Kadın hukukçular kadın katliamlarına karşı örgütlenecek

11:20

Sarya Gözüoğlu / JINHA


AMED – Hasta tutsaklar, TMK mağdurları, çocuklar, toplu katliamlar ve bunun yanında sistematik olarak devletin erkek aklının ürettiği yeni politikalarla yapılan kadın kırımları gibi sorunlarla karşı karşıya olduklarının vurgusunu yapan Kürdistan Hukukçular Derneği üyesi avukat Ruşen Seydaoğlu Ayyıldız, “Kadın özgürlükçü bir paradigma savunuluyorsa, özgün kadın hukukunun da tartışılması gerekiyor. Bu saldırılar karşısında kadın hukukçuların örgütlenmesi gerekiyor” dedi.


Diyarbakır’da 10 Mayıs tarihinde Diyarbakır 2. Hukukçular Buluşması’nı gerçekleştiren hukukçular, artık Kürdistan Hukukçular Derneği adı altında örgütlenecek. "Devlet Hukukundan Toplum Hukukuna Doğru" sloganı ile yapılan buluşma bir araya gelen 200’ü aşkın hukukçu ile gerçekleştirildi. Kürdistan Hukukçular Derneği üyesi avukat Ruşen Seydaoğlu Ayyıldız, geçtiğimiz Eylül ayında bir örgütlenme çalışması sonucunda Kürdistan Hukukçular Konferansı gerçekleştirdiklerini dile getirerek, Kürdistan Hukukçular Derneği’nin temellerinin 300 hukukçu ile birlikte bu dönemde atıldığını ifade etti.


‘Özerklik bakış açısıyla toplum yeniden inşa ediliyor’


Konferans çalışmalarını çok boyutlu yürütüldüğünü dile getiren Ruşen, "Kürdistan halklarının yaşadığı hukuksuzluklar, yargının tutumu, devletin sonsuz iktidarı sınırsız devlet algısı tamamıyla tartışıldı" dedi. Ruşen, bir diğer gündemlerinin ise, hukukçular arasında örgütlenmeye ihtiyaç olup olmadığı, varsa nasıl bir örgütlenme modeli geliştirilmeli konusu olduğunu ifade etti. Hukukçuların genelinin örgütlenme konusunda hem fikir olduklarını ifade eden Ruşen, "Özerklik bakış açısıyla toplum yeniden inşa ediliyor. Hukukçuların da bunda etkili bir güç ve sorumluluk duygusuyla hareket edecekleri bir alan oluşturulması gerektiği belirtildi" dedi.


‘Hukukçularının aktif olması itibariyle çalışmalarımız daha hızlı ilerledi’


Konferans sonucunda "Kuzey Kürdistan Hukukçular Meclisi"ni oluşturduklarını ifade eden Ruşen, bütün yerellerin yani hem şahıslar hem kurumsal temsiliyetlerin bu mecliste kendi karşılığını bulmasını sağladıklarını sözlerine ekledi. Ruşen, bu tartışmaların yerellere taşınarak, bir yıla yakın süredir örgütlenme çalışmasının bu temelde yürüdüğünü belirterek, "Diğer yerellere göre biraz daha şanslıyız. Hem örgütlü bir kent olması hem de hukukçularının aktif olması itibariyle çalışmalarımız daha hızlı ilerledi" şeklinde konuştu. Kürdistan Hukukçular Derneği toplantısını 10 Mayıs günü 200'e yakın katılımcıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Ruşen, "Bu alanda çalışma yürüten örgüt temsilcileri, kişiler çalışmayı sahiplenmişlerdi.  Örgütlenmeye olan zorunluluk bir kez daha ortaya çıktı. Herkes bu yönde ortak bir irade beyan etti" şeklinde konuştu. Ruşen kurulan dernekle örgütlenme modellerini gündeme aldıklarını ifade ederek, "Kürdistani değerleri de taşımak açısından, yapılan tartışmalar sonucunda derneğin adının 'Kürdistan Hukukçular Derneği' olmasında bütün bileşenler hem fikir oldular" sözlerini ifade etti.


‘Bir hafta içerisinde tüzüğümüzü oluşturacağız’


Gerçekleştirdikleri toplantıda çıkan en güzel kararın tüm katılımcıların kurucular kurulu olarak kendilerini tanımlamaları olduğunu sözlerine ekleyen Ruşen, "Bir hafta içerisinde tüzüğümüzü oluşturacağız. Kürdistan Hukukçular Derneği İsmiyle resmi başvuruda bulunacağız" şeklinde konuştu. Kürdistan halklarına dönük Roboski katliamı ve KCK operasyonları gibi hukuksuzluk süreçlerinin yaşandığını hatırlatan Ruşen, “Hukukçular da bu süreçlerin aktif sorumluluk alanlarıydı. Hukuk alanı örgütsüzdü. Özerk bir Kürdistan planı varken hukukçuların bundan ayrı durması mümkün değildi. Saldırılara refleks gösterme ve Kürdistan halklarının istediği hukukun ortaya çıkması için bu dernek zorunluydu” şeklinde konuştu.


‘Devletin zorbalığını ortadan kaldırmak için mücadele verilecek’


Demokratik çözüm ve müzakere sürecinde özerkliğin ciddi boyutlarından olan hukuk alanını örgütlenme kolundan destek verdiklerini ifade eden Ruşen, “Ancak halklar bütün bileşenleriyle refleks gösterirse bu süreç gerçekten halkların özgürlüğüyle sonuçlanabilir. Özgürlüklerin teminat altına alınması gerektiğine olan inancımızla bu sürece destek veriyoruz. Derneğimiz devletin Kürdistan halklarına olan zorbalığını ve sınırsızlığını ortadan kaldırmak için mücadele verecek hukuki ve toplumsal yöntemlere başvuracak” dedi. Ruşen, aynı anda tüm hukukçuların yerellerinden refleks gösterebilmeleri için örgütlenmeleri ve dayanışmaları gerektiğini ve yol haritalarının örgütlenme ile başladığını dile getirdi. Ruşen, “Kürdistan toplumunun istediği hukuku tartışmak ve gerektiği yerde gereken platformlarda bunu dile getirmek ve en nihayetinde de özgür bir hukuk oluşturarak toplumun özgürlüğünü teminat altına alacak bir hukuk sistemi oluşturmayı amaçlıyoruz” ifadelerine yer verdi.


‘Kadın hareketi hukuk alanında da güçlü bir çıkış sağlayacaktır’


“Hasta tutsaklar, TMK mağdurları, çocuklar, toplu katliamlar ve bunun yanında sistematik olarak devletin erkek aklının ürettiği yeni politikalarla yapılan kadın kırımları gibi sorunlarla karşı karşıyayız” vurgusunu yapan Ruşen,  kadın özgürlükçü bir paradigma savunuluyorsa, özgün kadın hukukunun da tartışılması gerektiğini ifade etti. Bu saldırılar karşısında kadın hukukçuların örgütlenmesi gerektiğini söyleyen Ruşen, sorun yaşayan kadınların kendilerini bulmasından ziyade olaylardan anında haberdar olarak kadınlara kendilerinin ulaşabileceği bir vaziyete gelmeleri gerektiğinin altını çizdi. Ruşen, “Hukuk mücadelesi içerisinde yer alan kadın avukatlar aynı zamanda kadın hareketinin aktivisti olacaklar ve kadın hareketi hukuk alanında da güçlü bir çıkış sağlayacaktır” şeklinde konuştu.


(sg/mg)