yaşarsan yaşa, uysun veya uymasın mücadele demektir" diyen Rumeysa, Kürt kadınların 30 yıllık kimlik mücadelesinin yanı sıra verdiği kadın mücadelesinin ancak sanat ruhlu  kişilerin  başarabileceğinin altını çizerek, Kürt kadınları, kadın mücadelesine sanatsal yeni bir  akım başlattığını belirtti.  "Kürt kadınların tarihsel mücadelesini, Mezopotamyalı kadınlarımızın işlediği rengarenk çiçekli yazmalara benzetirim. Kadınlar bu mücadeleyi gecesini gündüzüne katarak, ilmek ilmek büyük bir emek vererek işledi. Tıpkı yazmalarındaki işlemeler gibi, her ilmeğinde umut her ilmeğinde hayat var. Bu yazmalar bana hep, tüm işgallere rağmen dimdik ayakta duran Mezopotamya'yı anımsatır.


Sergi geliri şiddet gören kadınlara


25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü'nde eserlerini müzayedede satışa sunduğunu belirten Rumeysa, müzayededen gelen geliri kadın kurumlarına başvuruda bulunan şiddet gören kadınlara bağışladığını ifade etti. Rumeysa, "Uluslar arası sergilerimin yanı sıra Mezopotamya Kadını adlı çalışmalarım İzmir'de düzenlenen İnternation Activist Artists Association sergisinde sanatseverlerle buluştu. Mezopotamya kadınlarını ele aldığım kıyafet ve takı tasarımlarım da çeşitli sanat galerilerinde sergilenmeye devam ediyor" sözlerini ifade etti.


'Kadın mücadelesi içinde sanatımla ben de varım diyorum'


Mücadelenin önce doğuş noktasından başlaması gerektiğini ifade eden Rumeysa, "Bu nedenle farkındalık uyandırmaya çalıştığımın eserlerimin öncelikle kendi topraklarımda sergiliyorum. Mesela bir Kürt kadın mücadelesi, ilk olarak Avrupa veya başka yerlerde babalanamayacağı gibi, sanatçının öz sanatı da ilk olarak kendi topraklarına nakşedilmesi gerekiyor" ifadesinde bulundu. Rumeysa, son olarak, "Kadın mücadelesi içinde sanatıyla yer aldığını belirterek, "Kürt kadınların bu topraklarda verdiği mücadeleyi değerli görüyorum ve bu mücadele içinde sanatımla ben de varım diyorum" ifadelerine yer verdi.


(zd/mg)