'Din alimleri ‘dini’ çıkarlarına göre yorumluyor'
11:00
JINHA
AMED - DTK tarafından organize edilen Demokratik İslam Kongresi’nin ikinci gününde açılış konuşmasını gerçekleştiren İran delegelerinden Dr. Hüseyin Xaliqî, İslam dininin din alimleri tarafından kurumsallaştırıldığını ve çıkarlar doğrultusunda yorumlandığını belirterek, “İran’da İslam adı altında idam kararları veriliyor. Kadınlar idam edilmeden önce sözüm ona ‘cennete gitmesinler’ diye tecavüz ediliyor. Din alimleri bunların karşısında durmalıdır" dedi.
PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın önerisi üzerine Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) tarafından düzenlenen ve Mele Evdilayê Timoqî'ye adanan "Demokratik İslam Kongresi" 70'i kadın olmak üzere 300'ün üzerinde delegenin katılımıyla ikinci gününde de devam ediyor. Diyarbakır Green Park Otel’de devam eden Demokratik İslam Kongresi’nin ikinci gün açılış konuşmalarını İran'dan Goran Aryend (Dr. Huseyîn Xeliqî) ve Federal Kürdistan Bölgesi'nden Din Alimi Abdulkerim Sarbajari tarafından gerçekleştirildi.
'Her mezhep kendisini hak gördü diğerlerini dışladı'
İlk olarak açılış konuşmasını gerçekleştiren Dr. Hüseyin Xalikî, peygamberlerle insanlar arasındaki farkın, peygamberlerin mesaj alması olduğunu ifade ederek sözlerine başladı. Hz. İbrahim'in, halka yönelik zulümle savaştığını söyleyen Hüseyin, peygamberlerin insanların Allah’a tapmaları için çağrıda bulunduğunu da aktardı. Allah'ın insanlara birbirlerinin haklarını savunmasına dönük mesaj gönderdiğini dile getiren Hüseyin, "Bu din bir ırmak, derya gibiydi" diyerek, İslam dininin akarak yolunu bulduğunu belirtti. İslam dininde kolların da oluştuğuna sözlerinde yer veren Hüseyin, "İslam dininde iki ırmak var. Bu ırmaklar farklı uluslara doğru gitti ve o ulusun kültürüne karıştı. Her ülkede bir din var. İslam'ın her ülkede farklı bir rengi var. Sadece Avrupa'daki Hıristiyanlık ve Ortadoğu'daki Hıristiyanlık nedeniyle farklı bir hal aldı" şeklinde konuştu. İslam'ın kendi mezheplerini hak mezhepleri olarak gördüklerini ve diğerlerinin dışlandığını belirten Hüseyin, "Böyle bir yaklaşım olmasaydı, insanlık devrim de gerçekleştirebilirdi" dedi.
'Din adamları dini araç olarak kullandı'
Kuran ayetlerinin yorumlanmasından farklılıkların başladığını söyleyen Hüseyin, yorum farklılıklarının mezhep farklılıklarına yol açtığına işaret etti. Dinin bir araç olarak görüldüğüne de dikkat çeken Hüseyin, dinin bir çıkar aracı olarak görülmesinin ardından da farklı yorumların açığa çıktığının altını çizdi. Hüseyin, din adamlarının din kurumları üzerinden hakimiyet kurduklarını sözlerine eklerken, din adamlarının bu kurumlarda kendi çıkarlarına göre ayetleri yorumladığını belirtti. Kongreyle İslam'ı yeniden yorumlamak gerektiğini söyleyen Hüseyin, "Emeviler'den, Abbasiler'den gelen dini yorumu düzeltmek gerekiyor" dedi. Rojava'da İslam adı altında kadınlar ve çocuklar için fetvalar verildiğini de hatırlatan Hüseyin, "Kürtler din adı altında Enfal katliamına tabi tutuldu. Fetva verenlerden birisine bunu sorduğumda 'Bana nasıl bunu söylersin' dedi. Rojhilat'ta özgürlükçü çocuklar, kadınlar mücadele etmeye başladığında ya katlediyorlar, ya da cezaevine atıyorlar. İslam adına idam verildiği zaman, Kürt kadınlara tecavüz ediyorlar, öte dünyaya bakire gitmesinler ve cennette yaşamasınlar diye bunu yapıyorlar" açıklamalarında bulundu. İslam dünyasının bu konularda neden sessiz kaldıklarını sormak gerektiğini vurgulayan Hüseyin, bir kişinin dahi acısı varsa İslam dünyasının uyumaması gerektiğine işaret etti. Abdullah Öcalan'ın kongreye gönderdiği mesajı okuduklarını ve Abdullah Öcalan'ın bütün kitaplarını da okuduğunu ifade eden Hüseyin, Abdullah Öcalan'ın öngördüğü reform ve Rönesansların engellenmek istediğine dikkat çekti. Kuran adına kolların kafaların kesilmesine sessiz kalınmaması gerektiğini dile getiren Hüseyin, kongreden sonra evlere gidildiğinde de bu proje ve çalışmaların sürmesi gerektiğini ifade etti.
