Saliha Bektaş: Adı tarihten silinen kadınları unutmamalıyız
16:09
JINHA
AMED – Demokratik İslam Kongresi’nin "Kadının İslam'da Yeri" konulu 2'inci oturumunda konuşan Akademisyen Saliha Bektaş, "Yeni eşit ve adil bir toplum yaratmak bizim elimizdedir. Kadın şu ana kadar her zaman bir eşya gibi görüldü ve her zaman kötü olayların sebebi olarak anıldı. Burada adı tarihten silinmeye çalışılan Meryem, Belkıs, Hacer ve Rojava'da devrim gerçekleştiren kadınları unutmamalıyız" dedi.
PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın önerisi üzerine Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından düzenlenen ve Mele Evdilayê Timoqî'ye adanan, "Demokratik İslam Kongresi" 70'i kadın olmak üzere 300'ün üzerinde delegenin katılımıyla ikinci gününde devam ediyor. Diyarbakır Green Park Otel'de gerçekleştirilen kongrenin ikinci gününde, "Kadının İslam'da Yeri" konulu ikinci oturumu gerçekleştirildi. Öncesinde kadınların toplantı almasının ardından başlayan oturumun moderatörlüğünü Sabiha Ünlü yaparken, İlahiyatçı Süheyla İnal, İlk-Der Yöneticisi ve Akademisyen Saliha Bektaş ve Başkent Kadın Platformu Derneği üyesi Berrin Sönmez konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda ilk olarak konuşan Akademisyen Saliha Bektaş, İslam’ın erkeklerin kibrine maruz kaldığını ve bu nedenle toplumda İslam'ın erkeklerin olduğu algısının oluştuğunu belirtti.
'Kongremiz Kürdistan sevdalılarının bir iradesidir'
İkinci oturumda ilk olarak konuşan İlahiyatçı Süheyla İnal, sunumunda "İslam'da Kadının Yeri ve Günümüz Yaklaşımları" konusunu değerlendirdi. Ortadoğu'da karanlık bir çağ yaşandığını ifade eden Süheyla, Kürt, Türk, Arap demeden kadınların genel sorunların içinde kadınların sırtından geçen ezilmişliğin yok olması için mücadele edilmesi gerektiğini dile getirdi. Kadın sorunun ümmetlerin ve halkların yeniden kurtuluşunun temel sorunu olduğunun altını çizen Süheyla, "Kongremiz, yüzyıllarca İslam alemine öncülük eden Kürdistan sevdalılarının bir iradesidir. Bu kongrede, artık kangrene dönüşmüş kadın sorunlarının da tartışılması gerekiyor. Her gün yoğun bir şekilde yaşanan kadın katliam ve tecavüz saldırılarının temel bir sorun olarak bu kongrede tartışılması gerekiyor" dedi.
'İslam dini erkek kibrine büründü'
Süheyla, "İslam'ın erkeklerin dini olduğu algısı var. Bu büyük bir erkek kibridir. Kadının erkek karşısında eksik bir cins olarak görülmesi algı var. Eşit bir anlayışın karşısında, geleneksel yaklaşımcılar, kadını ötekileştirmeyi doğal görüyor. 'kadın erkekten fiziki ve beyin olarak eksiktir' anlayışının yanı sıra, Adem'in cennetten kovulmasının sebebi olarak yine kadın görülüyor. Bu yaklaşımın Kuran’da bunları kesinlikle reddettiğini görüyoruz. Kuran’ın onlarca ayetinde insanlığın kadın ve erkekten oluştuğu vurgulanmıştır" diye konuştu. Süheyla, Müslüman kadınlar için etrafında birleşecekleri bir örgütlenme zemininin oluşması gerektiğini ifade ederek kongre delegelerine önerilerde bulundu.
Süheyla önerilerini şu şekilde sıraladı:
"*Bu örgütlenmeyi, Kürdistan Kadınlar Birliği olarak tanımlayabiliriz. Şu an hemen hemen hiç bir yerde temsil edilmeyen kadınlar, bu birlik sayesinde temsil gücüne kavuşacaktır. Bu birliğin kuruluşu, esasları ve ve yapısı üzerinde somut tartışmalar sonucu Hazırlık Heyeti Kurucu Komisyonu oluşturmalıyız.
*Bu birlik, kongreye katılan farklı halkların kadınlarının temsiliyetini sağlayabileceği gibi, her halkın kendi özgün Müslüman kadın kuruluşunu esas almalıdır.
* Kürdistan Müslüman Kadınlar Birliği, Kürdistan'ın mevcut parçalı durumu nedeniyle, her parça kendi özgün birliğini kurmalıdır.
* Başur parçasında on yılı aşkın süredir devam eden Federe Kürdistan tecrübesi önemlidir. Bu parçada bulunan İslami Kürt hareketinin ve onların kadın faaliyetlerinin tecrübelerini paylaşmak gerekir.
