Komünal ekonomiye dayalı tarımcılık kadın eliyle inşa oluyor
09:27
Derya CEYLAN / JINHA
AMED - Türkiye'de baskın bir şekilde devam eden cinsiyetçi ücretlendirmelere karşı Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde bir araya gelen 10 kadın komünal bir şekilde sera inşa etti. Günümüz politikalarının kadını eve kapatmaya yönelik olduğunun altını çizen Ziraat Danışmanı Leyla Doğan, "Kadınların bu kirli politikalara karşı vereceği en büyük cevap; komünal çalışma alanlarını oluşturmaktır. Komün yaşamı tekrar geri getirecek olan da yine kadın olacaktır" dedi.
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kadınlar, ucuz iş gücü olarak değerlendirilerek, cinsiyetçi ücretlendirmeyle emekleri sömürülmeye devam ediyor. Hükümet tarafından, çalışan kadınlara ilişkin doğum izni uzatmalarıyla göz boyayan cinsiyetçi politikaları, işçi kadınların kaderini patronların keyfiyetçi yaklaşımlarına teslim ediyor. Çalışma hayatında patron işçi ilişkisinin giderek daha baskın bir hal aldığı günümüzde, bölge halkı komünal ekonomi ile, iş hayatına yeni bir soluk getirdi. Kooperatifçilik sistemiyle komünal sera inşa eden Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde 10 kadın, kendi işlerinin hem işvereni hem de işçisi oldu. Komünal iş gücüyle kalkındırılan serada paylaşımcılığı esas aldıklarını ifade eden kadınlar, geçmişte kadınların yönetim biçimi olan komünal hayatı emek ve iş gücüyle yeniden yaşamsallaştıracaklarını söyledi.
'Kadınlar paylaşımcılığı esas alıyor'
Kadınların ekonomik ve toplumsal gelişmeyi ilerletme konusunda öncü bir rol alması gerektiğini söyleyen Zirai Danışmanı Leyla Doğan, günümüzde de tarıma dayalı ekonominin temel üreticisinin kadın oluğunu belirtti. Leyla, iş hayatında kadınların cinsiyetçi ücretlendirilmelere tabi tutulduğunun altını çizerek, hükümetin kadınlara dönük çalışma yasalarını eve kapatma yerine çalışma yaşamına teşvik edici şekilde düzenlemesi gerektiğini vurguladı. Leyla, "Hükümet, çalışma paketleriyle beraber, kadının iş hayatını patronların iki dudağı arasına teslim ediyor. Oysa kadın, doğasında var olan çalışma yapısına uygun olmalı ve sürekli üretmeli. Hükümet kadını eve kapatacağına, çalışmaya teşvik etmeli. Oysa kadınlar şu an ne yazık ki dünyanın her yerinde çalışma yaşamının her alanında ya istenmiyor, ya da ucuz iş gücü olarak çalıştırılıyor. Bu algıyı kırmak adına kadınlar daha fazla çalışmalı ve paylaşımcı bir çalışma hayatını esas alarak alternatif çalışma alanlarının temelini atmalı" dedi.
'Günümüzde komünal ekonomi gerekli'
Kadın tarihinde kadınların sürekli toprakla haşir neşir olduğunu ifade eden Leyla, kapitalist yaşamın kadınları topraktan dahi uzaklaştırdığının altını çizdi. Kadınların toprağa yeniden geri dönmesi gerektiğini ifade eden Leyla, bunun için var olan çalışma hayatı dışında alternatif komünal ekonomiyi esas alan çalışma hayatına atılması gerektiğini söyledi. Leyla, "Bu serada 10 kadınız ve eşit bir şeklide çalışıyoruz. Fide dikiminden toplama anına kadar her işi kadınlarla hep beraber ilgileniyoruz. Burada patron lafı asla geçmez. Herkes zaten işinin ne olduğunu bilir ve sabah erkenden seraya girer girmez işinin başına geçer. Ben burada zirai danışmanlık yapıyorum. Bunun gibi 15 seraya daha bakıyorum. Burada danışmanlık yapmam demek benim diğer kadınlardan daha üst düzeyde olduğumun anlamına gelmiyor. Bu iş yerinde herkes, seranın kalkınması için yapabildiği işin en iyisini yapar. Yani iş ayrımında bile komünalliği esas alıyoruz" diye konuştu. Organik tarımın insan sağlığı için çok önemli olduğunu dile getiren Leyla, "Organik tarım yaptığımız için, tarım ekonomisinde ikinci değil birinci konumdayız, çünkü buradaki herkes komünal ekonomiyi esas alıyor ve bu çalışma ahlakı çerçevesinde üretim yapıyor. Eşitlik için çalışma hayatının her alanında patron sıfatlarının yok edilmesi ve yerine komünal ekonominin hayata geçmesi gerekiyor" ifadesinde bulundu.
