Baharlaşan kadına yönelimdir Şirin'in katledilişi…
08:33
Gülşen Koçuk / JINHA
HABER MERKEZİ - Direnişçi kadınlar arasında yerini aldı Şirin Elemhuli… Erkek egemen sistemin kadın iradesi ve mücadelesini sindirmek amacıyla baharlaşan kadına yönelimidir Şirin Elemhuli'nin idamı. Sistemin, özgürleşmesinden en çok korktuğu ve özgürleştiğinde tüm toplumu özgürleştirecek olan kadının yaratıcılarından biri olan Şirin Elemhuli, katledilişinin dördüncü yılında da unutulmuyor. Şirin, bedenen katledilmiş olsa da, yürüttüğü kadın mücadelesi ve ulusal mücadele hala yaşıyor…
Kürt ulusal mücadele tarihi, sadece Türkiye'de değil, Irak, Rojava ve İran'da da rejimlerin en sert yüzüyle karşı karşıya kaldı. Türkiye'de on binlerce kişi faili meçhul bir şekilde katledilirken, on bini de cezaevlerinde tutsak. İran'da Kürtler, idamlarla "terbiye" edilmeye, sindirilmeye çalışılırken, Irak'ta ise Saddam rejiminin katliamlarıyla imtihan edildiler. Rojava ise, Ortadoğu'nun yakın tarihinde süren ve son birkaç yıl içerisinde körüklenen kirli savaşın en temiz kalmış örneği oldu. Rojava devrimi, Kürt kadınlarının eliyle, Kürt kadınlar tarafından bırakılan miras üzerine inşa edildi. Kürt ulusal mücadele tarihi boyunca birçok Kürt katliamlardan, işkencelerden geçirildi. Özellikle kadınlar üzerinden yürütülen savaş politikaları, tarihsel kimliği ile var olan birçok kadının yaşamına son verirken, bedensel olarak öldürülmek istenen her kadın, kadın mücadele tarihinde yeni bir mücadele gerekçesi sayıldı. Şirin Elemhuli de, Kürt kadınlarının mücadele gerekçelerinden biriydi…
Fiziki ve psikolojik işkenceden geçirildi
Şirin Elemhuli, İran rejiminin idam ettiği onlarca Kürt siyasetçiden biri… Şirin, 1984 yılında Rojhilat'ın Maku kentine bağlı Demkişlak Köyü'nde dünyaya geldi. 2008 yılında İran pastarları tarafından tutuklanan Şirin, ilk 25 gün bilinmeyen bir yerde fiziki ve psikolojik işkenceden geçti. Bu 25 günlük sürecin ardından Evin Cezaevi'ne gönderilen Şirin, burada da 6 ay kaldıktan sonra Nesvan bölümüne gönderildi. Bir yıl sonra ise Tahran şehrinin devrim mahkemesine gönderildi. Mahkeme Şirin'in, sınır dışına kanunsuz çıkışı nedeniyle iki yıl hapis yatmasına, PJAK ile olan ilişkisinden dolayı ise idam hükmüne karar verdi. Bu hüküm, 2009 yılı Ocak ayında avukatlar tarafından ilan edilirken, hükmün yasal olmaması nedeniyle avukatlar yeniden yargılama talebinde bulundu. Fakat hiçbir girişim, idam kararını geri çevirmedi.
Şirin idam edilen ikinci Kürt kadını!
Ferzad Kemanger, Ferhad Wekili, Eli Hayderiyan ile birlikte 9 Mayıs 2010 günü idam edilen Şirin, Kürt ulusal mücadelesinde Leyla Qasim'dan sonra idam edilen ikinci Kürt kadını oldu. Şirin, İran mola rejimi tarafından "cennete gitmesin" diye tecavüz edildi. İran rejimi, idam ettiği kadınları iki kere katlediyor: Tecavüz ederek ve idam ederek… Şirin, Ferhad, Ferzad ve Eli infaz edildikten sonra cenazeler otopsi için Şaweyşi merkezine götürüldü, ardından ise bilinmeyen bir yerde gömüldü. Tüm tepkilere ve idamların üzerinden 4 yıl geçmiş olmasına rağmen cenazeler hala ailelere verilmiş değil.