* Rojava Kürdistan'ında son dönemde Kürt halkı açısından önemli kazanımlar elde edildi. Burada hem farklı odakların, hem de zalim Baas rejiminin saldırıları karşısında direnen halkımızın yanında yer aldığımızı beyan ediyoruz. Müslüman Kürt kadınları olarak kendi asli görev ve sorumluluğumuz olarak benimsiyoruz. Bu nedenle Rojava'da mevcut inşa sürecinde daha güçlü katılım için Rojava Müslüman Kadınlar Birliği'nin acil bir şekilde kurulmasını öneriyorum. "
'Kürt kadın hareketi İslami kadınlarla barışmalı'
Konuşmasında Kürt kadın hareketinin Müslüman Kürt kadınlarla da barışması gerektiğini vurgulayan Süheyla, kadınların dinsel kimliklerini yok etmeden barışmayı sağlaması gerektiğini söyledi. Süheyla, "Kürt kadın hareketi, hemen hemen her her bildirisinde İslam dininin kadın karşıtı olduğunu vurgulamaktan vazgeçmelidir. Müslümanların kadına karşı yaklaşımındaki sakatlığını eleştirmek ayrı, tüm bir İslam dinini kadına köleliği dayatan ve onu objeleştirildiğini öne süren yaklaşımlarda bulunmak yanlış. Müslüman kadınlar olarak, bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Kimliğimize, kültürümüze ve dinimize saygı talep ediyoruz. Bu saygı olması dahilinde erkek zihniyete karşı her türlü mücadele birliği sağlayabiliriz" sözlerine yer verdi.
'Adı tarihten silinen kadınları unutmamalıyız'
Son olarak egemenci ve tahakkümcü güçlere karşı İslam'ın eşitlik ve adalet için doğduğunu söyleyen Süheyla, "Yeni adil, eşit ve adil bir toplum yaratmak bizim elimizdedir. Kadın şu ana kadar her zaman bir eşya gibi görüldü ve her zaman kötü olayların sebebi olarak anıldı. Burada adı tarihten silinmeye çalışılan Meryem, Belkıs, Hacer ve Rojava'da devrim gerçekleştiren kadınları unutmamalıyız" diye konuştu.
'Peygamberimizden sonra kadın hakları çiğnendi'
Oturumun son sunumunu gerçekleştiren Başkent Kadın Platformu Derneği Üyesi Berrin Sönmez de, "Kadının İslam ile Elde Ettiği Haklar ve Günümüzde Kadının İnsan Hakları Mücadelesinin Bir Karşılaştırması" konusu üzerine bir sunum gerçekleştirdi. Berrin, İslam ile kadının elde ettiği pek çok hakkın olduğunu dile getirdi. Tarih boyunca kadınların haklarını dile getiren tek kitabın Kuran olduğunu söyleyen Berrin, "Peygamberimizin Veda Hutbesi'nde ve ölüm döşeğinde kadınların haklarını yememek konusunda erkekleri uyardığını hepimiz biliriz" dedi. Muhammed'in ölümünden sonra erkeklerin kadın haklarına saldırdığını ifade eden Berrin, kadınların haklarını çiğneyen erkeklerin İslam'ı cahiliye dönemine tekrar geriye ittiğini kaydetti. Berin, "Oysa İslam, cahiliye dönemine karşı ortaya çıkmıştı. Peygamberimiz, kadınların kendi hür iradeleriyle siyasete katılımını istemiştir" diyerek kadınların hala siyasete aktif katılmak için mücadele verdiğini söyledi.
'Kadınlar devrimden sonra geriye itildi'
Kadın sorunun tüm dünyada yaşandığını ifade eden Berrin, Fransız Devrimi'nden sonra İnsan Hakları Beyannamesi'nde kadınların haklarına pek değinilmediğini belirterek, kadınların Fransa'da yıllarca Kadın Hakları Beyannamesi'nin oluşturulması mücadele verdiğini söyledi. Berrin, "Aynı durum Bolşevik dönemine de denk geliyor. Sosyalizm devrimin ardından sonra da kadınlar ötekileştirildi. Türkiye'de 2'inci Meşrutiyet'in hemen ardından kadınlar, hürriyet havası içinde yer almak adına siyasal hak istedi fakat böyle bir hak tanınmadı. Dünya savaşında Halide Edip Adıvar gibi öncü kadınlar, siyasete aktif katılmış olsa da ülkenin kurtuluşu için kadın sorunu geride bıraktı. Fakat şu an memleket sorunu ortada olmamasına rağmen hala kadın haklarından söz edemiyoruz. Oysa kadınlar memleket sorununda dahi kadın haklarından söz etmeliydi" şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından soru cevap şeklinde devam eden oturumun ardından sonuç bildirgesi tartışmaları gerçekleşecek.
(ekip/mg)

