Adanalı kadınlardan Başbakan'a 'Soma' tepkisi

09:06

 


Tekoşin Tekin/JINHA    


ADANA - Manisa'nın Soma ilçesinde meydana gelen ve yüzlerce madencinin yaşamını yitirdiği faciayı değerlendiren Adanalı kadınlar, facianın tek sorumlusunun hükümet olduğunu belirterek, "Kürt çocukları kendi ulusal haklarını kazanmak adına sokağa çıktıklarında '15 yaşındaki çocuğun ne işi var sokakta' diye soran Başbakan'a 15 yaşındaki çocuğun hiçbir güvenlik önleminin alınmadığı her an ölümle burun buruna olabileceği maden ocağında ne işi var diye sormak gerekir" dedi.


Türkiye'de önlenebilir iş kazalarından ötürü yaşamını yitiren emekçilerin sayısı ise adeta katliamı andırıyor. İş cinayetlerinde Türkiye Avrupa birincisi iken, Dünya'da ise üçüncü sırada yer alıyor. Türkiye'de 2014 yılının Ocak ayında 87, Şubat ayında 77, Mart ayında 112 işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi. Son olarak ise Manisa'nın Soma ilçesinde bulunan Soma maden Ocağı'na 13 Mayıs günü meydana gelen faciada resmi rakamlara göre 238 madenci yaşamını yitirirken, yüzlerce madencisi ise yerin birkaç kilometre altında kurtarılmayı bekliyor. Faciada 15 yaşındaki madenci bir çocuğun yaşamını yitirmesi Türkiye'deki iş kazaların sebeplerini gözler önüne serdi. Adana'daki kadınlar Manisa'nın Soma ilçesindeki maden ocağında meydana gelen faciayı tepkilerine neden oldu.


'Türkiye'de iş güvenliği yok'


Türkiye'de işçilerin çalışma koşulları açısından sömürünün ve insanlık dışı çalışmanın en katmerli ülke olduğunu belirten Saniye Seçkin, Türkiye'nin iş cinayetleri konusunda ilk sıralarda yer aldığını ifade etti. Saniye, "Soma ne ilk ne de son olacaktır. Maden ocakları kazalarının sebebi gerçekten sermayenin acımasızca kar etme hırsıdır. Maliyeti düşürmek adına iş güvenliği adına alınan önlemlerin hiçbirisi alınmıyor" şeklinde konuştu.  Saniye, "Aslında bu ülkenin Başbakanı'na şunu sormak gerekir. Kürt çocukları kendi ulusal haklarını kazanmak adına sokağa çıktıklarında '15 yaşındaki çocuğun ne işi var sokakta' diye soran Başbakan'a 15 yaşındaki çocuğun hiçbir güvenlik önleminin alınmadığı her an ölümle burun buruna olabileceği maden ocağı yerin 200 metre altında ne işi var diye sormak gerekir" ifadesine yer verdi. Saniye, Türkiye'de iş güvenliğinin alınmamasının vicdansızlığın, acımasızlığın, sömürünün, sermayenin, kar etme ve insani hiçbir kurallarının dinlenmediğinin bir göstergesi olduğunu kaydetti.


'Çocukların katledilmediği bir ülke istiyoruz'


Soma'da yaşananların devletin 5 bin yıllık katliamcı ruhunun yeniden tezahür ettiğini söyleyen Gülistan Atasoy, Soma'da yaşanan cinayetlerin Roboski katliamından farkı olmadığını kaydetti. Gülistan, "Devlet her zaman ki manipülasyonun burada da kullanıyor. Roboski'de 15 yaşındaki çocuklara kaçakçı deyip iş kazası diye manipüle eden anlayış Soma'daki iş kazasına da kader deyip aslında aynı yolu denemektedir. Devlet bunu sürekli yapıyor ancak son bir yılda yaşanan bin 300 iş cinayeti yaşanan işçi ölümleri gerçeği çok açık ortaya koymaktadır" dedi. Gülistan, güvencesizliğe itilen işçiler, emekçiler her gün ölümle karşı karşıya olduğunu belirterek, ölüm riskinin her an tüm iş alanındaki emekçilerin yaşamakta olduğunu dile getirdi. Gülistan, 15 yaş altı çocukların maden göçüklerinde katledildiği bir ülkede yaşadıklarını ifade ederek, "Devlet 6 bin maden işçisinin yaşadığı Soma İlçesinde bir yanıt ünitesi kuracağına Cuma günü için 80 tane imam görevlendirip halkın dini duyguları üzerinden dini bir sömürü alanı yaratıp tekrardan kendini temize çıkartma derdine girmiştir. İnsanların artık bir şeylerin fark ettiğini toplumsal muhalefetin güçlendiği bir dönemi de yaşamaktayız" vurgusunu yaptı. Soma'daki katliamın Türkiye'de ki katliamların oluşmasını engelleyeceği bir muhalefetin doğuracağı vurgulayan Gülistan, "Biz artık 15 yaş altı çocukların katledildiği maden göçüklerinde kalmadığı savaş uçaklarının bombalarıyla parçalanmadığı bir ülke kurmayı başarabiliriz temennisiyle mücadeleye devam etmek gerekiyor" diye konuştu.


'Türkiye'de insan canın çok ucuz’


Bir diğer kadın Işıl Peynirci ise, Türkiye'de insan canının çok ucuz olduğuna dikkat çekti. Işıl, kapitalist sistemde insanların sömürülerek, ucuz işçi olarak ölüme gönderildiğini söyledi. En açık örneğinin dün Soma'da yaşanan maden katliamı olduğunu belirten Işıl, "Açıkçası söylenecek bir şey bulamıyorum.  Yaşanan bu katliam sözün bittiği yerde. Türkiye insanın bedeni canı çok ucuz. Bu ülkede bunları yaşatanlar hangi şartlarda hesap verecekler. Çok sayıda insanın yok olması nefessiz kalması hani bir laf vardır ya hani bu devlet hani bu adalet. Yetkili insanlar bir gün de olsa kafalarına kaskı takıp zor şartlarda çalışan insanlarının yerine girse… Sözlerin bittiği nokta aslında olduğumuz durum. Biz bu evrende ağaçların hayvanların doğanın yok olmasını istemezken Türkiye hükümeti insanlarımızı yok ediyor bunu hangi zihniyet açıklayabilir" diye tepki gösterdi. İşçi cinayetlerinde meydana gelen her kayıp için üzüntü duyduklarını söyleyen Bahriye Kelleci de, Soma'da yaşanan işçi kazasından çok etkilendiklerini ve bu kazaların bir an önce önlenmesini istedi. Bahriye, "Küçük çocukların çalıştırmaları Türkiye'nin gelişimini değil gerileştiğini gösteriyor. Taşeron işleri çok kötü şartlar altında çalıştırılıyorlar ki hiçbir sağlık güvencesi yok. Bu aslında Türkiye'nin büyüdüğünü değil küçüldüğünü gösteriyor" diye kaydetti.


 (tt-rt/mg)