'Halkların sömürüye karşı meşru müdafaa hakkı var'

08:45

 


Derya Ceylan-Beritan Elyakut/JINHA 


JINHA


AMED - Kuran'da yer alan ayetlerde halkların sömürüye karşı meşru müdafaa haklarının Allah tarafından verildiğinin açık bir şekilde görüldüğünü dile getiren Hazro Belediye Eş Başkanı Güler Doğu Özavcı, "Bu anlamda Ortadoğu'da yaşanan ciddi bir kriz var savaşlar yaşanıyor katliamlar yaşanıyor. Kadın üzerinde ciddi bir soykırım söz konusu. Kadına dair her türlü sömürü şiddet ölümler katliamlar ayetler üzerinden meşrulaştırılamaya çalışılıyor" dedi.


Kadınlar bin yıllardır iktidarların ve erk zihniyetinin baskısı ve soykırımına maruz bırakıldı. Kimi zaman inançlar, örf adetler ve kimlikler kadına yönelik şiddette kullanılırken bu yaklaşımın en kolay meşru kılındığı yöntem ise din olgusu oldu. Ortadoğu'da din olgusu kullanılarak kadınlara yönelik tecavüz, taciz, katliam gibi yok edici sindirici yaklaşımlarda bulunulurken, tüm bu suçlar inançların gölgesinde meşru kılındı. İslâm kullanılarak hayata geçirilen sömürgeci yaklaşımların Allah tarafından kabul edilemeyeceğini örnekleyen, Hazro Belediye Eş Başkanı Güler Doğu Özavcı, "Kuran rivayetlerinde Hazreti İbrahim'in nemrut karakterinde cisimleştiği kapitalist modernite ile Hazreti İbrahim'in nemrutları yıkma projesi günümüz anlamıyla demokratik modernitenin temsilciliğini yapmıştır. Hazreti Musa aynı zamanda firavuna karşı mücadele ederken ayetlerden apaçık görüyoruz ki, Allah sömüren ezen devlet olgusunu eleştirdiği kadar bu sömürüye sessiz kalan halkların durumunu da eleştiriyor" dedi.


'Kadın üzerinde ciddi bir soykırım söz konusu'


Kuran'da yer alan ayetlerde halkların sömürüye karşı meşru müdafaa haklarının Allah tarafından verildiğinin açık bir şekilde görüldüğünü dile getiren Güler, "Bu anlamda Ortadoğu'da yaşanan ciddi bir kriz var savaşlar yaşanıyor katliamlar yaşanıyor. Kadın üzerinde ciddi bir soykırım söz konusu. Kadına dair her türlü sömürü şiddet, ölümler, katliamlar, ayetler üzerinden meşrulaştırılamaya çalışılıyor" ifadelerinde bulundu.  Güler,  Kuran'da Hazreti Muhammed'in somut yaşamı kadınları bu örnekle karşı karşıya getirmiyor. Tam aksine Hz. Muhammed ile beraber kadının konumu hak ettiği boyuta getiriliyor ekonomik toplumsal siyasal ekonomik anlamda yer alacak konuma getiriyor. Özellikle siyasal anlamda İslâm'da hiçbir engelin olmadığı yöneticilik anlamında hiçbir engelin olmadığı açıkça belirtiliyor" diye konuştu.


'Rojava'da etnik ve dini faşizm uygulanıyor'


İran'da, Mısır'da, Irak'ta kadın üzerinden yapılan uygulamaların hiçbirinin İslâm'ın özüne uymadığını ifade eden Güler, "Medine Sözleşmesi'ni günümüz açısından somutlaştırırken Rojava ile örneklendirebiliriz.  Rojava ve Medine sözleşmeleri birbirine birebir uyan sistemler" ifadelerinde bulundu. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın Demokratik İslam Konferansı'nda El Nusra çetesini İslamiyet'in faşizmi olarak değerlendirdiğini dile getiren Güler, "Önderlik çok iyi bir tespitte bulunmuş. Tamamen etnik ve dini faşizm uygulanıyor yani etnik anlamda Kürtlere Kürtlerin canı ve malı helâl kılınıyor. Cinsiyetçi anlamda kadına yönelik her türlü şiddet din ile meşrulaştırılıyor. Büyük bir milliyetçilik yapılıyor" şeklinde konuştu.


'İslamiyet'in cinsiyetçi bir yaklaşımı yoktur'


İslamiyet'in kadın konusunda cinsiyetçi bir yaklaşımı olmadığını dile getiren Güler, "Ayetlere baktığımızda ey inanalar diye tabirler vardır. Ya da ey kadınlar ve ey erkekler diye hitaplar vardır. Her iki cinsinde muhatap alındığı hitaplar vardır. Biz Kuran'a ve İslâm'a bağlı kalmaktan ziyade biraz daha İslâm tarihine bağlı kaldık ve İslâm tarihine bağlı kaldığımız için de sanki bu cinsiyetçi yaklaşım İslâm'da varmış gibi bir durum söz konusu. Ama böyle olmadığı Kuran'da çok net ifade ediliyor" vurgusunu yaptı.


'Yapmamız gereken her konuda kadın bilinciyle konuşmak'


Allah'ın Kuran'da müminun ve müminatun diyerek kadınlar ve inananları birlikte zikrettiğini dile getiren Başkent Kadın Plâtformu Sözcüsü ve Akademisyen Berrin Sönmez, "Bu bize şunu gösteriyor aslında sorumlulukta uyarılarda ihtarlarda ve haklarda eşitlik vardır Allah kadınları ve erkekleri birlikte zikrederken onları aynı şekilde sorumlu tutuyor" dedi. Hangi inançtan hangi ideolojiden olunursa olunsun kadınların ortak hareket etmek zorunda olduğunu dile getiren Berrin, "Sadece kadına ilişkin konularda söz söylemek değil yapmamız gereken aslında her konuda kadın bilinciyle konuşmak ve kadın bilinciyle konuşurken aynı zamanda kadınlar arasında politik ortaklıklar tesisi etmek olacaktır" dedi. Berrin, her alanda her adımda kadınların sözlerini söyleyerek mücadele etmeleri gerektiğini kaydetti.


'Medine Sözleşmesi kadınlar açısından ciddi bir referanstır'


Rojava'da kadınlara yönelik çıkarılan fetvaları Medine Sözleşmesi kapsamında değerlendiren Berrin, "Medine Sözleşmesi kadınlar açısından ciddi bir referanstır" sözlerini ifade etti.  Medine vesikası referans alınacaksa Rojava'da hayata geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Berrin, "Umarım Rojava'da hayata geçirilir. Biz kadınları ve erkekler daima birlikte zikretmeliyiz. Rabbimiz Kuran'da birlikte zikretmekten çekinmemiş. Bu eşitliği kurabilmek için temel yaklaşımımız olmak zorunda" ifadelerinde bulundu.


(sg/mg)