'Şirin'in duruşu Zilancadır, Semacadır'
Şirin de, birçok Kürt gibi, özgürlük sevdalısı olduğu, kadın mücadelesi yürüttüğü için katledilmek üzere hedef seçildi. İki yıl rehin tutulduğu süreç içerisinde kimliğini inkar etmesi karşılığında yaşamın vaat edildiği İran rejimi karşısında Şirin, onurlu bir ölümü tercih etti. Şirin, Kürt mücadelesi içerisinde, ulusal özgürlük ve cins özgürlüğünden bedeli ne olursa olsun vazgeçmemenin adı oldu. Üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen, Şirin Elemhuli ve 4 kişi için tepkiler dinmiyor. KCK Yürütme Konseyi üyelerinden Sozdar Avesta, Zilan (Zeynep Kınacı) için kaleme aldığı değerlendirmesinde Şirin'den şöyle bir not düşüyor:
"Zilan gerçekliği Ortadoğu'nun kadın gerçekliğinin nasıl olmasını belirlemiştir. Zilan ardılları olan Sema Yüceler, Filiz Yerlikayalar (Gulan), Nudalar, Viyanlar, Şilanlar, Sorxwinler, Gülbaharlar, Dicle ve Dersimlerle, yine bu yıl 9 Mayıs'ta İran molla rejiminin vahşi işkencelerine karşı sonuna kadar direnen ve idam ipine giderken bile özgürlük sloganlarını haykıran Zilan ve Sema yoldaşların çizgisinde şaşmadan yürüyen Şirin Elemhuli yoldaşın duruşu vardır. Şirin Elemhuli yoldaşın direnişi, Zilan çizgisinin devamıdır. Zilan çizgisi bugün artık her alanda yaşam bulmaktadır. Düşmana karşı, her türlü baskıya, ahlak dışı yönelimlere karşı çıkış yolunu bulan ve insani erdemlerini sahiplenen ve koruyan her insan açısından kendisine esas alması gereken bir yaşam felsefesidir. Şirin yoldaşın İran devletine karşı duruş ve tavrı Zilancadır, Semacadır, Zilan çizgisinin hiçbir biçimde kesintiye uğramadan devam edilmesinin ifadesidir."
Şirin, ardında sadece idamından 6 gün önce (3 Mayıs) kaleme aldığı bir mektup bıraktı. Şirin'in bıraktığı mektubu şöyle:
"Tutukluluk sürecim üç yıla doğru gidiyor. Yani üç yıl zorlu bir yaşam içerisinde geçti. Evin Cezaevi'nin demir parmaklıkları ortasında, iki yıl boyunca avukatsız ve hükümsüz yeri belli olmayan muğlak bir yerde yaşadım. Bu muğlaklık esnasında pastar güçlerinin işkencesinin altında oldukça acılı günler geçirdim. Bu süreçte her gün yargılamam hakkında verilen kararın belli edilmesini istememe rağmen, bu talebim cevapsız bırakılmıştır. Yargılamam sonucunda adaletsiz bir şekilde idamıma karar verilmiştir.
Tutuklanışımın sebebi nedir ya da neden idama doğru gidiyorum?
Acaba sebebi Kürt olmamdan mıdır? Eğer öyleyse ben de diyorum ki anamdan Kürt olarak doğdum. Kürt oluşum nedeniyle çok zahmetli bir yaşam içerisinde, her şeyden mahrum bırakıldım. Dilim Kürtçedir bu dille ailem, arkadaşlarım ve tanıdıklarımla ilişki geliştirdim ve bu şekilde büyüdüm. Bu yol ilişkilerimin köprüsü oldu. Şimdi de kendi dilim ile konuşmam yasaklanmıştır. Kendi dilimle okuyamıyor ve yazamıyorum. Bana 'Kürtlüğünü inkar et' diyorlar, ben de 'Öyle bir şey yaparsam kendi varlığımı inkar etmiş olurum' diyorum.
