Gebze Cezaevi'nde kadın tutsaklara işkence!
08:26
Rohat Emekçi / JINHA
AMED - Türkiye ve bölge cezaevlerinde siyasi tutsaklara yönelik yaşanan hak ihlalleri artarak devam ediyor. Gebze Cezaevi'nde yaşadıkları hak ihalelerini yazdıkları mektuplarla aktaran siyasi kadın tutsaklar, "Son süreçte çeşitli gerekçelerle cezaevi idaresinin saldırısına uğruyoruz. Saldırmak için adeta gerekçe uyduruluyor. Üst üste askerlerin ve gardiyanların saldırısına uğradık. Saldırı gerekçelerinin başında onur kırıcı, keyfi üst aramasını kabul etmememiz ve de 'Devrimci avukatlara özgürlük' kampanyamız çerçevesinde takmış olduğumuz kokartlardır" dedi.
Türkiye ve bölge cezaevlerinde siyasi tutsaklara yönelik yaşanan keyfi uygulama, hak ihlalleri ve baskılar dur durak bilmeden devam ediyor. Türkiye'deki cezaevlerinde hak ihlallerinin tavan yaptığı bir dönemde, hasta tutsaklara gösterilen yaklaşım ise içler acısı bir durumda. Eşitlik ve adalet ilkelerine bir darbe niteliği taşıyan cezaevi yönetiminin keyfi yaklaşımlarına maruz kalan siyasi tutsaklar, insan haklarına aykırı uygulanan kurallar çerçevesinde yaşamaya zorlanıyor. Bu uygulamalardan nasibini alan cezaevlerinden biri de Gebze Cezaevi... Gebze Kapalı Kadın Cezaevi'ndeki kadın tutuklular yaşadıkları durumu yazdıkları mektupla duyurdu. Kadınlar, "Cezaevi yönetiminin keyfi yaklaşımına maruz kalıyor, asker ve gardiyanlar tarafından sürekli baskına uğruyoruz" sözleriyle "demokratik" Türkiye'nin anti demokratik ceza infaz sistemini bir kez daha gözler önüne serdi.
'İdare saldırı aracını aktif bir şekilde kullanmaktadır'
"Cezaevi idaresi, saldırılarla beraber üst üste disiplin cezaları vererek bu saldırı aracını da aktif bir şekilde kullanıyor" denilen kadın tutsakların mektubunda hasta tutsak Özlem Taşdemir'in hastaneye gidişi sırasında kokartının askerler tarafından zorla çıkarıldığını belirtti. Kadınlar, "Asker, Özlem'den kokartını çıkartmasını istedi. Özlem'in çıkartmaması ve de neden taktığını anlatmasının üzerine asker cezaevi idaresinden kokartı çıkartmalarını istedi. Cezaevi idaresi, baş memur ve gardiyanlar da Özlem'in yakasından kokartı zorla söküp çıkarttılar. Baş memur Muhlis Dagıstanlı'nın Özlem'in yakasından kokartı kopartmasından sonra, Özlem ring aracında bir saat bekletildi. Özlem Taşdemir, cezaevinin ikinci müdürü Seher Karamehmet, baş memur Muhlis Dagıstanlı'nın sözlü ve fiili saldırısına uğramıştır. Kokart takmanın haklı ve meşruluğunun ortada olmasına rağmen hapishane müdürü Seher ve baş memur Muhlis, Özlem'in üzerine saldırıp zorla kokartını söküp almışlardır" ifadeleri kaydedildi.
