'Gün gelecek kadınlar cenazelerini kendileri taşıyacak…'

08:10

Asya TEKİN-Zehra DOĞAN/JINHA


AMED - Diyarbakır'da gerçekleşen Demokratik İslam Kongresi'nin atfedildiği Mele Evdillayê Timoqî'yi anlatan torunu Şimel Beğik, "Dedem, 'Gün gelecek ve Kürt kadınları, cenazelerini kendi omuzlarında taşıyacak. İşte o zaman gerçek anlamda Kürtlerin kurtuluşundan söz etmek mümkün olacak' derdi. Paris'te katledilen Sakine'lerin cenazelerini Diyarbakır'da milyonlarca kadının taşıması dedemin bu sözlerine bir örnektir. Kürt halkının kurtuluşu bu mücadeleci kadınların direnişiyle gerçekleşecektir" dedi. 


Kürt tarihinin önemli isimlerinden Mele Abdullah Beğik'e (Mele Evdillayê Timoqî), atfedilen Demokratik İslam Kongresi'yle beraber, tarihte ilk sivil İslam kongresi örneğine imza atıldı. Sürgün yıllarında Kürt mücadelesinde yer alan gençlere, "dininizden asla vazgeçmeyin, eğer vazgeçerseniz, düşman kendi dininizle sizi yok eder. Onu kirletir ve siyasete döker. Bu yüzden İslam çerçevesinde toplanmayı asla göz ardı etmeyin" diyen Mele Evdilla'nın son isteği kongreyle beraber yerine getirildi. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın önerisi üzerine 10-11 Mayıs tarihleri arasında yüzlerce din insanının katılımıyla gerçekleşen kongre delegelerinden Mele Evdilla Timoqî'nin torunu Şimel Begik, Melle Evdilla'nın mücadele dolu yaşamını JINHA'ya anlattı.


'Dedem halkının yanında yer aldı'


Mele Evdilla'nın Kürt tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Şimel, "Dedem Kürt halk mücadelesi için yıllarca devletle burun buruna geldi 'örgüt üyesi' olarak nitelendirildi. Dedem, 'Örgütün imanı' diye suçlandı. Oysa dedem, İslam'ın en önemli şartı olan kardeşçe bir yaşam için mücadele verdiği için kendi halkının yanında yer aldı" dedi. Mele Evdilla'nın Batman, Silvan ve Hazro çevresinde imamlık yaparak, camilerde halkın arasında yurtseverlik duygularını, özlemlerini ve Kürt gerçekliğini halka aktarma çabasını sürdürdüğünü dile getiren Şimel, "1957 yılından 1985 yılına kadar Batman'ın Sason (Qabilcewz) ilçesine yerleşen dedemin buradaki tek amacı Kürt gençlerini İslam dininden uzaklaştırmadan Kürdistan geçekliğiyle tanıştırmak oldu. Dedem, dinin hem devlet elinde, hem de sahte imam, sofu ve şeyhlerin elinde halkın sömürgeci boyunduruk altında uyutulmasında nasıl kullanıldığının farkındaydı. Ve İslam dinini siyaset haline getirenlerden kurtarmak istiyordu" şeklinde konuştu.


'Hakkında sayısız dava açıldı'


 


"Mele Evdilla, devletin asimilasyonunun etkisine girmeyerek, sade temiz Kürt insanı olarak kalmayı bildi" diyen Şimel, Mele Evdilla'nın yurtseverlik çalışmalarından dolayı her defasında gözaltına alındığını ifade etti. Şimel, "Bu gözdağı oyunlarına gelmeyen dedem, aksine her gün artan bir şevk ve çabayla yurtseverlik görevlerine yüklendi. Halkı sömürgeciliğe karşı uyarma, eğitme, bilinçlendirme görevini durmadan dinlemeden sürdürdü. Bu aktif çabaları nedeniyle 1971 yılında yeniden hakkında çıkarılan tutuklama kararına dedem uymayarak bir kez daha halkına sığınmayı seçti. Dokuz ay halkın arasında saklı kaldı. Ancak 9 aydan sonra yeri tespit edilip yakalandı ve o günlerde toplu olarak sürdürülen siyasi davalar içinde yargılandı. Fakat elde yeterli delil olmadığından yargılanması tutuksuz olarak sürdürüldü" dedi.


'Dedemin hayali gerçekleşti'


12 Eylül cuntası geldiğinde yeniden tutuklanan Mele Evdilla'nın bir süre tutuklu kaldığını ve işkenceden geçtiğini belirten Şimel, "Serbest bırakıldıktan sonra Kürdistan Kurtuluş Birliği'nin (KKB) başlattığı silahlı propaganda eylemlerini duydu. Onlarla bağımsız ve özgür bir Kürdistan'ı gördü, bu bilinçle kendini halkına ve devrime daha çok adadı" diye belirtti. 1985 yılında ihbar sonucu evi basılan Mele Evdilla'nın tesadüfen evde olmadığını ve teslim olmamak için günümüz Federe Kürdistan'ına gittiğini söyleyen Şimel, "Başur ve Rojava'da yurtseverlik çalışmalarında bulunan dedem, gençlere her zaman 'Sakın İslam dininden uzaklaşmayın. Dininizi reddettiğinizde, düşman bunu fırsat bulacak ve sizi kendi silahınızla yok etmeye çalışacak. Bu nedenle her zaman İslami birliğinizi göstermek adına bir araya gelin ve dini politika haline getirerek kirletenlere karşı saf ve temiz İslam'ın gerçekliğini onlara gösterin' derdi" diyerek, Demokratik İslam Kongresi ile beraber, Mele Evdilla'ın hayalinin gerçekleştiğini dile getirdi.


'Abdullah Öcalan ile berber çalışma yürüttü'


Şimel, Rojava'da Mele Abdullah'ın PKK Lideri Abdullah Öcalan ile birlikte çalışma yürüttüğüne dikkat çekti. Şimel, "Dedem ve Abdullah Öcalan Rojava'da beraber yurtseverlik çalışmaları yürüttü. O dönemlerde dedem Mahsum Korkmaz Akademisi'nde PKK militanlarına İslam dini ve Kürt halkının inanç kültürü üzerine konferanslar veriyordu" diye belirtti. Melle Evdilla'nın 1992'nin 2 Şubat'ında hastalanarak Şam'daki bir hastanede yaşamını yitirdiğinde Baas rejimi tarafından cenazesinin çıkarılmasına izin verilmediğini hatırlatan Şimel, "Halk dedemi, 3 günlük bir direnişle aldı ve 6 Şubat tarihinde Rojava'da defnedildi" ifadesinde bulundu.


'Sakinelerin cenazesi milyonlarca kadının omzunda taşındı'


Mele Abdullah'ın Kürt halkının gerçek kurtuluşunun kadının özgür olmasından geçtiğini savunduğunu belirten Şimel, "Dedem kimsenin daha bilmediği bir sözü vardı. 'Gün gelecek ve Kürt kadınları, cenazelerini kendi omuzlarında taşıyacak. İşte o zaman gerçek anlamda Kürtlerin kurtuluşundan söz etmek mümkün olacak' derdi. Paris'te katledilen Kürt kadın siyasetçileri Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'i kadınlar omuzlarında taşıdı. Bu dedemin sözlerine bir örnekti. Şimdi Kürt kadınlar büyük bir kurtuluş mücadelesi veriyor. Kürt halkının kurtuluşu bu mücadeleci kadınların direnişiyle gerçekleşecektir" şeklinde konuştu.


(at/zd/mg)