'Tarımla uğraşmayı seviyoruz'
Leyla, bölgede farklı büyüklüklerde seraların son zamanlarda artış gösterdiğini, bu seraların büyük bir bölümünün devletten destek aldığını ifade ederek, 10 kadın ile üretime başladıkları sera için hükümetin kooperatifçilik projelerinden yararlanmadıklarını söyledi. Seracılığın zor bir iş alanı olduğunu aktaran Leyla, "Biz kadınlar, tarımla uğraşmayı seviyoruz, bu yüzden yaptığımız işin zorluğunu çoğu zaman unutuyoruz. Serada elde ettiğimiz üretimin ekonomik gelirini de kendi aramızda eşit şekilde paylaşıyoruz" şeklinde konuştu.
'Kadınlar hem özverili hem emekçi'
Sera sektöründe kadınların daha çok ön planda olduğunu ifade eden Leyla, kadınların tarım alanında erkeklere oranla daha özverili ve daha emekçi olduğunu kaydetti. Leyla, "Burada komünal ekonomiyi esas alarak çalışıyoruz. Buda bizim çalıştığımız şartlarda büyük ve önemli bir paylaşım anlamına geliyor. Patron anlayışını kesinlikle reddettiğimiz gibi, üretimde de organik koşullar altında ürün yetiştiriyoruz. Organik tarım, hormonlu sebzelere göre daha pahalı olmasına rağmen, organik tarımı esas alıyoruz. Ekiminden fide dikimine kadar tamamen doğal kaynaklardan faydalanıyoruz" ifadesinde bulundu.
'Kadınlar tarımın temel direğidir'
Tarım alanında kadınların üretim bakımından her zaman öncü konumda olduğunu söyleyen organik tarım üreticisi Arzu Tunuş, kadınların tarımla bütünleştiğini ifade etti. Arzu, kadınların üretimin ekonomiye dönüştürülmesinde aktif bir rol üstlendiğini ifade ederek, "Kadınlarda bencillik yoktur, çünkü kadınlar paylaşımcıdır. Tarımı kalkındıran yine kadındır, tarımın temel direği kadındır. Fakat günümüzde kadınların verdiği emek görülmüyor. Kadınlar yaşama yön veren ve toplumu dönüştüren bir yere sahipken, günümüzde ise en fazla sömürülen durumuna geldi. Bunu düzeltmek bizim elimizde. Yine eski gücümüze dönebilir. Bunun en büyük adımı da komünal ekonomiyi esas almaktır. Bir iş yerinde herkesin patron olması demek ortada kıskançlığın olmaması ve hakkın yenilmememsi demektir" diye konuştu.
'Hepimiz eşit şartlarda çalışıyoruz'
"Bu iş yerinde patron, ya da alt, üst sıfatı geçmez" diyen Arzu, komünal yaşamın esas özelliğinden olan ortak yaşam ve ortak işgücünün tüm üyelerle beraber birlikte yapıldığını ifade etti. Arzu, sera üyelerinin tamamının kadın olduğuna dikkat çekerek,"Burada patronluk ya da işçilik yok. Burada herkes aynı konumda, çünkü burası hepimizin ekmek kapısıdır. Hepimiz burada işçi ve işvereniz. İşimizin işçisi biz, işvereni yine biziz. Kadınlar olarak böylesi güzel bir çalışma şeklini gelenekselleştireceğiz" ifadelerine yer verdi.
(dc/zd/mg)