'Gözle görülür morluk ve yaralanmalar var'
Gebze'de tutuklu bulunan kadınlar, üst araması sırasında onur kırıcı aramanın yani sıra, psikolojik ve fiziksel saldırılara uğradıklarını aktarırken, "Diğer hasta tutsaklardan Yıldız Keskin ve Gülay Efendioğlu'nun hastane sevki sırasında asker üst araması yapmak istemiş. Üst aramasını kabul etmeyen Yıldız ve Gülay'a hastaneye götürülmeyecekleri, ikinci müdür Aydin Budak, Hasan Toprak, baş memur Nusret ve Muhlis Dağıstanlı tarafından söylenmiştir. Yıldız Keskin ve Gülay Efendioğlu 15 gardiyanın saldırısına uğrayıp, arama çıkış noktasından kaldıkları hücreye sürüklenerek getirilmişlerdir. Yıldız ve Gülay'ın, bu saldırı sonrasında vücutlarında gözle görülür morluk ve yaralanmalar oluşmuştur" diye belirtildi.
'İşkenceyle kelepçe takılarak zorla ringlere atıldık'
Bu saldırı sonrası Yıldız Keskin ve Gülay Efendioğlu'nun 15 gün hücre cezası aldığı kaydedilen mektupta, bu olaya istinaden, slogan seslerini duyup kapı dövme eylemi yapan Yeliz Türkmen'in de 15 gün hücre cezası aldığının altı çizildi. Savcılığa yapılan suç duyurularına cevap alamayan kadın tutsakların hala üst araması için askerlerin dayatmalarına maruz kaldığına dikkat çekildi. "Bugün hala, hastane ve mahkemelere her götürülen arkadaşımıza askerin üst araması dayatılıyor" denilen mektupta, bugüne kadar cezaevi personelinin yaptığı arama yerine, askerin arama dayatması tamamen keyfi olduğu belirtildi. Siyasi tutsakların arama hücrelerinde, işkenceye maruz kaldıklarının ve kelepçe takılı bir şekilde zorla ringlere atıldıklarının vurgusu yapılan açıklamada, "Arama bahanesiyle yapılanlar işkencedir. Yaşadığımız tüm bu işkencelerden cezaevi müdürleri, baş memurlar, asker ve komutanları sorumludur. Ayrıca, hiçbir suç duyurumuza savcılık cevap vermemiştir. Savcılık da onay vermiştir. Avukatlarımıza, ailemize, basına gönderdiğimiz mektuplar engellenmiştir" denildi.
'Kader Fındık ve arkadaşları saldırıya uğradı'
Cezaevi yönetiminin keyfi uygulamaları sonucu tedavi haklarının engellendiğinden sağlık sorunlarının her geçen gün arttığına işaret edilen mektupta, "Kadınlar, Gebze Cezaevi'nde keyfiyete, işkencelere, hak gasplarına karşı çıktıkları için hücre cezaları, görüş ve iletişim cezaları alıyor. Gebze Cezaevi'ne bir örnek de Kader Fındık olayıdır. 13 Ocak günü duruşmaya götürülürken aramaya askerlerin girmesini reddettiği için Kader Fındık gardiyanların ve askerlerin saldırması sonucu baygınlık geçirdi. Kader'le birlikte aramaya karşı çıkan diğer kadın tutsakların ise ciddi şekilde darp edildi" sözlerine yer verildi.
202'si ağır 620 hasta tutsak
Bu örneklerle sınırlı olmayan cezaevlerindeki keyfi uygulamaların yani sıra, Türkiye genelinde halen tutuklu ve hükümlü 202'si ağır olmak üzere toplam 620 hasta tutsak bulunuyor. Ağır hasta mahpusların içerisinde, ölümcül hastalıklarla hapishane koşullarında mücadele edenlerin yanı sıra, şizofreni hastalığı nedeniyle sıradan algı sınırları dışında bir hayat süren de var, gözleri görmediğinden kendi karanlığına terk edilmiş olan da var. Son süreçte yaşanan saldırılara adeta gerekçe uyduruluyor. Saldırı gerekçelerinin başında onur kırıcı, keyfi üst aramasını kabul etmememiz ve de 'Devrimci avukatlara özgürlük' kampanyamız çerçevesinde takmış olduğumuz kokartlardır" diye belirtildi.
(sg-re /zd/mg)

