'Kadın mücadelesi yargı mekanizmasını zorlamalı'
08:43
Tekoşin Tekin/JINHA
MERSİN - Her ne kadar hükümet kadın katliamlarına ilişkin yaptığı açıklamalarda, "artmadı bizim dönemimizde görünür oldu" dese de her geçen gün kadın katliamları, yargının ve hükümetin esnek yaklaşımından dolayı artmaya devam ediyor. Kadın katliamlarının önüne geçmek için örgütlenmenin şart olduğunu belirten Mersin Kadın Emeği Kolektifi aktivisti Canan Yüce, kadınların emniyeti, yargıyı ve bu konuda yetkili mekanizmaları zorlaması gerektiğini dile getirdi.
Türkiye'de kadına yönelik şiddet olayları her geçen gün farklı bir yüzüyle kendini gösterek artmaya devam ediyor. Ülkeyi yönetenlerin kadın cinayetlerinde artış olmadığını ve ısrarla "artmadı bizim dönemimizde görünür oldu" dese de her gün medyaya yansıyan kadın cinayetleri haberlerle net bir şekilde görülmektedir. Türkiye'de artarak devam eden kadın cinayetlerini değerlendiren Mersin Kadın Emeği Kolektifi aktivisti Canan Yüce, "Kadın cinayetleri son yıllarda çok ciddi derecede arttı. Kadın cinayetlerinin görünür olması AKP'nin değil kadının büyüyen mücadelesinin göstergesidir" ifadesinde bulundu. Canan, Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre 2002-2009 yılları arasında kadın cinayetlerinin yüzde 1400 arttığını belirterek, "Bu veriler sadece hükümet tarafından açıklanan resmi veriler. Bunun yanı sıra daha bilinmeyen birçok kadın cinayeti söz konusu" dedi.
'Hükümet adım atmamakta ısrarlı!'
Kadın katliamlarının önüne geçebilmek için örgütlü kadın bilincinin oluşması gerektiğinin altını çizen Canan, "Kadınlar olarak örgütlenmeli ve devletin kadınların aleyhine işlediği yasaların önüne geçilmelidir. Koruma Kanunu var fakat uygulanmıyor. Nüfusu 50 binin üstünde olan ilçelerde, kadın sığınma evleri olması gerekiyor ama ne yazık ki belediyeler bunları açmıyor" şeklinde konuştu. Canan, son dönemlerde özellikle Türkiye'de işlenen kadın cinayetlerinden önce kadınların daha önce koruma talebinde bulundukları bilgisine erişildiğine işaret ederek, "Aslında yeteri kadar koruma ve caydırma önlemleri alınırsa kadın cinayetlerinin önüne geçilebilinir. Fakat hükümet yetkilileri kadın cinayetlerine ilişkin herhangi bir adım atmamakta ısrar ediyor. Kadın cinayetlerine caydırıcı cezalar verildiği takdirde bir nebze de olsun bu cinayetlerin önüne geçilebilinir" diye konuştu.
'Yetkili mekanizmalar zorlanmalı'
Koruma ve tedbir kararlarını uygulatmak için emniyetin, yargının ve bu konuda yetkili mekanizmaların zorlanması gerektiğini kaydeden Canan, "Türkiye'de Kadın Bakanlığı vardı ama bu isim daha sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na dönüştürüldü. Kadın Bakanlığı'nın tekrar hayata geçmesi için hükümeti zorlamak gerek. Türkiye'de karakola şikayet için giden kadının söyledikleri dahi tutanaklara geçirilmiyor ve koruma talebi reddediliyor. Ve korunmayan kadınlar katlediliyor ancak koruma vermeyen yetkili polis memurları hakkında herhangi bir işlem başlatılmıyor. İşte biz böyle bir ülkede yaşıyoruz. Kadın cinayetinin birinci sorumlusu polistir" dedi. Yargının da kadına karşı cinsiyetçi bir tutum gösterdiğinin altını çizen Canan, "Yargı, kadının lehine karar vermesi gerekirken aleyhine karar veriyor. Kadını sorunlu olarak gösteren yargının kendisi sorunludur" dedi.
'Şiddete uğrayan kadın nereye başvuracağını bilmiyor'
Yerel yönetim anlayışının kadın cinayetleri üzerinde çok büyük bir etkisi olduğuna dikkat çeken Canan, "Kadın şiddete maruz kaldığı zaman, onu kimin koruyacağı ve nereye gideceği konusunda olanaklar sağlanmadıkça bu sorunların önüne geçmek de ne yazık ki mümkün olmayacak. Yerel yönetimler tarafından biran önce her il ve ilçelerde kadın sığınma evlerinin açılması gerekiyor. Şu an birçok yerde kadın sığınma evleri var. Fakat bunların çoğu kadını hayattan soğutmaya dönük bir politika izliyor. Kadınları gerçek anlamda hayata adapte edecek ve üretime katabilecek sığınma evlerinin çoğalması gerekiyor" diye konuştu. Kadın katlamalarının artmasındaki bir başka nedenin de göç ve yoksulluk olduğunu söyleyen Canan, "Göç ve benzeri olaylar, daha çok kadınları mağdur ediyor. Kadınlar, göçe zorlanarak gelip yaşamaya çalıştığı kentlerde fırsat eşitliğini yakalamıyor. Kadınlar, dilini ve kültürünü bilmediği kentlerde çok fazla eziliyor" diye belirtti.
'Kadınları eve kapatan bir zihniyet var'
Toplumun erkeği kurtarıcı olarak gördüğünü dile getiren Canan, erkeklerin kadınların özgür olmasını hazmedemediklerini dile getirdi. Kadınların artık kendi ayakları üzerinde durmak istediklerini ifade eden Canan, kadının karşısında eril anlayışın sürekli bir duvar gibi durduğunu kaydetti. Canan, "Kadınlar artık kendi ayakları üzerinde durmak istiyor. Ama karşılarında, 'hayır durun bizim sınırlarımız dışına çıkamazsınız' diyen bir zihniyet var. İktidar erkek zihniyeti aslında 'hayır biz kadının yaşamını belirliyorduk ve belirleyeceğiz ' diyor. Bunları tetikleyen genel olarak bir siyasi anlayıştır. Kadınları eve kapatan 'üç çocuk doğurun' ve 'dışarıya çıkmayın' diyen bir zihniyet var. O da erkekleri destekleyen bir zihniyet olduğu için kadınlar dezavantajlı konumdadır. Fakat kadınlar bu durumun dışına örgütlü mücadeleleriyle çıkacaktır" sözlerini ifade etti.
(tt/zd/mg)