'Kürtler her türlü ırkçılığa maruz kaldı'
Ardından konuşan Federal Kürdistan Bölgesi'nden gelen Din Alimi Abdulkerim Sarbajari, İslam alimlerinin haksızlıklarla mücadele etmesi gerektiğini belirtti. İslam'ın insanlara yapılan haksızlıkları ve zulümleri kabul etmediğine vurgu yapan Abdulkerim, Kürtlerin uzun tarihler boyunca tüm zulüm ve haksızlıklara uğradıklarına, milliyetçilik akımlarının mağduru olduklarına işaret etti. Kürtlerin her yerde farklı milletlerin yönetimi altında yaşamak zorunda bırakıldıklarına sözlerinde yer veren Abdulkerim, "Kürtler de bir halktır. Bazı Avrupa ülkeleri iltica eden Kürtlere haklar vermesine rağmen Kürtler kendi topraklarında o haklara bile sahip değil" dedi. Kürtlere "Dilsel ırkçılık" yapıldığını kaydeden Abdulkerim, Kürtçe'nin sokakta, evde konuşulmasının dahi yasak görüldüğünü ifade etti. Kürt bilginlerinden yararlanılabileceğini söyleyen Abdulkerim, dil olmadan Kürt düşünürlerinin anlaşılamayacağını ve Kürtçe'nin anlaşılamamasının egemenlerden dolayı olduğunu vurguladı.
‘Kürtlere kendi topraklarında hakları verilmedi'
Kürtçe yayınların engellenmesine de değinen Abdulkerim, Kürtlerin ırkçılığın her türlüsüne maruz kaldıklarının altını çizdi. Ayrıca Abdulkerim, hükümetlerin sadece kendisini var etmek için bazı kanallar açarak Kürtçe'ye izin verildiğini söylerken, bunların düzelmesini Allah'tan istediklerini ve din alimlerinin de bu yönlü rol oynaması gerektiğini belirtti. "Alimler görevlerini yerine getirmiyor" diyen Abdulkerim, İslam dininin kötülüklere karşı mücadele edecek en iyi araçlar olduğunu vurguladı. Önceki Kürt ayaklanmalarını Kürt alimlerin yönettiğini de hatırlatan Abdulkerim, alimlerin Kürt hareketini desteklemesinin eskisi gibi olmadığını ve çok fazla ihmalkarlık yaşandığını söyledi. Din alimlerinin Kürtlerin davasına yardım etmeleri gerektiğinin altını çizen Abdulkerim, konuşmasında PKK Lideri Abdullah Öcalan'a da kongrenin organizasyonunda öncü rol oynadığı için teşekkür etti. Ayrıca Abdulkerim, AKP hükümetine de Kürtlerin haklarını vermeleri konusunda çağrıda bulundu.
'Kürtler hem dini hem kültürel sömürüyle karşı karşıya'
Kürdistan Federal Bölgesi'nden Mele Xelîl da Federal Bölge’de yaşayan alimlerin mesajını okudu. Konuşmasında Xelîl, Ortadoğu'nun büyük bir savaş içerisinde olduğunu ifade etti. Her gün yeni bir katliamla karşı karşıya kalındığını ifade eden Xelîl, hem din hem de ulusal, kültürel sömürüyle karşı karşıya olunduğunu söyledi. Kürt halkının Ortadoğu'da büyük bir kültürel baskıyla karşı karşıya kaldığını kaydeden Xelîl, Kürt dünyasının İslamiyet'e birçok filozof ve din alimi kazandırdığını da sözlerine ekledi. Xelil, "Kongrenin Kürdistan'ın bütün parçalarında gerçekleştirilmesini istiyoruz. Kongre, Kürtçenin Kürdistan'ın parçalarında yasaklanmasına karşı, Abdullah Öcalan'ın özgürlüğüne ilişkin, şiddet olaylarını protesto etmeye yönelik, bir kurum oluşumuna gidilmesine ilişkin, İran'ın idamlara son vermesi için kararlar alınmalı" dedi. Kürt birliğinin sağlanması için kongrenin önemli bir rol alması gerektiğini ifade eden Xelîl, kongrede alınan kararların Federal Kürdistan Bölgesi'ne ulaştırılacağını söyledi. İslam'ın Kürtlerin, bütün sorunları çözeceğini ve barış getireceğini söyleyen Xelîl, "İslam kimsenin katledilmesi için karar almaz" ifadelerine dikkat çekti.
Ardından ise "Enfal katliamında, Halepçe'de katledilenlerin, milyonlarca ezilenin mesajı" ifadeleriyle mesaj okundu.
(ekip/mg)

