Faili meçhul dosyalar zaman aşımı tehlikesinde!
13:24
JINHA
AMED- Faili meçhul dosyalarının 20 yıldır savcılığın tozlu raflarında bekletildiğini ve zaman aşımı riski ile karşı karşıya kaldığına dikkat çeken İHD Diyarbakır Şubesi, “Mayıs ayı içerisinde 20 yıllık zaman aşımı süresini dolduracak olan kayıp ve faili meçhul dosyalar bir an önce açılarak, dosyaların zaman aşımına uğraması önlenmelidir. Öte yandan insanlığa karşı işlenmiş suçlar olarak gördüğümüz bu vakalarda zaman aşımı hususunda uluslararası hukuk ve insancıl hukuk ilkeleri esas alınmalıdır” dedi.
İHD Diyarbakır Şubesi, zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıya olan kayıplar ve faili meçhul cinayet dosyalarına dikkat çekmek ve dosyaların yeniden açılmasını talep etmek amacıyla kayıp yakınlarıyla birlikte Diyarbakır Adliyesi önünde kitlesel bir basın açıklaması yaptı. Açıklamaya İHD Genel Başkan Yardımcısı Av. Serdar Çelebi, İHD yöneticileri, Diyarbakır Barosu üyesi avukatlar, TİHV, MEYA-DER, Diyarbakır Tabip Odası, Barış Anneleri Meclisi, 78’ler Derneği ve çok sayıda kayıp yakını katıldı. İHD adına açıklamayı yapan İHD Hukuk Komisyonu üyesi avukat Rahşan Bataray, faili meçhul dosyalarının 20 yıldır savcılığın tozlu raflarında bekletildiğini ve zaman aşımı riski ile karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Mayıs ayı içerisinde 20 yıllık zaman aşımı süresini dolduracak olan kayıp ve faili meçhul dosyaların bir an önce açılmasını isteyen Rahşan, “Dosyaların zaman aşımına uğraması önlenmelidir. Öte yandan insanlığa karşı işlenmiş suçlar olarak gördüğümüz bu vakalarda zaman aşımı hususunda uluslararası hukuk ve insancıl hukuk ilkeleri esas alınmalıdır” dedi.
‘Sanıklar ve devlet aklanmaya mı çalışılacak?’
Faili meçhul dosyalarına ilişkin taleplerini ve kaygılarını paylaşmak için bir araya geldiklerini belirten Rahşan, “Yoğunluklu olarak 1990’lı yıllarda yaşanan kayıp, faili meçhul olaylarına ilişkin dosyalarda sistemli bir şekilde uygulanan cezasızlık politikası, 2014 yılında zaman aşımı uygulaması ile devam etmektedir. Bu olaylardan dolayı henüz hiçbir yetkilinin ceza almamış olması, cezasızlık politikasının tavizsiz uygulanmasının bir göstergesidir” şeklinde konuştu. Rahşan, kamuoyuna da yansıyan bazı dosyalarda düzenlenen iddianame ve dosya ayrıntılarının devletin ve devlet adına hareket eden kişi ve oluşumların işledikleri suçlara ilişkin önemli tespit ve bilgiler içerdiğine işaret etti. Rahşan, “Bu dosyalardaki yargılamaların uzunluğu, sanıkların tutuksuz yargılanması, yargılamaların güvenlik gerekçesiyle bölge dışındaki illerle taşınması gibi uygulamalar ve dosyalar sonucunda verilecek kararlar ile ‘Sanıklar ve devlet aklanmaya mı çalışılacak?’ sorusunu akla getirmektedir” vurgusunu yaptı.
‘Binlerce suç zamanaşımına uğradı’
Faili meçhul cinayetlerin uluslararası mevzuatta insanlığa karşı işlenmiş suçlardan sayıldığını ifade eden Rahşan, insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımının işlemeyeceği hükmünün de çok sayıda uluslararası mevzuatta düzenlendiğini kaydetti. Rahşan, “Özellikle 1990’lı yıllarda yoğunlaşan ve Kürtlere yönelik olarak sistemli bir şekilde uygulanan zorla kaybetme olaylarının, insanlığa karşı işlenen suçlardan olduğu ve zamanaşımı sorununun bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği bizlerce tartışmasızdır. Ancak, Türk yargı sistemi bu konuda 20 yıllık zamanaşımı kuralını uygulaması nedeni ile bu dönemde işlenen binlerce suç zamanaşımına uğradı” diye konuştu.
‘Kayıp ve faili meçhul dosyalar bir an önce açılsın’
Türkiye’nin demokratikleşmesi önündeki en büyük engelin soykırım, kayıplar, faili meçhul olayları olduğuna dikkat çeken Rahşan, ”Türkiye’nin demokratikleşmesi önündeki en büyük engelin soykırım, kayıplar, faili meçhul olaylar ve savaş suçlarından oluşan karanlık tarihi ve bu karanlık tarih ile yüzleşmemesi olduğunu biliyoruz. Bu karanlık tarihin en yakın dönemini oluşturan olaylar, halen sanıkları da, tanıkları da mevcut olan kayıplar ve faili meçhul cinayet olaylardır. Bu olayların aydınlatılması ve sorumluların cezalandırılması ile işe başlanması, bu sürece önemli katkılar sunacaktır. Bu nedenle Mayıs içerisinde 20 yıllık zaman aşımı süresini dolduracak olan kayıp ve faili meçhul dosyalar bir an önce açılarak, dosyaların zaman aşımına uğraması önlenmelidir. Öte yandan insanlığa karşı işlenmiş suçlar olarak gördüğümüz bu vakalarda zaman aşımı hususunda uluslararası hukuk ve insancıl hukuk ilkeleri esas alınmalıdır” şeklinde konuştu.
Diyarbakır Savcılığı’nda soruşturma dosyaları derdest olan ve bu ay içerisinde 20 yılını dolduracak olan bazı dosyalar şöyle:
“- Mustafa Bulut, Ekrem Bulut, Ramazan Bulut, Fahri Bulut ve Ali Bulut’un Bolu’dan gelen komando birliğine bağlı askerler tarafından göz altına alınıp kaybedilmelerinin üzerinden 20 yıl geçti. 13 Mayıs 1994 tarihinde göz altına alındıktan sonra kendilerinden haber alınamayan 5 aile bireyinden Ekrem, Ramazan ve Ali Bulut’un kemikleri bir toplu mezarda tespit edilmişti.
- İkram İpek, Servet İpek ve Seyithan Yolar 18 Mayıs 1994 tarihinde göz altına alınmış ve bir daha da kendilerinden haber alınamamıştı.
- Mehmet Selim Örhan, Cezayir Örhan ve Hasan Örhan 24 Mayıs 1994 tarihinde Bolu Tugay askerlerince göz altına alınıp kaybedildiler. Mehmet Selim ve Hasan Örhan’ın kemikleri Bulut ailesi ile aynı toplu mezarda tespit edildi.”
(ny-sg/mg)