Sayın savcı ve yargıç:
Soruşturmamı yürüttüğünüzde kendi dilimle konuşma hakkına bile sahip değildim. İki yıl tutukluluğum sürecinde, Evin Cezaevi'nin, kadın bölümünde arkadaşların yoluyla Farsça dilini öğrendim. Ancak siz kendi dilinizle beni soruşturup mahkememi yürüttünüz ve yine kendi dilinizle hükmü belirlediniz. Bu öyle bir şekilde geçti ki etrafımda nelerin olup bittiğini bile bilemiyordum ve savunmamı yapamıyordum. Bana karşı yürüttüğünüz işkence gece uykularımın kabusu olmuştur. Bu soruşturma esnasında her gün yaşadığım acılı günler şimdi de benimle birlikte devam ediyor. İşkence esnasında kafamda aldığım darbeler nedeniyle kafamda hastalıkların oluşmasına yol açmıştır. Bazen bu ağrılar şiddetlenince etkisini gösteriyordu. Kendimden-geçip etrafımda neler olup bittiğini bilmiyor ve saatlerce öyle kalıyordum. Bu başımdaki darbeler ağır hastalıklara neden olurken, burun kanaması geçiriyordum. Bu kanama sonucunda kendime geliyor ve normal halime dönüyordum. Bu işkenceler esnasında bende oluşan hastalıkların diğer bir etkisi de, gözlerimin görme oranının düşmüş olmasıdır. Bu oran gittikçe düşüyor, gözlük istememe rağmen bu talebime cevap verilmedi. Zindana ilk girdiğimde saçlarım simsiyahtı, ancak her geçen gün saçlarıma aklar girdiğini gördüm. Biliyorum bunu sadece bana ve aileme karşı yürütmüyorsunuz. Bu işkenceleri bütün Kürt çocuklarına karşı (Zeynep Celaliyan, Ronak Seferzade vs…) yürütüyorsunuz. Kürt anaları her gün çocuklarının akıbetini merak ediyorlar. Her telefon çalışında çocuklarının idam edildiğinin haberini duyma korkusuyla yaşıyorlar. Onlarla işbirliği yapmamı istediler. Bunun karşısında idamımın kaldırılabileceğini söylediler. Bu talepleri hangi anlama geliyor bilmiyorum. Daha önce onlara söylediklerim dışında farlı bir şey söylemiyorum. En sonunda onların dile getirdiklerini tekrar etmemi istediler. Ancak bunu yapmadım. Ben onların elinde bulunan bir tutuklu olarak, amaçlarını gerçekleşmeyene kadar, beni bırakmayacaklarını ya da idam edeceklerini söyleyerek 'asla özgürlük' sözlerini dile getirmişlerdir."
2007'den bu yana 12 Kürt siyasi tutsak idam edildi
İran'da 2007 yılından bu yana en az 12 Kürt siyasi tutsak idam edildi. Hasan Hikmet Demir 2007 yılında ilk idam edilen PJAK'lı olurken, 11 Kasım 2009'da İhsan Fetahiyan, 6 Ocak 2010'da Fesih Yasemini, 9 Mayıs 2010 günü ise Kürt öğretmenler Ferzad Kemanger, Ferhad Wekili, Eli Heyderiyan ve Kürt kadın aktivist Şirin Elemhuli idam edildi. 27 Ocak 2011'de Doğu Kürdistan'ın Şino kenti nüfusuna kayıtlı Ferhad Tarim isimli İran Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) üyesi de, Urmiye Cezaevi'nde idam edildi. 5 Ocak'ta Hüseyin Xizri isimli siyasi tutsak, Urmiye Cezaevi'nde gizlice idam edildi, infazı 15 Ocak günü ortaya çıktı. 2013 Ekim ayı sonlarında İran'da 40 kişi idam edilirken, bunlardan 2'si Kürt siyasetçiyken, idam edilenler arasında kadınlar da vardı. 26 Ekim günü Urmiye Cezaevi'nde Kürt siyasi tutsak Habibullah Gulperipur, Selmas Cezaevi'nde Rıza İsmaili-Mamedi isimli Kürt siyasi tutsaklar rejim tarafından idam edildi.
AF Örgütü ve HRW İran rejimini kınamıştı
İnsan hakları İzleme Örgütü (HRW) de, Şirin Elemhuli ve aynı gün idam edilen Ferzad, Ferhad, Eli ve İranlı bir kişiye ilişkin 11 Mayıs'ta yaptığı açıklamayla İran rejiminin despotik uygulamalarını kınadı. HRW Ortadoğu Yardımcı Direktörü Joe Stork, "4 Kürt tutuklunun idam edilmesi, hükümetin ölüm cezalarını azınlıkta olan muhaliflere karşı adaletsizce kullanmasının son örneğidir" dedi. Joe, "Yargı rutin olarak sivil toplum kuruluşları aktivistleri de dahil Kürt muhaliflerini, insanların silahlı örgütlere üye olmakla suçluyor ve muhalefeti bastırmak için ölüm cezalarına çarptırıyor" vurgusunu yaptı. Uluslararası Af Örgütü temsilcilerinden Malcolm Smart ise, "Hiçbir uyarı gönderilmeden gerçekleştirilen bu idamları kınıyoruz. Kendileri hakkındaki ciddi suçlamalara rağmen idam edilen 5 kişi için adil yargılamalar gerçekleştirilmedi. İdam edilenlerden üçüne işkence yapıldı ve ikisi de baskıyla itirafçılığa zorlandı" açıklamalarında bulundu.
(gk/mg)

